Antoine Leiris

Antoine Leiris

Yazar
9.1/10
24 Kişi
·
42
Okunma
·
0
Beğeni
·
273
Gösterim
Tüm hayatım, ayaklarımın altında, birkaç metrekarelik mermerin altında ,soğuk ve çamur içinde . Hayat denen şey küçük. Fotoğrafı, geceye asılı duran bir yıldız kümesi misali mezar taşını süsleyen beyaz çiçeklerin ortasına koyuyorum . Ay'ın olmadığı bir gece bu; mahzeninde hapsedilmiş Ay bir daha asla çıkmayacak .

"Anne burada!"
"Nasılsınız?" diye sorduklarında , herkes onların hiç düşünmeden verdiği "İyiyim ya sen?" cevabını vermemi bekliyor
Ama herkes "benim iyi olmadığımı" biliyor.
Biz, çocukların iç içe geçirdiği küçük plastik oyuncak parçaları gibiydik, birbiri için yaratılmış.
Antoine Leiris
Sayfa 40 - Epsilon Yayıncılık
Hayır sizden nefret ederek size bu hediyeyi vermeyeceğim. Aslında hak ediyorsunuz ama eğer nefretinize öfkeyle cevap verirsem, sizi bu hale getiren cahilliğe yenilmiş olurum. Korku duymamı istiyorsunuz, bu şehirde yaşayan diğer insanlara güvensiz gözlerle bakmamı istiyorsunuz, özgürlüğümü güvenliğim uğruna feda etmemi istiyorsunuz. Kaybettiniz. Oyuncu hâlâ oyunda.
Hayatımda hüngür hüngür ağladığım tek kitaptır Nefretimi Alamayacaksınız. Bir oturuşta bitirdim ama ağlamaktan okuyamıyordum ki ben her kitaba ağlamam.


Konusuna gelirsem karısı rock konserinde terörist saldırısıyla ölen ve 17 aylık çocuğuyla yalnız kalan adamın ölüm haberini almasından mezarı ziyaret etmesine kadar olan kısa bölümün hikayesini okuyoruz. Kitap çok kısa o yüzden fazla konusundan bahsetmeyeceğim okudukça daha iyi anlarsınız.


Bu arada bu gerçek bir hikaye ve adam karısının ölümünden sonra Facebook'a bir yazı yüklüyor. Kitapta bu yazı da var ama yazıyı okurken resmen kitabı ıslatmamaya çalışıyordum o kadar ağladım yani. Çocuğun hisleri, adamın karısının yokluğunu sürekli hatırlaması bunlar çok güzel hissettirilmişti. Bu kitabı mutlaka okumalısınız diyorum ben.
Ama hayatımızın en güzel anları fotoğraf albümün içine koyduklarımız değil...
Gösterilecek, anlatılacak bir şeyi olmayan "önemsiz sanılan anlar" asıl en değerli anlardır.(bu kitaptan alıntı)

13 Kasım 2015 'de bir adamın eşi, gittiği bir rock konserinde , onlarca masum insanla birlikte teröristler tarafından acımasızca öldürüldü.
Arkasında ise çok acı bir hikaye bıraktı bu kadıncağız:( O hikayede hiçbir şeyden haberi olmayan masum bir bebek ve yasını bile yaşamaya fırsat bulamayan sevgi ve acı dolu bir eş.

Ve bu eş , yaşadığı tüm acılarını ve hayata tutunma dolu hislerini bu kitaba dökmüş günlük gibi:(
Çoğu yerinde gözlerim doldu, özellikle o bebekle yaşadığı hüzünlü anlar...
Hele bir bölüm vardı ki,
Annesinin gömülmesinden günler sonra bebek ve baba mezarlığa gider.
Baba , bebeğin annesinin resmini mezarın üzerine koyar.
Bebek,18 aylık, resmi göstererek "hadi annemi eve götürelim" anlamında bazı hareket ve anlamlı bakışta bulunur, bildiği sesleri söyler, içinde "anne" geçen...
İşte kelimelerin bittiği andır o an...
Haberlerde sadece sayı ve isim olarak geçen "terör kurbanı insanlar" ardında işte böyle bir ömür sürecek acılar bırakırlar ...
Merhaba ,

Bu kitap yakın zamanda gerçekleşen bir terör saldırısının sonuçlarına değinen bir kitap olduğu için ilgimi çekmişti.
Fakat gerek anlatımı gerekse olayların tamamen gerçek oluşunun okuyucuya aktarımı oldukça naifti. Ben kitabı oldukça beğendim. Kolay okunan bir kitap. Bir o kadar da acıklı .
Kasım 2015'de Pariste yapılan bir terör saldırısında yazarın karısı rock konserindeyken hayatını kaybeder.Geride kalan 17 aylık oğluyla birlikte ilgilenen baba ve karısının arkadaşlarının yardımları ile oğluyla birlikte hayata devam etmeye çalışır.Ve yazar hayatının anlamı ve çocuğunun annesini kaybetmenin acısıyla , 'herşeyi aldınız ama nefretimi alamayacaksınız!'diyerek bu kitabı yazar.Ben çok etkilendim açıkcası.Kimse okumamış o yüzden detaylı yazmak istedim...Tavsiye ediyorum herkese ..
Böylesine kötü günlerden geçerken tanıştım "Nefretimi Alamayacaksınız"la... Paris patlaması sonrasında eşinin kaybı ardından Facebook'ta yayınladığı içten mektuptan biliyordum Antoine Leiris'i... Böylesine olgunca hissedebilmesine gıpta ettiğim adamın eşinin kaybı ve sonraki günlerde içinden geçenleri satırlara döktüğü kitabın ta kendisi "Nefretimi Alamayacaksınız". Öyle içten, öyle vurucu, öyle gerçek ki... Nasıl başarmış bilmiyorum ama ne teröre, ne patlamanın ardındaki ihmallere; ne de kaderine kızmış bu adam; yalnızca her şeyden çok sevdiği eşinin evdeki varlığını hala varmışçasına hissederek, ufacık bebeklerini kendi başına büyütmeye odaklanmış... Evet bu bir kin ve nefret kitabı değil; büyük bir kayba rağmen mücadele eden ve yüreğindeki sevgiyi oğlu için sımsıcak tutmaya çalışan bir adamın öyküsü...
Kitap ''hayattayken kıymetini bilin'' sözünü adeta gözümüze sokuyor. Aynı zamanda kitabı kendi ağzından anlatan başrol eşiyle anılarını o kadar dokunaklı anlatmış ki okurken kitapta geri kalan her şeyi unutup onları izliyorsunuz. Aslında bir yandan da sırtınızı dayadığınız hayat arkadaşınızın gidişi nasıl bir acı verir, neler hissettirir ve onu kaybettikten sonra insanların ona karşı davranış ve yaklaşımlarını da okuyoruz. Kendini ve etrafındakileri teselli edişiyle beni kendine hayran bıraktı...
Antoine Leiris geride bırakılanlardan biri oğlu Melvil ile.Bir gecede yalnız bırakılıp,hayatının geri kalanında eksik yaşamaya mahkum bırakılanlardan yalnızca ikisi.Melvil annesi ile sadece 17 ay birlikte kalabilmiş mesela.Leiris,Paris saldırılarından sonra bir mektup yazıyor.Bu patlamaları gerçekleştiren kişiye değil,herkese.Hala oyunda olduğunu,oğlu ile yola devam edeceğini ama bir farkındalıkla:Özgür olarak.
.
Alıntı yapmak isterdim ancak tüm kitabı buraya sığdıramayacağımı biliyorum.Antoine Leiris bir kahraman,bir aziz,bir aktivist değil.O,ay’ını kaybeden biri.Kafasındaki kelimeleri bizimle değil sayfalara döküyor biz de bir şekilde okuyoruz.
Kitabı ilk okuduğumda kurgu zannettiğim ama aslında gerçekte yaşanılan bir olay olduğunu duyduğumda oldukça şaşırdığım bir hikayeye sahip. Hatırlıyorsanız Paris'te terörist saldırıları meydana 2015 yılında.
Bu saldırılardan birinde eşini kaybeden bir adamın 17 aylık bebeğiyle iç dünyasını okuyoruz. Daha doğrusu adam Facebook profilinde teröristlere hitaben bir mektubun yayınlanış sürecini okuyoruz. Mektup aynı acıyı yaşayan milyonlara ve sevdiklerini kaybeden her yüreğe dokununca bu yazıların kitaba dökülmesi kararı ortaya çıkıyor.
Kitaba sabah 07:00 de başladım ve 08:05te bitmişti. Yaşadığımız hayattan şikayet ettiğimiz anda bunu okumamız gerekli. Okuyalım ki her zaman daha iyi hayatlar olabileceği gibi daha kötü hayatların olduğunu da hatırlayalım.

Yazarın biyografisi

Adı:
Antoine Leiris
Unvan:
Yazar
Doğum:
1981

Yazar istatistikleri

  • 42 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 13 okur okuyacak.