Taşların Mabedi
Durmadan çıkıyor toprak
güneşin yaralarını andıran yarıklardan.
Toprağın hizasında titreyen fırın
bir toz buğusu kaldırıyor
kemiklerin yürüdüğü kuru bi çalkantı.
Susuzluğun üzerine gidiyorum,
açıklamadığım
sözlerin şiddetli yankısında
bir çakmaktaşı rüzgarı altında
bilenmiş dudaklarım.
Dünyanın damı,
ateş toprağı,
çöllerin çölü:
yaşayanların yüreğinde mıknatıslanmış sürgünler!
Tek sessizliğin erdemiyle
boş yamaçlarınızda dolaşıyorum.
Tanrıların kolanlarında
imgelerin kör ettiği at meydanı
göçerlerin kanında
boğulmuş beyaz kısraklar,
göklere çıkarılmış bir haberin
gölgesini taşıyor bulutlar
Baltalar gibi keskin kızıl kayalar
ey kefelenmiş cellatlar!
Sayfa 17 - İyi Şeyler Yayıncılık - 17, 18, 19