1000Kitap Logosu
Aleksey Tolstoy
Aleksey Tolstoy
Aleksey Tolstoy

Aleksey Tolstoy

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
7.6
76 Kişi
197
Okunma
29
Beğeni
1.681
Gösterim
Tam adı
Aleksey Nikolayeviç Tolstoy
Unvan
Rus Şair ve Yazar
Doğum
Pugachyov, Rusya, 10 Ocak 1883
Ölüm
Moskova, Rusya, 23 Şubat 1945
Yaşamı
Babası kont Nikolay Aleksandroviç Tolstoydur (1849-1890). Annesi Aleksandra Leontyevna Turgenyeva (1854-1906), dekabrist Nikolay Turgenyev’in yeğenidir. Soylu bir aileden gelen Aleksey Tolstoy, Lev Tolstoy’un da uzaktan akrabasıdır. İlk öğrenimini evde özel öğretmen rehberliğinde tamamlamıştır. 1897 yılında Tolstoy’un ailesi geleceğin yazarının gerçek bir lise eğitimi alacağı Samara’ya taşınır. 1901 yılında liseden mezun olduktan sonra, öğrenimine devam etmek için Peterburg’a gider. Teknoloji Enstitü’sünün makine mühendisliği bölümüne girer. Bu yıllarda Nekrasov ve Nadson’dan öykünerek ilk şiirlerini yazar. 1907’de diplomasını almasına kısa bir süre kala, kendini edebî çalışmalara adamaya karar verir ve enstitüyü bırakır. “Mavi Nehirler Arkasında” eseri Rus folklörüyle tanışmasının bir sonucudur. Bu dönemde ilk düzyazı tecrübesini gerçekleştirmiştir “Saksağan Masalları”. Tolstoy’un sanatının ilk yıllarında, bu yıllarda arkadaşı olan Voloşin’in etkisi görülür. 1909 yılında ilk öyküsü olan sonraki yllarda “Volga boyunda” adlı derlemesine giren “Turenev’de Bir Hafta” eserini yazar. Daha sonra iki romanı “Tuhaf Adamlar” ve “Topal Ağa” eserlerini yazar. Tolstoy’un eserleri, kuşkusuz büyük ve güçlü bir yazar olarak gördüğü Maksim Gorki’nin dikkatini çeker. Birinci Dünya savaşı Tolstoy’un planlarını değiştirdi.Savaş muhabiri olarak cephede bulunur, daha sonra İngiltere ve Fransa’ya gider. Savaş hakkında bir dizi deneme ve makale yazar (hikayeleri: “Dağda”.1915; “Su Altında”; “Hoş Hanım”,1916). Savaş yıllarında dramaturjiye ve komediye “Şeytan” ve “Şekerim” yönelir. Şubat devrimi olayalrı onun ilgisini tarihle ve Petro dönemiyle ilgilenmesine teşvik eden Rus devletinin Problemlerine çeker. Uzun süre zamanını dönemin asıl olayı olan I. Petro ve kuşatmalarına ışık tutmak için çabalayarak arşivler üzerinde çalışmakla geçirir. Tolstoy Ekim Devrimini düşmanca kabul eder. Çalışmaya devam eder -1918’de onun yaratıcılığında tarihi konu ortaya çıkar (hikayeleri “Sanrı”, “Petro’nun Günü”)-. 1918 yılının sonbaharında ailesiyle Odessa’ya gider, oradan da Paris’e... Mülteci olmuştur. Ailesi hakkında bu dönemde Tolstoy daha sonra şunları yazar: "Göç sırasında hayat benim hayatımın en zor dönemiydi. Orada anladım ki vatanından ayrı bir çift insan olmak kimseye gerekli değil…" 1920 yılında “Nikitina’nın Çocukluğu” öyküsünü yazar. 1921 yılında Berlin’e göç eder ve Arefe grubuna( Sovyet hükümetiyle yapılan savaştan sonra ortaya çıkan, Rus göçmenlerinin, entellektüellerinin toplumsal politik hareketi girer. Bunun sonucunda eski arkadaşları Tolstoy’a yüz çevirirler. 1922’de Berlin’e gelen Gorkiy Tolstoyla dostça ilişkiler kurar. Berlin döneminde “Aelita” romanını, “Kara Cuma” ve “Yatak Altında Bulunan El yazması” hikayelerini yazar. 1923 yılında Tolstoy Sovyet Rusyasına geri döner. Dönüşünden sonra yazdığı eserlerin başında üçlemesi “Azap Yolu” (“Kız Kardeşler”, “Yıl 1918”, 1927-28; “Kederli Sabah”. 1940-41) eserini yazar. Trilojisi yani bu üçlemesi teme olarak “Ekmek” (1937) öyküsünü andırmaktadır. 1925 -1927 yıllarında bilim kurgu romanı “Mühendis Garin’in Hiperboloidi’ni yazar. Tarihsel romanı “Birinci Petro” (1929-1947 tamamlayamamıştır) Sovyet edebiyatında acımasız ve güçlü reform iktidarının savunuculuğunu üstlenen türün en önemli örneği sayılabilir. Tolstoy’un öyküsü “Aelita” (1922-1923) ve romanı “Mühendis Garin’in Hiperboloid’i (1925-1927) Sovyet bilim kurgu klasiklerindendir. Diğer eserleri arasında “Rus Karakteri” (1944), drama eseri-Çar rejimi hakkında fikir ayrımını anlatan “İmparatoriçe’nin Büyüsü” (1925) eserleri bulunmaktadır. Yazarın misafir evinde ilginç, yetenekli, insanlar-yazarlar, aktörler, müzisyenler toplanırdı. Tolstoy 16 yıl üzerinde çalıştığı fakat tamamlayamadığı tarihi romanı “Birinci Petro” eseri ile büyük başarıya ulaşmıştır. İç savaş sırasında sık sık denemeler, makaleler, kahramanları şavaşın zor tecrübelerini yaşamış sıradan insanlardan oluşan hikayeler yazıyordu. Savaş yıllarında drama eseri “Korkunç İvan’ı” yazar (1941-1943). Ağır hastalığı yazarın zafer günlerine kadar yaşamasına müsaade etmez ve Tolstoy 23 Şubat 1945’te Moskova’da ölür.
mkbt
Aelita'yı inceledi.
240 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
·
Puan vermedi
Aleksey N. Tolstoy'un 1923 yılında yazılmış ve pek çok dünya diline çevrilmiş yapıtı Aelita, çağın fizik, astronomi ve tarih görüşlerini sentezleyen bir serüven. Bir Sovyet mucidi ile eski bir Kızılordu neferi Mars'ta yeni bir uygarlık Savaşı'nın içinde buluyorlar kendilerini. Sovyet eşitliği kurma iddiasındaki bir ülkeden gelip ilahi bir ilgi ve korkuyla karşılaşıyorlar. "Göklerin Oğullarını" ilahi tahtlardan indiren ilk etken, çökmekte olan eşitsiz Marslı uygarlığının güzel prensesi Aelita'nın aşkı oluyor, ikincisi ise isyan. Yayınlandığından bu yana pek çok kez sinemaya uyarlanmış Aelita, zamanın göreliliği, roket fiziği, Sovyet sistemi gibi temalardan yararlanan yazarın, "Batı'nın Çöküşü" teorileriyle tartışması olarak da değerlendirilir. Keyifli okumalar.
Aelita
7.5/10
· 115 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
4
240 syf.
·
30 günde
·
7/10 puan
Bu kitabı okumalı mıyım diye bana soracak olursanız okumanız gereken birçok kitabı bitirdikten sonra elinizde okunmaya değer çok güzel eserler kalmamışsa okuyabilirsiniz. Aksi takdirde bu kitaba ayıracağınız sürede çok daha güzel kitaplar okuyabilirsiniz. Kitap zamanında güzel yazılmış bir eser olsa da zamanımızda güncelliğini çok büyük bir şekilde yitirmiş durumda. Kitapta çok fazla üstün körü geçilmiş nokta vardı. Kitap olması gerekenden çok kısa olmuş. Bu da kitaptaki karakterlere yeterli derinliğin verilmesini engellemiş gibi geldi. Dikkat buradan sonra spoiler var. Kitapta iki rus marsa gidiyor. Marsa gidecek birisini duvarlara ilan yapıştırarak buluyorlar. Bunun yerine karakterler özel yetiştirilmiş kişiler olsaydı daha güzel olurd. Sonuçta gezegen değiştiriyorsun il değil. Dünyayı tanıtmak veya ülkelerini tanıtmak için özel bir eğitimden de geçirildiler diye bir cümle olsaydı bile bu eksikliği kolayca kapatırdı. Marsa gittiklerinde dünyadan farklı o kadar az şey var ki Türkiye de batıdan doğuya gitseler daha çok farklılık görürdü. Kitap çağında ortalamanın biraz üstünde bir kurgu olsa da günümüzde okunabilecek çok daha güzel kitaplar var. Aelita yerine aedeni okumanızı tavsiye ederim orada farklı gezegende olmanın verdiği farklı detaylar çok daha iyi işlenmiş. Kitabın bu gibi başka eksikleri kitaptan soğumama neden oldu. Kitap elimde ortalama kitap bitirme süremin çok üstünde bir sürede okudum. Kitaba puanım 6,5 yazıldığı tarihi düşünerek bu puanı verdim günümüzde yazılmış olsaydı 2 ya da 3 verirdim. Aradığım Mars bilimkurgusunu bulamadım.
Aelita
7.5/10
· 115 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
Barış...
Aelita'yı inceledi.
240 syf.
Bilim kurgu edebiyatına sarmal hibrit bir bakışla yazılmış eser
Merhaba, Bilim kurgu edebiyatına dahil az sayıda eser okudum ancak bu kitapta ilk kez bilim kurgu edebiyatında sarmal hibrit bir işleyiş gördüm. Nasıl? Şu şekilde; kitapta kara mizahın nükteli tarizi, felsefi tespitleri ve mekanik- bilimsel bakışı bir arada bulunmakta. Yazarın kaleminin sihiri bu olsa gerek ki hepsini tek bir kitapta harmanlamış. Girişi bu şekilde yaptıktan sonra biraz yazar kim ona deyineyim. Ben "Tolstoy" ismini görünce vay bizim Rus üstadın böyle kitabı mı varmış diyip aldım , lakin yanlış yaptım ama her yanlışta bir doğru vardır derler ve sonradan iyi ki aldım dedim kitabı. Soylu bir aileden gelen Aleksey Tolstoy, Lev Tolstoy’un da uzaktan akrabasıdır. Makine mühendisi olmasına rağmen hayatını yazdığı edebi eserler ile , öyküler ile devam etmiş. Özetle bizim bilindik Tolstoy değil bu kitabın yazarı. Kitaba incelemeye geri dönersem, başlangıçta mekanik bilgiler ve astrofizik ile ilgili, gezegenlerin yapısı anlatan bilimsel bilgiler veriliyor, o kısım merak ve sürükleyici unsurlar içeriyor, sonra marsta uzaylıların yaşamına konuk oluyorlar, o kısımda bildiğiniz marsta geçen sit com dizi senaryosu okuyor gibi hissediyorsunuz, "Yanık kokusu var burada, -dedi Gusev, Rusça, yanık diyorum, yanık! İyi çekmesi için ocak bacanızın üzerine bir baca şapkası koyun! Bir de Marslı geçiniyorsunuz! Zır cahiller sizi! " s.113 Alıntıdan anlaşılacağı gibi biraz kara mizah birazda marslıların dedikodusu olan sit com dizi senaryosu gibi bir süre devam ediyor, sonrasında en muazzam , fevkalade kısım geliyor , felsefi tespitler. O kısma hayran kaldım. Özetle kitabın sonuna doğru yazar kalemini bir filozofa vermiş ve kitabın son kısımını o tamamlamış resmen , felsefi tespitleri müthiş. Şunu da eklemeden geçemeyeceğim, yemek dahil yaşamdaki her somut olgunun sonu gelince en güzel kısmıdır. Bende inceleme yazımı sonlandırırken, serancamın en güzel olması için kitap içerisinden en beğendiğim alıntıyı paylaşıyorum ve sizlere keyifli okumalar diliyorum. "Şöyle diyordu bu grup: “Güneş ışığı Dünya'ya düşüyor, sonra ölüyor, sonra Dünya meyvelerinde yeniden hayat buluyor.” Hayatın temel yasasıdır bu." S.141
Aelita
7.5/10
· 115 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
11