“Hiç hissetmedim ne kadar kırgın olduğumu.
Cenaze taşımak gibi ölü bir ruh taşıyorum içimde.
Köşeye geçmiş, yüzü duvara dönük bir
Çocuk gibi ağlayasım geliyor, bilmiyorsun.”
12 ve 13 üncü Yüzyıllarda skolastik düşünce insanın iyi ve doğruyu yalnız başına bulamayacağı buna ancak Tanrı buyruklarına uyarak ulaşabileceği görüşünü savundu. Aguino'lu Tommaso'ya göre, etik anlayışta Tanrı sevgisi ön planda tutulmalıydı.
Hobbes'la birlikte etik kavramı laikleşti, ilk çağlarda olduğu gibi etik anlayışta akıl yeniden ön plana getirildi. Onun etik anlayışının temelinde kendi çıkarlarını kollayan bireyler vardı. Kendi çıkarlarını korumak için savaşım veren bireyler bir "toplumsal sözleşme" yaparak akılcı bir yöntemle ona uymayı kabul etmişlerdi. Bu nedenle kurallara uymak etik davranış açısından bir unsur olarak kabul ediliyordu.