O şiddetli rüzgâr altında ayağa kalkacak, kollarını göğsüne kavuşturup, adamların onu almalarını bekleyecekti:
o adamlar, atlı ve köpekli askerler.
Tıpkı Elisabeth’in yaptığı gibi o adamlar’ın da «sen kimsin?» diye sormalarını beklerken hiç kıpırdamayacaktı.
Rüzgârdan soluğu kesilmiş bir halde,«gelin,» diye geçirecekti, içinden. İçimizde oluşan ülkeyi, artık bizden hiç kimse koparıp alamaz, biz bile yapamayız bunu. Fakat ah
Tanrım, önümüzde ikimiz için de öyle uzun bir yolculuk var ki. Bu bir düş meselesi değil, inanç meselesi.
Eylül 1973 – Haziran 1975
SON