Andreas Gruber

Andreas Gruber

Yazar
8.5/10
54 Kişi
·
97
Okunma
·
10
Beğeni
·
994
Gösterim
Adı:
Andreas Gruber
Unvan:
Avusturyalı Yazar
Doğum:
Viyana, 28 Ağustos 1968
Andreas Gruber ( Viyana'da 28 Ağustos 1968 doğumlu) fantezi , korku ve gerilim türler öncelikle yazıyor Avusturyalı yazar.
"Aslına bakılırsa dünya çok tehlikeli bir yer. Ona açılan insanın başına bir sürü kötü şey gelebilir ve genelde geliyor da zaten." ANNA SALTER
Bir anda aklına bir fikir gelmiş, izleyen günlerde ve haftalarda neyin üzerinde çalışması gerektiğinden hiç kuşkusu kalmamıştı.
Bu adamla başa çıkmak olanaksızdı! Neden her defasında saflık edip işbirliği yapar umuduyla bu adama başvuruyordu ki?
Tedavinizi benden almaya karar verirseniz, duygularınız üzerine konuşacağız, belki kağıtlı yazı tahtası üzerinde çalışacağız ya da annenize, babanıza ya da başkalarına hiç bir zaman göndermeyeceğimiz mektuplar yazacağız.
408 syf.
·2 günde·9/10
Sabine Nemez, karşılaştığı son kurban olan annesinin katilini araştırmaya başlarken, hiç beklemediği anda Wiesbaden'den gelen Rotterdamlı suç profil uzmanı Maarten Sneijder onun sınırlarını zorluyordu...

Doktor Rose Harmann terapi merkezinde son danışanını beklerken, bu gelecek olan danışanının hapishane yerine kendisine yönlendiren mahkeme kararını tekrar gözden geçirip, nasıl bir yol izlemesi gerektiğinin hesabını yapıyordu. Psikoterapi yöntemleri ile, yeni gelen danışanın taciz, şiddet ve madde bağımlısı suçlarının altında yatan gerçeği bilinçaltında temizleme ve tedavi yöntemini kullanarak yardım edecek olmasına rağmen huzursuzluğu artmaktaydı. Kendi hayatında yaşadığı olumsuzlukları ise daha sonra yola koyacaktı...

Doktor Helen Berger ise savcı eşi Frank ile kaldığı baba yadigarı villada, sabaha karşı gelen bir kutuyu açtığında; üç yıl önce uğradığı mesleki ihanet ile tekrar karşılaşma olasılığı olsa da, kutudaki ipucu onu katilin ve kurbanın hayatını araştırmaya ve uzmanlık alanı olan çocuklara ve gençlere yönelik taciz, hakkında bilgilerini tekrar gözden geçirmesine ve uğradığı ihanetlere rağmen bir hayatı kurtarmak için bulmacaların içine çekildiğinin ne anlama geldiğini henüz bilmiyordu...

Sabine Nemez kendi yaptığı araştırmaları ve Maarten Sneijder'ın çok gizli olarak adlandırdığı soruşturmayı sürdürürken, Maarten'in garip tavırları ve yüksek egosu ile tezat düşen kitap bağımlılığı ve diğer bağımlılıkları Sabine ve meslektaşlarını ciddi manada rahatsız ediyordu. Cinayetler bir insanın aklının almadığı şekilde vahşice işlenmesinin altında yatan gerçeği hep birlikte çözmeye çalışıyorlardı. Bir kitap evinde Sabine'nin dikkatini çeken bir çocuk kitabı katilin bir sonra ki adımını onlara söylese de, kurban ve katilin kimliğini ortaya çıkarmıyordu...

Bir çocuk kitabı nasıl olur da bir katilin yol göstericisi olabilir?

Çocukluk döneminde yaşanan şiddetin, terapi esnasında bilinçaltından ortaya çıkması ile nasıl eyleme dönüşebilir?

1845 yılında psikiyatr olan Heinrich Hoffmann'ın yazdığı bir eserden etkilenen katilin cinayetleri kanı donduracak cinsten. Yazarın dili akıcı ve sade. Psikoterapi hakkında okuduğum en iyi gerilim kitabı. Yazar kesinlikle takip edeceklerimin arasında ilk sıralara yerleşti...
408 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Andreas Gruber 'in okuduğum ilk kitabı oluyor 48 saat. Sabine ile ilk kez burada tanıştım, tabi Vanilya kokularını seven Marteen S. Sneijder'ı da ilk kez bu kitapta okudum. 3 cümle kuralı zeki bir insan için olmazsa olmaz dedim gerçekten.
Konu Münih'te başlıyor. Ama bir katilin gözlerinden kurbanı görüyorsunuz önce. Fena bir ölüm dedirten ve arkadaki sayfayı merak ettiren bir girizgah var.
Esas kızımızın heyecanı, hataları, tez canlılığı ve onun yanı sıra kıvrak zekası dikkat çekiyor. Tabiki bu psikolojik profil çıkarma uzmanı Sneijder'in da dikkatini çekiyor.
Hollanda'lı herkes delirtirken, olayları tamamen duyumsayarak çözmeye çalışması, okurun kesinlikle hoşuna gidecektir. Zira, dehası ve klişe düşünmemesi benim hoşuma gitti.
Öyle bir cinayetler zinciri başlıyor ki, bu nasıl bir hayal gücüdür demekten kendimi alamadım.
Ama kitabın ilerleyen bölümlerinde bunun da sebebini anlıyorsunuz.
Psikolojik gerilimin zirvesi ve tahliller süper. Kesinlikle 8 kitabını da aşkla bekliyorum.
512 syf.
·10/10
Yorumuma birkaç soruyla başlamak istiyorum.
İyi bir kitapla sıradan bir kitap arasındaki farkı nasıl belirleriz? Sürükleyici olduklarından mı? Yoksa konusunun özgün olmasından mı? Veya bizi birçok bilgisiyle araştırmaya sevk etmesiyle mi? Yoksa arka kapaktaki övgü dolu sözlerle mi?...
Bana sorarsanız iyi kitaplar ilk birçok kişiden eleştirel övgüler alır. Aydınlatıcı, bilgilendirici ve sürükleyici olması gerekir. Konuyu dallandırıp budaklandırmadan, asıl olayın izinden gidip okuyucuyu merakta bırakıp, bıktırmadan okutturmalıdır. Tabii ki bu tarz kitapları okurken genelde bu soruların cevaplarını ararız. Suçlu kim? Suçu işleme sebebi nedir? Suçlunun cinayeti işleme şekli nasıldır? Olayı araştıran dediktif hangi yolu izleyip sonuca varmalıdır?..
Bana göre Andreas Gruber'in yazmış olduğu Ölüm Fermanı iyi bir polisiyenin tüm gerektirdiklerine sahip. Öğlene doğru kitaba başlayıp, hiç ara vermeden sabaha karşı 4'te kitabı bitirdim. Ne ara bunca zaman geçti, ne ara kitabı okuyup bitirdim bilmiyorum ama emin olduğum bir şey var ki; 510 sayfalık bir kitapta merak duygusunu sonuna kadar devam ettirmek her yazarın harcı değil. Hatta ilk sayfalarda yazara olan hayranlığım katlanarak arttı. Her sayfada sanki bir puzze yaparmışcasına ilerliyoruz. Her sorulan sorunun cevabını aldıkça, parçaları yerine yerleştirip her boşluğu dolduruyoruz.
Merak edip yazarı biraz araştırdım. Kitapları çok sevilmiş. Peki dedim, neden bizim ülkede bu ve buna benzer yazarlar o kadar okunmuyor? Neden çok az kişi okuyor veya biliyor? Ve en önemlisi de, dünyada birçok ünlü yazarlar varken, neden ülkemizde Jean-Christophe Grangé ilah muamelesi görüyor?
510 syf.
·3 günde·7/10
Bir ormanda gece yarısı zayıf ve bitkin bir kız bulunur.Adı Clara' dır.Kayboluşunun ardından tam bir yıl geçmiştir. Bulunduğunda sırtında boydan boya dövme vardır. Yapılan dövme Dante' nin Cehennem' inden alınan sahneyi temsil eder.
Sabine isminde bir dedektif birbirinden bağımsız üç cinayet olayını inceler.Araştırmaları onu Clara'ya ulaştırır. Çünkü katili birebir gören Clara' dır.
Sabine'in eski erkek arkadaşı da bu olayı araştırırken vurulmuştur. İlerleyen zamanda beyin ölümü gerçekleşir.Sabine biraz da duyduğu suçluluk duygusuyla cinayet vakalarına dört elle sarılır.
408 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Avusturyalı başarılı avukat Evelyn Meyers bir davayı araştırırken son zamanlarda peş peşe kaza geçirerek ölen varlıklı iş adamları ve politikacıları dikkatini çeker. Kaza süsü verilen cinayetleri araştırmaya başlayan genç avukat işinden izin alarak polis olan erkek arkadaşının yardımıyla davalarla ilgili gizli dosyalara ulaşır. Her bir kaza yerinde görünen sarı saçlı mavi elbiseli genç kadının peşine düşer. Almanya'da bir psikiyatri kliniğinde yabancı uyruklu genç bir kız intihar eder. Olayı araştıran dedektif Walter Pulaski olayın intihar süsü verilen bir cinayet olduğundan şüphelenir. Başka psikiyatri kliniklerinde de benzer intihar olayları yaşanınca Pulaski olayların peşini bırakmamaya karar verir. Avukat Meyers ve Başkomiser Pulaski'nin yolları kesişir ve ipuçları onları on yıl önce Kuzey Denizinde Friedberg adlı gemide yaşanan korkunç olayları gün yüzüne çıkarır.
408 syf.
·2 günde·9/10
Sapkın bir seri katil kurbanlarını bir çocuk masal kitabındaki (nasıl bir çocuk kitabıysa) hikayelerdeki gibi öldürür ve bunu bir oyuna çevirerek kurbanın yakınlarını da işin içine dahil eder.
Alman polisiyesiyesiydi. Alman polis teşkilatı bana biraz değişik geldi nedense hep alışmışız FBI falan : )
Kitap üç bölüm şeklinde ilerliyor. Bu ilerleyişi çok beğendim. İlk bölümde polis teşkilatında görevli Sabina Nemez ve suç profil uzmanı Maarten Sneijder in yaşadıkları, ikinci bölümde Doktor Rose Harmann'ın terapi merkezinde geçenler, üçüncü ise Doktor Helen Berger'in de oyuna dahil oluşunu anlatıyor. Ayrı ayrı gözüken üç olayı bir yerde sonunda bağlıyor.
Kitabın kurgusunu çok beğendim ama yazarın bazı kısımları tekrar etmesi gözüme takıldı sadece. Başlarda bahsettiği şeylerden ilerleyen sayfalarda tekrar bahsediyordu. Ama sonuna kadar heyecanlıydı.
Kitap kapağında psikolojik gerilim yazıyordu ama daha çok polisiye gerilim diyebiliriz kitaba.
Criminal Minds'tan bir bölüm izliyor gibi oldum : )
512 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Genç dedektif Sabine Nemez eski erkek arkadaşı Erik'in vurulduğunu ve komada olduğunu öğrenir. Hastaneye ziyarete gittiğinde durumunu kritik olduğunu ve Erik'in bir dava üzerinde çalıştığını, telefonundan en son profil uzmanı Maarten Sneijder'e mesaj gönderdiğini öğrenir. Genç dedektif karşısında çözülmemiş vahşice işlenmiş üç cinayet vakası bulur. Suçlu bulunan her bir sanığın aslında birileri tarafından kullanıldığını ve asıl olayın on yil önce küçük bir çocuğun ölümden sorumlu bir katili serbest bırakan jüri üyeleri ile ilgisi olduğunu anlar.
Avusturya'da Viyana'da ormanlık alanda küçük bir kız çocuğu bulunur. Korkmuş perişan haldeki küçük kız konuşmaz takı savcı Melanie Dietz onu hastanede ziyarete gelene kadar . Küçük kız bir yıl önce kaybolan savcının en yakın arkadaşının kızı Clara'dir. Kızın sırtında dövme olarak Dante'nin Cehennem'nden bir sahneyi en ince ayrıntısına kadar işlemiştir. Polis araştırması sonuncu ormanda gömülü çocuk cesetleri bulunur . Sabine ve profil uzmanı Sneijder gizemli cinayetlerle ve çocuk ölümleriyle ilgili katili gören tek kişinin Clara olduğunu anlar.
"Bir hakim, bir adli tabip ve bir adli psikolog, kaderin bir araya getirdiği kusursuz bir ittifak."
408 syf.
·7 günde·7/10
Yazarın okuduğum ilk kitabı, uzun zamandan sonra polisiye okudum.
Kitap kapağında psikolojik gerilim yazsa dâ ben polisiye diyorum ve bence illaki (pınar sucuk) gerilim denecekse GERİLİM densin netekim psikolojik gerilim ibaresini görünce bir gülme geliyor, gerilim zaten psikolojiyle ilgili değilmidir? 2ye ayırıp şu gerilim bu psikolojik gerilim...
Neyse lafı uzatmadan kitaba geçelim ...

Eveeet, yazarın okuduğum ilk kitabı...
Bir katil kurbanını betona gömüyor, kitabın girizgahı sıkı yani direk merakınızı gıdıklıyor ...
Gerisinde ...
Psikoterapistler, aşırı egolu ama işinde son derece başarılı bir suç profil uzmanı ve barbie bebek kontenjanından olayları başlatan ve suç profilliği ideali olan bir polis Sabine Nemez ...
(Aşırı egolu, 3 kelimeci Marteen S Sneijder çok ilginç bir tip, dehalığa soyunan adamlar böyle biraz kıl olmalı)
Zekice kurgulanmış bir hikaye, tempo pek yavaşlamıyor ...
512 syf.
·6/10
Yazarın ilk kitabı 48 Saat gibi, bu da uzun süre durgun ilerledi. Yazarın tarzı bu artık kabullenip öyle okumak lazım demekki. Neredeyse 3 haftadır elimde süründü ve üzerine 5 kitap bitirdim, ama bu bitmedi. Kitabın sonlarına yaklaştıkça heyecan artıyor. Keşke uzun bir durağan süresinden sonra açılmayıp, başlardan yüksek başlayıp devam etse. Biraz sabır gerektiriyor yani. Bu arada bu kitabın da orjinal adı ‘Ölüm Cezası’ymış. O kadar güzel yorumlar yapılmasına rağmen ben çok beğenmedim maalesef üzgünüm. Sonları evet atağa geçti ve merak ettirdi, ama keşke kitabın en azından %50’si atağa geçseydi.
512 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Andreas Gruber okumak, ben de çok özel hisler uyanmasına sebep oluyor. Zira, sayesinde Avusturya ve Almanya'da geziyor hissine kapılıyorum. 2 ayrı vaka gibi başlayan, ancak 1 vakaya bağlanan ilginç bir kurgu ve olayılında örgüsü var.
Sabine ve Sneijder karakterlerine öyle çok anlamlar yüklemeden, karakterleri kahramanlaştırmadan, detayları ise düşünme yoluyla aktaran eşsiz bir yazarla karşı karşıya kalıyorsunuz.
Sneijder'in en sevdiğim özelliği, aslında polislerde olması gereken de bu olmalı. Katilin gözleriyle bakıp, onun gibi düşünmeye çalışması. İşte o vakit olaya uzak kalamıyorsunuz, katil gibi düşünmeye çalışıp, olay örgüsüne dahil oluyorsunuz. Ve işte yazar kitaptan kopmamanızı bu şekilde sağlıyor. Ayrıca yazar Avusturya'lı olması babında Germen ırkına ait olmalarını ve bir vakitler bir imparatorluk altında olmalarını milliyetçi duygularla faşizan şekilde değilse de masumane şekilde birlik duygusunu aksettirmeye çakışması benim çok hoşuma gitti. Okurken psikolojik tahlillerin, psikolojik sıkıntısı olanlara hasta demek yerine danışan denmesi ayrıca takdirle karşıladığım bir durumdu. Avrupa Birliği yasalarını, Alman yasalarının katılığını, yine de insan doğasının vahşi ve psikopat yönlerine engel olamadığını anlatan harika bir eser. Bir de, yazarın kitaplarında yerel edebiyatlarindan faydalanması çok hoş bir vefa duygusu gibi geldi bana.
Gerilim konusunda Avrupa'lı yazarların daha zekice ve hissettiren romanlar yazdığını ve yazar Andreas Gruber'in bu konuda iyi ötesi bir kalem olduğunu söyleyerek, kitabını okumanızı rahatlıkla tavsiye ederim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Andreas Gruber
Unvan:
Avusturyalı Yazar
Doğum:
Viyana, 28 Ağustos 1968
Andreas Gruber ( Viyana'da 28 Ağustos 1968 doğumlu) fantezi , korku ve gerilim türler öncelikle yazıyor Avusturyalı yazar.

Yazar istatistikleri

  • 10 okur beğendi.
  • 97 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 90 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.