/.../ Bu kişinin öncelikle kendisini akledilir varlığın, yani kararsız ve akışkan olmayanın bilgisine hazırlayıp götürebilecek öğrenimlere doğuştan yatkın olması gerekir. Sonra hakikate âşıkane bir tavırla yönelmesi ve yanlışı asla kabul etmemesi, ayrıca ölçülü bir doğada ve ruhun duygulanan kısmı bakımından doğal olarak yatışmış olması gerekir. Zira varolanlara dair öğrenimleri hedefleyen ve iştahını bunlara çeviren kişi, hazlara hayran olamaz.
Felsefe yapacak kişinin özgür zihinli de olması gerekir. Zira bakışını tanrısal ve insani şeylere çevirecek ruha en karşıt şey çapsızlıktır. Adalete de doğuştan yatkın olması gerekir, tabii eğer hakikate, özgürlüğe ve ölçülülüğe de yatkınsa. Ona öğrenme kolaylığı ve bellek de eşlik etmelidir. Zira bunlar da filozofu biçimlendiren şeylerdir.