Aydın Ayhan

Aydın Ayhan

YazarDerleyen
10.0/10
7 Kişi
·
14
Okunma
·
1
Beğeni
·
637
Gösterim
Adı:
Aydın Ayhan
Unvan:
Yazar
1954 yılında babasının memuriyeti dolayısıyla Sındırgı'dan Balıkesir'e gelmişlerdir.
Zor günlerdir, kara günlerdir, köyde erkeklerin kalmadığı günlerdir, çöpten adam arandığı günlerdir.
Bir gün gene gönüllü toplamaya gelirler. Vatanın zorda olduğu öyle günlerdir ki “Gönüllü müsün?” diye sorulmaz bile. Boya posa bakılır, yürü Çanakkale’ye denir. Bu, “Yürü ölüme!” demektir. Bomba seslerinin derinden derine duyulduğu, herkesin asker olduğu günlerdir.
Bir gün gene asker toplamaya gelirler köye. Çavuş,bakar, gençler yirmi kişiyi seçer. Yirmi delikanlı. 18’inden büyükler çoktan askere gitmişlerdir. Şimdi sıra onlardadır.
Muhtar, çavuşa söz verir. Yarın yirmi kişiyi getirip şubeye teslim
edecektir. Sabah olur, büyük tesadüf o gece gençlerden biri vefat etmiştir. Oysa muhtar yirmi kişi getireceğine söz vermiştir. Çare hemen
bulunur, kız kardeşi vardır. Hemen saçları kesilip erkek kıyafetine sokulur. Henüz diğerlerinin de sakalı bıyığı çıkmamış olduğundan farkına bile varılmaz. Gider Çanakkale’ye ve kardeşinin yerine askere giden bu kız Çanakkale cephesinde harp bitince gönderildiği Gazze Cephesi’nde şehit düştüğü duyulur. Kız olduğunu sadece mangasındaki
kendi köylüleri bilmektedir.
Sonuna kadar bu sır saklanır. O şimdi Gazze Cephesi’nde kardeşleriyle “Mehmetçik” ismiyle yatmaktadır.
Times gazetesi savaş muhabiri Ashmead Barlett 19 Ağustos 1915 tarihli makalesinde 10 Ağustos 1915'teki saldırı ve savunmayı anlattıktan sonra, "Bu savaş devler ülkesinde bir devler savaşıdır." demişti.
O kadar dolu ki toprağın şanla
Bir değil sanki bin vatan gibisin
Yüce dağlarına düşen dumanla
Göklerde yazılı destan gibisin
Fahri Ozansoy
1953'te Balıkesir'e geldiğimizde, mahallemizde bir çıkmaz sokakta penceresinin önünde, oturarak hiç durmadan " Çanakkale içinde vurdular beni " türküsünü söyleyen biri vardı. Bir bacağı dizinden, diğeri bileğinden kopmuş, sol kolu omzundan yok, sağ elinde sadece üç parmak vardı ve iki gözü kördü. Yirmi yaşında askere alınmış, ilk safta önünde patlayan bomba ile harp dışı kalmıştı. Hep o anı yaşardı. Bir patlama ile kendini harp dışı eden, gençliğinden ayıran o " an " için kahrederdi. O muhteşem gaziye anası ve kendisini ona adayan bir kız kardeşi bakıyordu. Unutuldu gitti.
Aydın Ayhan
Sayfa 18 - Şehitkale Yayıncılık
Sabah nöbet yerinde ne var ne yok, kontrol etmek ve nöbettekileri değiştirmek için, bir başka manga gönderildi. Biraz sonra yeni giden manga çavuşu, şaşkın bir vaziyette geri geldi.
" Yüzbaşım, bütün nöbetçiler şehit olmuş, ama çavuş nöbeti bırakmıyor..." dedi.
Yüzbaşı ile beraber ben de gittim. Gerçekten de çavuş nöbette idi. Bir kayanın üzerine abanmış, parmağı tetikte, gözleri açık bütün dikkati ile ileriye bakıyordu. Bir mermi alnından girmiş, arkadan çıkmıştı. Sırtı kan içinde idi. Alnından akan kan, göz çukurlarından aşağı yaş gibi damlamıştı. Önce silahını alalım dedik, bırakmadı. Yüzbaşı geldi, eliyle çavuşun omzuna dokunarak: " Sen görevini yaptın. Nöbetin bitti." dedi. Şaşırtıcı bir şey oldu. Çavuşun parmakları çözüldü, yavaşça kayıp sırt üstü uzanıverdi. Kim bilir, şehit orada hala nöbette idi...
" Allah yolunda öldürülenlere " Ölüler " demeyin, zira onlar diridirler. Fakat siz farkında değilsiniz. "
Aydın Ayhan
Sayfa 304 - Şehitkale Yayıncılık
224 syf.
Kitap ile 2007 yılında, Çanakkale anma töreni esnasında, düzenlenen bir etkinlikte tanıştım. Sıra sıra Çanakkale ile ilgili kitaplara göz gezdirirken, üniversiteli olduğu her halinden belli, gencecik bir evladımız yanıma gelerek, " Geliri şehit vakfına bağışlanacak bu kitabı satın alırsanız, bizi çok mutlu edersiniz. " deyince, bir saniye bile tereddüt etmeden kitabı aldım. Ki yanımda sadece, banka taksiti yatıracak kadar meblağ olmasına rağmen. İçerisindeki yaşanmış yada yarım kalmış hayat hikayelerinin bazılarına, sizler de benim gibi kitle iletişim araçlarından ( radyo, televizyon, gazete, dergi gibi.) mutlaka aşinasınızdır. Hepsinin derlenerek bir bütün halinde okura sunulması, okurken ayrı keyifti. Her ne kadar, yarım kalmış yaşanmışlıkları okumak yürek burksa da. Trajik yaşam öykülerin de millet olmaya atılan ilk adımları okurken, bazen göğsümün sıkışıp nefes almakta zorlandığım ve gözyaşlarımın istemsizce göz pınarlarımdan, boşaldığı anlar olmuştur. Kurgu bile beni tarumar ederken, bu yarım kalmış yaşanmışlıkların üzerimde bıraktığı etkileri ifade etmekte zorlanıyorum...Ben eminim ki, kamuoyunda merhameti olmayan, kara vicdanlı dediğimiz şahıslar dahi, kitabı okurken kayıtsız kalamazlar. Bazen hakikatler bütün teferruatıyla ulaşabilecek kadar, insanoğlunun yakınında olsa dahi, ulaşması imkan dahilinde değildir. Çünkü vakit hasıl olmamıştır. Vakit hasıl olunca da, hiç bir beşeri kuvvet hakikatin ortaya çıkmasına engel teşkil edemez. Bu sebepledir ki, Aydın Ayhan'a başarılı bir eser ortaya çıkarıp biz okurlarla buluşturduğu için sonsuz teşekkürlerimi sunarım. Salt kendi öz benliğimde bazen aymazlıklarla boğuşurken, kitaplığımdan özellikle bu kitabı alıp tekrar okurum. O yaşanmış trajik hayat hikayelerini, tahayyül ettikçe ruhumun maruz kaldığı sıkıntılı hal kaybolur.
Emperyalizme karşı başkaldırının, ilk tohumlarının atıldığı Çanakkale Savaşı'nın baş kahramanları olan, Mehmetçiğimizin birbirinden farklı trajik yaşam öykülerini merak ediyorsanız, mutlaka okumanızı tavsiye ederim...
İyilik ve güzellik adına, dünyada arta kalan ne varsa, siz değerli okurlara gelsin...
224 syf.
·5 günde·10/10
Çanakkale'de yaşananların birebir anlatıldığı, şehitlerin ailelerin yaşadıkları, gazilerin anılarının anlatıldığı,bol bol anıların olduğu vatan dolu bir kitaptı.
Olmasaydınız olmazdık.
Bir destandır Çanakkale
İyi okumalar. 10/10


Kitaptan Bir Alıntı

Babamın dostlarındandı. Dimdik yürürdü. Hani Allah’tan başka kimsenin önünde edilmemiş tipler vardır ya öyle biriydi. Ben çok küçüktüm. Evimize misafir gelirdi. “Oğul” diye seslenirdi hep. Bağdaş kurmaz diz çöker öyle otururdu. Gaz lambası yanında daha bir heybetli görünürdü gözüme, hep bitmez tükenmez harp hatıraları anlatırdı. Çanakkale, Gazze, Kafkas cephelerini dolaşmış, Sakarya, Dumlupınar’da savaşmış. Ancak İzmir’in kurtuluşundan sonra köyüne dönebilmişti.
Anlattıklarında, hep acı, kan, cefa vardı. Kolay mı kazanılmıştı bu vatan? Ölüm neydi ki? Şerbet içmek kadar kolaydı. “Biz kendi cenaze namazımızı kendimiz kıldık Çanakkale’de...” derdi sık sık. Olur muydu? Olurdu...!
Kirte muhabereleri sırasında bölükler arka siperlerde hücum sıralarını beklemektedirler. Ön siperdekiler ileri fırlamış boğuşuyorlar.
Yüzbaşı hücum için emir bekliyor. Bütün asker süngü takmış siperden fırlamak için hazır sinirler gergin...
Bütün dudaklar kıpır kıpır dualar okuyor, Kelimei Şehadet getiriyor. Süre uzuyor. Yüzbaşı erler sesleniyor...
“Yavrularım... Aslanlarım... biraz sonra Cenab-ü Rabbü’l-alemi’nin huzuruna varacağız. Abdestsiz gitmeyelim... Hadi tüfeklerimizin kabzalarına ellerimizi sürüp hep beraber teyemmüm edelim... ”Teyemmüm edilir... Bekleme devam etmektedir. Biraz sonra yüzbaşı: “Çocuklarım... sanıyorum biraz daha bekleyeceğiz... önümüzde biraz daha zaman var, vakit varken kendi cenaze namazımızı kendimiz kılalım... Kıble karşımızda...” Arkalardan oflu Ali Çavuş bağırıyor... “Er kişi niyetine...”
O gün yapılan hücumda kendi namazlarını kılan pek az kişi sağ kalabilmişti. Orada seslenilen “er kişi” onlardır ve onlar gerçek askerdir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Aydın Ayhan
Unvan:
Yazar
1954 yılında babasının memuriyeti dolayısıyla Sındırgı'dan Balıkesir'e gelmişlerdir.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 14 okur okudu.
  • 11 okur okuyacak.