Avrupa ile Asya,nın kıyısına
Serpilir Saraylar,Umman akıyor,
Yetmişdört çakılı kâh or,da kâh bur,da
Sofya,nın kubbesi,al olmuş yakıyor,
Servilikler,ağıyor Olimpos,ulu dağ..
22 Ekim perşembe- saat 10 ,da İstanbul,dan yola çıkıp feribotla Üsküdar,a geçtik.Karaya çıktıktan sonra Üsküdar,ın arkasına uzanan ,şirin Çamlıca köyü istikametince,Bulgurlu adlı bir tepeye sürdük; buradan bütün Marmara Denizi ve Prens Adaları,na oradan da İzmit Körfezi ,Kadıköy ve Üsküdar,a uzanan muazzam bir manzara gözüküyor.
Ayaklarımızın dibinde Sarayburnu,İstanbul,Altın Boynuz,Pera,Tophane,,Galata ve Boğaziçi engine karışıyor.Az daha sarp bir tırmanışla birlikte birlikte Boğaz,ın yukarısı Beylerbey üzerinden Tarabya,Büyükdere ve de Karadeniz,hoş mu hoş bir manzara taayyün ediyor.
( O günün Türkçesi bulunarak yapılan lirik bir çeviri eşi benzeri yok)
Bu abartı değil.