Ay inanmıyorum,ay inanmıyorum...
Uygulama beş günde okuduğumu söylüyor ya külliyen yalan dört günde kırk sayfa okuyabilmisken bugün bitirdim. Sanırım ben biraz romantizme acıkmışım.
Evet,evet itiraf ediyorum: Haritasının her yerinde terazi olmasına rağmen romantizmi hiç anlamayan biriyim. Yani biriydim. Bence işler biraz değişmeye başladı ve kesinlikle bu kitabı elime alırken aklımda hiç böyle bir değişim yoktu.
Doğru,şu,de biliyorsunuz son zamanlarda okuduğum kitaplar beni dini ve fikri yönden besleyen kitaplar ve üzerine düşünmekten yazamıyorum bile. Tamam,yazamamak bir bahane olarak kabul edilmeyebilir,sebeplerim farklı çünkü neyse.
Elime alırken tamamen boşta hazır yazken okuyayım dediğim şu kitap bana farkettirdi ki romantizm aşığım. İddialı oldu farkındayım ama,bu kadar sayfa tek günde hemde konusu hiçte umrumda değilken... Başlangıçta bir diziye takmaktan daha mantıklı en azından diye ilerliyorken farkettim ki okumak izlemekten daha etkili,detaylara giremiyorum pardon. Ee efenim burada çocuk çolukda geziyor, ayıp. Hoş utanılacak şeyler de değil bence ya neyse.
Uzun süreli yalnızlığıma dem vurmadan toparlayacak olursak romantik, aşk okumak keyifliymiş. Şuan aklımda iki şey yok yok üç şey var :
1.) 2007de yazılmış bir anlayışla günümüzde yazılmış olanın mukayesesinde beni ne tür hoşluklar,ilhamlar bekliyor
2.) Bu türde en iyiler ve en çok okunanlar hangileri?
3.) Elanora ve Arthur neden öyle...
Üçüncü spoiler içerdiğinden yarım bırakılmıştir.
En nihayetinde yuksek bir puan veremem ama ilk olduğun için seni seveceğim Kiralık Nişanlı.
Yorumlarınızı ve önerilerinizi bekliyor keyifli günler diliyorum.
Hoşça, aşkla,sağlıkla ve kitapla kalın.
Dizi kıvamında,tarihi bir aşk romanı. Okurken sıkmıyor, hatta yer yer gayet eğlenceli olduğunu bile söyleyebilirim. Gizemli, entrikalı, katilli bir kitap. Anlatımı yalın ve akıcı.
Kiralık Nişanlı kitabına sayfamda yer vermemek ayıp olurdu.
Sebebini sizin de bilmenizi istedim. Ben 21 yaşıma kadar maksimum 21 kitap okumuşumdur ve çoğu Cin Ali, Ayşegül Tatilde kitaplarından ibarettir. Lisede sırf hava olsun diye (nasıl bir hava onu da anlamış değilim halen, herhalde birilerinden etkilenmiş olmalıyım) Uğur Mumcu kitaplarının tüm serisini almış, bir kaçını okumuş ve aval aval bakmış olduğumdan bunlar yukarıdaki sayıya dahil değil. :) Uğur Mumcu kitaplarını okumaya çalışıp hiç bir şey anlamamış ama "kitaplar anlaşılmaz ve zaman kaybıdır" lafını edecek küstahlığa erişmiş bir ergen olarak kitap okumayı terk ettim.
Gel zaman git zaman yaşım 21 oldu ve dünyaya bir çocuk getirdim. Öyle bir çocuk ki, başını dik tutabiliyor, gözleri açık, saçları uzun ve gülümsüyor. Bebeklerle ilgili o güne kadar edindiğim bütün bilgileri ters düz eden bir bebek. Ben, çocukların kel doğduğunu, başlarını tutamadıklarını, gözlerinin de bir hafta sonra açıldığını, üç aydan önce gülmeyeceklerini sanıyordum. Sene 2002. Olağanüstü bir çocuk doğurduğumu ve benim ona verebilecek hiç bir şeyim olmadığını düşünüp üzüldüm.
Hastaneden eve gelir gelmez ne buldumsa okumaya başladım ama bir halt anladığım yok. Doğru bir kırtasiyeye gittim. İlkokul birinci sınıftan beşinci sınıflara kadar olan ders kitaplarını aldım. Yaşımdan utandığım için saklı gizli, gece gündüz demeden on beş günde kendimi ilk okuldan bir kez daha mezun ettim. Sonra ortaokul ve peşinden lise ders kitaplarını hatim ettim.
Anlamadığım matematik, anlamadığım coğrafya, tarih vs derken beş, altı ayın sonunda ufkum açılmaya başladı. Bana öyle bir güven geldi ki eşimin kütüphanesinden en kalın görünen romanı seçtim. ( sadece akıllıların kalın kitap okuyabileceğini düşündüğümden ) O seçtiğim roman Kiralık Nişanlı idi. Aşk,
Kitaplıkta bir anda gözüme ilişen ve vazgeçmeden kapıp okumaya başladığım bu kitap ile geldim İyi mi yaptım kötü mü yaptım bilmiyorum ama kitaba fazla yükselemedim Başlarını çokça klişe ve basit buldum, o yüzden de biraz sıkıldım fakat yarıdan sonra da baya sevmeye başladım Sonuç itibariyle çok bayılmasamda en azında keyifle bitirdim diyebilirim
.
Konusuna gelecek olursam; Iphiginia, halasının bir şantajcının tuzağına düştüğünü öğrenir ve ona yardım etmeye karar verir. Araştırmaları sonucu aynı şantajcının kurbanlarından biri olan Masters Kontu Marcus’un metresi rolünü oynamaya karar verir. Bu sayede sosyeteye girerek çaktırmadan bilgi edinmek niyetindedir. Fakat hesaba katmadığı şey ise; öldü sandığı kontun kanlı canlı bir şekilde karşısına çıkacağıdır.
.
Kont Marcus, kulağına gelen bazı dedikodulardan; bir kadının onun metresi olarak davetlerde boy gösterip herkesin aklını başından aldığını öğrenir. Kendisini rezil eden bu kadına bir ders vermesi gerektiğini düşünerek yola koyulur.
.
Karşılaştıklarında ikisi de farklı sebeplerden şaşkındır fakat kadının çılgın hikayesini dinlediğinde, Kont Marcus ona bir an olsun bile inanmaz. Ta ki aynı şantajcının kendi arkadaşını tehdit ettiğini öğrenene kadar. Buradan sonra birlikte dedektifçilik oynamaya başlayan çiftimizi neler bekliyor? Okuyup öğreniyoruz
Merhabalar, daha önce bu tarz bir kitap okuduğumu hatırlamıyorum.
İçerisinde bol aşk, tutku barındıran bir kitaptı. Çok farklı başlayan bir aşk hikayesi ve aynı zamanda bir seri katilin peşine düşen çifti anlatıyor.
Çok sürükleyici ve akıcı bir kitaptı. Ben baya sevdim diyebilirim, canınız sıkıldığında, kafanız dolu olduğunda, merak uyandıracak bir kitap okumak istiyorsanız bence bu olabilir. Hızlı okunuyor uzun süre elinizde sürüklenmiyor.
Keyifli okumalar dilerim.
İtiraf etmem gerekirse ön yargıyla yaklaşıp okumak istemedim ancak ismine bakıpta aldanmamanız ilk tavsiyem olur.çünkü kitapta toplumca bildiğimiz ve kalıplaşmış meşhur metreslik tanımı bana kalırsa yok.. Iphiginia Bright ve Masters Kontu'nun diyalogları daha doğrusu atışmaları hem komik hem de eğlenceli olmasının yanı sıra kurgusu da anlatıldığı dönemine göre çok hoşuma gitti.. Farklılık arada iyi gider deyip tavsiye ederim.. #KitaplığımınEnlerinden