Otuz Dördüncü Öykü
Dimdim Sarayı
İran kralı Şah İsmail vaktinde, Marage bölgesinde( Urmiye ve Tebriz arasında bulunur.)Esker Han adında kafir bir İranlı han yaşarmış. Hakkari'ye komşu bir bölgede erişilmez ve müstahkem bir kayalık bulunurmuş, buraya Dimdim Sarayı adı verilirmiş. Bu kaleyi idare eden prensin adı Han Evdal imiş. Bu, genç ve yakışıklı bir adammış; bundan dolayı da ona Mir Çepil Zêrin (Altın Kollu Prens) derlermiş. Yukarıda adı geçen kafir Asker Han, Han Evdal'a ve Dimdim halkına karşı dinmeyen bir nefret beslermiş. Bunlar karşılıklı olarak ganimetlerini çalarlar birbirlerini öldürürlermiş. Kafir Asker Han, Marage civarlarından on bir bin süvari ve piyade erinden oluşan bir ordu toplamış. Toplar almış, ordugâh kurmuş ve Han Evdal'a saldırmak üzere Dimdim Kalesi'ne doğru yola çıkmış. Kaleyi kuşatmış, kimsenin girip çıkamayacağı bir şekilde dört yanını ablukaya almış. Dimdim'in içinde ihtiyarlar olsun, gençler olsun, toplamda yalnızca yedi yüz adam varmış ve bunlar silahlarını kuşanarak saldırıya karşılık vermişler. Han Abdal her gün yüz kadar adamla dışarı çıkıyor, Asker Han'ın askerleriyle mücadele ediyor ve belli bir kayıp vererek kaleye geri dönüyormuş; İran ordusuyla bu şekilde her gün savaşıyormuş. Han Abdal, Van paşasına kuşatmanın vaziyetini bildiren bir mektup göndermiş ve ondan yardım istemiş. Asker Han'ın orduları her gün daha da büyürken, Evdal Han'ın kuşatma altındaki askerleri ölüyor ve gözle görülür bir biçimde azalıyormuş. Özetlemek gerekirse, düşman üç ay boyunca Dimdim Sarayı'nı topa tutarak ve saldırıları yineleyerek, kaledeki asker sayısını yedi yüzden yetmişe düşürmüş. Cephane ve erzak azalmış; birçok aile ve çocuk açlıktan ölüyormuş. Kuşatılanların hiçbir yardım umudu yokmuş ve artık düşmana karşı koyabilecek durumda değillermiş. Bir