Ali Bardakoğlu

Ali Bardakoğlu

Yazar
9.0/10
5 Kişi
·
15
Okunma
·
6
Beğeni
·
327
Gösterim
Adı:
Ali Bardakoğlu
Unvan:
Diyanet İşleri Eski Başkanı
Doğum:
Kastamonu, Türkiye, 1952
Ali Bardakoğlu, Türk ilahiyatçı ve 16. Diyanet İşleri Başkanı. İlk öğrenimini Tosya'da tamamladı. 1970 yılında İstanbul İmam Hatip Lisesi'ni bitirdi. 1974'de İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü'nden, 1975 yılında da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Doğum tarihi: 1952, Tosya
Kitaplar: Religion and Society: New Perspectives from Turkey, Religion und Gesellschaft: neue Perspektiven aus der Türkei
Eğitim: İstanbul Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi
İslam da dini hoşgörünün, din özgürlüğünün ve onun götüreceği sosyal barışın teminatı olan bir ilke, ilahi iradenin tüm insanları tek bir din üzere toplamayı murat etmemiş olmasıdır.
İnsanlığın tarih boyunca daima farklı dini inanış ve tercihler içinde olduğuna ve bundan sonra da bu çeşitliliğin devam edeceğine işaret eden ayetler, İslamın kendini hak din olarak görmesi ve böyle bir iddia taşıması ile de çelişmez.
Kaynağından arı duru şekilde çıkan su kapımızın önüne geldiğinde kirlenmiş ise, bize düşen onu kirleten arızi durumları gidermektir. Kuran ve Sünnet olduğu sürece müslümanların asla din konusunda yolunu şaşırmayacağı ve İslam ümmetinin dalelet üzerinde birleşmeyeceğine dair ortak anlayış da bunu ifade etmektedir.
İslamın iki ana kaynağının dini öğretisi ile İslamın on dört asırlık tarihsel tecrübesi arasındaki ince çizgiyi fark etmek, sadece geçmişi anlamak için değil, günümüzde olup biteni kavramak ve günümüz Müslümanlarının temel sorunlarını ele alırken özgüvenimizi ve sağduyumuzu yitirmemek için de önemlidir.
Behlül Faruk Gezer
Behlül Faruk Gezer İslam Işığında Müslümanlığımızla Yüzleşme'yi inceledi.
İslami kanatta eksiklikleri açık ve korkmadan belirten bir kalemle karşı karşıyayız. Sosyolojik değerlendirmeler çok yerinde. İnsan, şöyle bir neler yapalirim diyor, yürekten.
371 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Kitap İnceleme Yazısı

Kitap Adı : İslam’ı doğru anlıyor muyuz?
Yazarı Adı: Prof. Dr. Ali Bardakoğlu (1952-…)
Yayınevi : Kuramer
Baskısı : 2. Baskı/ Aralık 2019 / 371 Sayfa
Barkodu :9786059437349

Hani bir şeyi okuyup/dinleyip/gözleyip tatmin olur, ikna olur ve doyar da insan, duygularını tam anlamıyla dillendiremez. Bu eser de işte o kategoriye girenlerden.
Mantık, etik, estetik, felsefi bütünlük içinde tarttığımız zaman, ilave bir açıklamaya ihtiyaç hissetmiyor insan aslında. Fakat başkalarını da okumaya teşvik etmek için, ne anladığım konusunda açıklamalar yapmamda fayda var.
"Neye, niçin, nasıl ve ne kadar inanacağız? Ve nelere inanmayacağız"
düşünce ve çekincesiyle ilkesel bir duruş sergilemek istiyorsak, bu kitap bizlere kalıcı öneriler sunuyor.
İnançlarımızın toplumsal faydaya, barış, huzur, sevgi ve dayanışmaya hizmet etmesi, farklı inanç grupları ve inanmayanlara da güven telkin edebilmesi bizim elimizde.
İnancınız, başkasına layık gördüğünüzle ve tattırdığınızla eşdeğerdir.
Yaşadığımız tüm acılar, adaletsizlikler, etik ve estetik dışı tavırlar, sahteliğin izlerini taşımaktadır.
Yapmadığı şeyleri söyleyen, söylediklerini yapmayan, göründüğünden farklı bir gündemi olanlar değil midir, bize dünyayı cehenneme çevirenler?!
Ve sonuçta da bu gaflet, ihanet ve dalaletini; dünya imtihanının cilvesi nitelendirmesi ile meşruiyet kazandırma pişkinliğine yeltenenler!
"İslâm’da ruhban sınıfı yoktur" kuralını bilip de öğretileri arasına kattıkları halde, ruhban sınıfını en ileri düzeyde oluşturanları görüyoruz. Hem de ne ruhbanlık ki, din hariç her şeye hizmet edebilenler de var.
Samimi inanç sahibi insanların, iyilik duygularını, hayırseverlik girişimlerini, varoluşsal sorumluluklarını istismar edenler, topluma çok yönlü zarar vermişlerdir.
"Yaradan benden razı ise, tüm dünya ile ters düşsem önemi yok" anlayışı zamanla
"Şeyhimin, hocamın, liderimin onayını almışsam, diğer tepkilerin anlamı yok"
inancına dönüştürülmüştür.
Akıl, mantık, ahlak ve din dışı bu anlayış, bireyi toplumdan koparmış, ahmak ve bencil bir yaratık haline getirmiştir.
Kitabın yazarı ilahiyat profesörü olduğu gibi aynı zamanda hukuk fakültesi eğitimi almıştır. Bilimsel normları, akademik nosyonla yoğurmuş, engin deneyim ve sosyal gözlemleri ile şekillendirerek, edebi bir dille bizlerin istifadesine sunmuştur.
"İslâm ışığında, Müslümanlığımızla yüzleşme" adlı kitabını da devamında okumakta fayda var.
Dileğimiz herkesin görevini yaparken, toplumsal sorumluluğunu yerine getirirken; insanilik katsayısını, bilimsel metodolojiyi, toplumsal faydayı, evrensel kazanımları dikkate almasıdır.
Yumurta tokuşturur gibi, dinleri, mezhepleri, meşrepleri savaştırdığımız için, her dönemde tüm taraflar yara almıştır.
Bir insan iradesine ve idealine, birikimine güveniyorsa, hiçbir kitabı okumaktan çekinmez, korku içinde de olmaz. Nice farklı inanç, ideoloji ve düşünceyi temsil eden eserleri zevk ve ibretle okudum, bir şey kaybetmedim ama mevcut bilincime katkı sağladım.
Meal, tefsir, akaid, fıkıh, kelam, hadis, tasavvuf ağırlıklı eserler okuyarak erdemli birey, adil ve dürüst bir toplum hedefleyenler, felsefi bir kriter, metodolojik yöntem olarak bu kitaptan istifade edebilirler.
"Sadece bu kitabı okuyun, bundan başka kitaba elinizi sürmeyin" demiyorum.
Okuma çeşitliliğini artırıp, bu kitabı da ilave etmenizi öneriyorum.
İnanç ve düşünce yelpazesinin neresinde olursak olalım, "İslâm'ı doğru anlıyor muyuz" sorusunu sorabilmek sağduyulu, vicdani bir bakışın işaretidir.
Anahtar teslimi mutluluk, cennet garantili yaşam tarzı, dünyevi makam ve zenginlik taahhüt ederek, din adına sözde sosyal birliktelik ve gruplaşmalar icat ve inşa edenler, dinin özü/öğretici/amacıyla ne kadar ters düştüklerini, ilmi/mantıki ve edebi dille ortaya koyan bir eser okuyacaksınız.
Kur'an-ı Kerim'i, kâinat ve insan kitabını da merkeze alarak okumaya, anlamaya odaklanmış, bilimsel veriler içeren bir çalışma.
Dini öğretileri, multidisipliner bir bilim donanımıyla çözümlemeye çalıştığınızda, hiçbirini, diğeriyle kavga ettirme ihtiyacı hissetmeyeceksiniz.
Her sorun, sonuç, beklenti, pozitif veya negatif gözlemi, din ile ilişkilendirmek zorunda kalmayacaksınız. Ve başarınız, mutluluk katsayınız, başkalarının mağlubiyetine bağlı olmayacak.
Kendisi öğreti ve öneri planında, bir kılavuz olan dinin, takviye bir pusulaya, koltuk değneğine, ilave gözlüğe ihtiyaç duyabilir mi?
Kült şahsiyetlere, ruhani otoritelere muhtaç gösterilen aciz bir din anlayışı, toplumsal ayrışmaları tetiklemiştir.
Farklı yorum, algı, tercihler elbette olacaktır, olmalıdır. Fakat bu durum karşı cephe, muhalif bir mahalle oluşumuna neden olmamalıdır.
Günümüzde artık inançlar çoğunlukla, politikaya ve hizipsel oluşumlara teslim olmuş, ibadetlerse folklorik simge ve temalara indirgenmiştir. Politika ve ticarette yükselme aracı olan bir din toplumsallaşabilir mi, tüm evrene mesaj verebilir mi?
Topluma huzur, barış, uyum, sevgi ve kardeşlik sunmak asıl gayesi olan inançlar artık tam aksine toplumu ayrıştırmış, aile bireylerini bile birbirine düşürecek niteliğe indirgenmiştir.
Bir örnek vermek gerekirse; cuma namazı İslam inancının, yerel dayanışmayı, kaynaşmayı öngören, en dar dairedeki bir sosyal birliktelik, iletişim odaklı ibadet şeklidir.
Mahallenin acısının, sevincinin, sorunlarının, noksanlıklarının çözüme kavuşturulması gerektiği, gönüllü ve sosyal bir kongresi gibidir. Birlikte sevinç, birlikte bağlılık, birlikte yakarış meclisidir.
Ama realitede karşılaştığımız durum;
merkezden gelen matbu hutbenin okunması, çıkışta cami ihtiyaçları için toplanan yardımdan öte bir etkinlik göze çarpmamaktadır. Monolog ve metalik bir iletişim havası, İslam’ın ruhuna aykırıdır.
Gelen cemaatin çoğunluğu, Mabed görevlilerini tanımamakta, devletten maaş alan görevliler de namaz vakitleri haricinde esnaf, kurum ve konut ziyareti yapmaya, tanışmaya ihtiyaç duymamaktadırlar.
Namazda yan yana ibadet eden, aynı semtte oturanların büyük bir kısmı da birbirlerini tanımamaktadırlar.
Tanışamayanlar, nasıl sosyalleşip dayanışma içerisinde olacaklar?
Demek ki inanç ve ibadet anlayışımızın toplumda, ayakları yere basabilen bir karşılığı yoksa, yanlış yapılan bir şeylerin olduğunu kabullenmeliyiz.
Zaman zaman hatırlattığım gibi tekrarında fayda görüyorum. Tarih, hukuk, mantık, ahlak ve bilim felsefesinden beslenerek, önce bireysel bilinç ve devamında toplumsal bilinç oluşturmalıyız.
“Bugünü düne denk olan ziyandadır” mesajını önemsiyorsak, okuma çeşitliliğimizi artırarak; felsefe, mantık, hukuk, tarih, bilim, ahlak alanlarında ve 50 yaşına kadar en az 1000 kitap okunması gerektiğine inanıyorum ve öneriyorum.
Saygıdeğer hocamızın bu kitabını okuduğunuzda, ilgi ve merakınızın daha da artacağına inanıyor, iyi okumalar diliyorum.
28.01.2020
Ali Rıza Malkoç
http://www.arm.web.tr

Yazarın biyografisi

Adı:
Ali Bardakoğlu
Unvan:
Diyanet İşleri Eski Başkanı
Doğum:
Kastamonu, Türkiye, 1952
Ali Bardakoğlu, Türk ilahiyatçı ve 16. Diyanet İşleri Başkanı. İlk öğrenimini Tosya'da tamamladı. 1970 yılında İstanbul İmam Hatip Lisesi'ni bitirdi. 1974'de İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü'nden, 1975 yılında da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Doğum tarihi: 1952, Tosya
Kitaplar: Religion and Society: New Perspectives from Turkey, Religion und Gesellschaft: neue Perspektiven aus der Türkei
Eğitim: İstanbul Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi

Yazar istatistikleri

  • 6 okur beğendi.
  • 15 okur okudu.
  • 6 okur okuyor.
  • 17 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.