Aylin Onacak

Aylin Onacak

Çevirmen
8.1/10
146 Kişi
·
428
Okunma
·
1
Beğeni
·
134
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
280 syf.
Charlotte Perkins Gilman 'ın Kadınlar Ülkesi kitabının devamı olmasına rağmen içerik anlamında bir o kadar şahsına münhasır bir eser.

Çift kutuplu bir dünyada(anaerkil-ataerkil) doğan ve her iki dünyayı da tanıma şansı bulan Ellador karakteri üzerinden muazzam bir sistem eleştirisi ve anaerkil düşüncenin anlatımını işlemiş yazarımız.

Bu her ne kadar kurgusal olsa da bir o kadar da realiteye dayanan bir konu. Çünkü getirdiği eleştiriler, anaerkil dünya ile sunmuş olduğu çözümler, kapitalizmin en büyük dayanaklarından biri olan ataerkil oligarşik yapılanmanın yarattığı toplumsal infialler karşı getirilen eleştiri ve karşı çözümler, anaerkil bakış açısının herkesin iyiliği için gerçekleştirdiği çözüm yolları kitabı muazzam bir noktaya taşımış. Özellikle erkek düşmanlığı yerine toplumsal eşitlik ve kadın erkek işbirliğini önemsemesi tam da anaerkil düşünceye yakışır bir işleyiş olmuş. Kitap tamamen gerçeklere dayalı aslında.

#85148108 incelememin devamı niteliğinde oldu ancak dualist okumalarda bu kadar güzel ikiliye denk gelmek nadiren oluyor.

Kitaba yönelik söyleyeceğim tek olumsuz şey, çeviriden mi yoksa kitabın orijinal dilinden mi kaynaklı olduğunu bilemediğim, yoğun devrik cümlelerin ve kimi yerde ise öznesiz, yüklemsiz cümlelerle dikkati dağıtan bir yapıya sahip olması oldu. Biraz zorlaştırmış olsa da oldukça başarılı bir kitap diyebilirim. Kadınlar ülkesini okuyanlar için şiddetli tavsiyemdir. Okumamış olanlar ise mutlaka ilkinden başlamalılar okumaya.
bugüne değin edindiğiniz bütün değerlerinizi gözünüzün önüne getirin tek tek. ve artık değer olarak varsaydığınız ve aslında toplumsal refleksten ötürü böyle bir güdülenmeye giderek bunu yaptığınızı gördükten sonra edinmiş olduğunuz bütün değerlerin anlamını yitirdiğini düşünün. nihilizimin doğuşu da tam olarak buradan başlar.

ancak nihilizm, ne anlamsızca düşünme, ne de sadece her şeyin yok olmaya değer olduğu inancıdır. tam tersine yok olmaya çare bulunur.

o, güçlü ruhların ve iradelerin ruh durumudur. yani nietzsche'ye göre böyle. bir yanda bütün değerlerin değerlerini yitirmiş olduklarını farketmek, diğer yanda bu bilinçte yok olmaya bir çare aranması, açıkçası mantık dışıdır bu durum.

burada dönüp tekrar nietzsche'ye baktığımızda; ''nihilist mantıklı olmak gerektiğine inanmaz.'' der. çünkü nihilizmi bir araç olarak görüyor. nihilizmde takılıp kalmış olanları köprüde kalmış insanlar olarak görür. belki de ben manzarasını çok sevdim köprünün bilmiyorum. nietzsche, nihilizme bir amaç yükleyip üst-insana giden bir yol olarak betimler. çok da doğrudur.

insanlar nihilizmi sadece bahsettiğim bu kısım olarak algılıyor çünkü. yani, bütün değerlerin anlamını ve önemini yitirmesi durumu. durum bundan ibaret değildir hiçbir zaman. nietzsche değer yitimini öngörürken yeni değer yaratımının da önünü açar. hem değerlerin yeniden değerlendirilmesini, hem de üst insan yolunda yeni değerleri eskiyen değerlerle değişimini önemser. nihilizim işte tam da bu noktada ait olmama durumudur. her şeyden vazgeçebilme eşiğinde bekleme halidir. nietzsche'nin nihilizm okuması özde bu şekildedir.


nihilizm, batı felsefesi ve düşünce tarihinin akışı içinde bulunulan kendi döneminin temel olayıdır.ancak nihilizm karar verilecek ya da eğlenilecek bir yaşam alanı olmamıştır. tehlikelerle ve tehditlerle dolu bir yaşam deneyimidir. bu noktada ilkel nihilizm ve nietzsche nihilizmi arasında ciddi farklılıklar mevcuttur. ilkel nihilizmde ise varoluşu ve değerlerinin yitimi noktasında kendini gerçekleştir-emeyen insan profili yatmaktadır.


dolayısyla felsefesinin gelişimine baktığımız zaman, durumun asıl ilgisinin nihilizmin aşılmasına yönelik olduğu kabul edilebilir bir duruştur. nihilizm nietzsche ile kendini yeniden gerçekleştirdi diyebiliriz. bu durum, nietzsche'nin ‘güç istenci’ metafiziğinde, ‘bengi-dönüş’ öğretisinde açıkça görülür.
117 syf.
·2 günde·10/10 puan
Faşizm gücünü içinde bulunduğu toplumdan alır. Sen istersen yayılır ve o kadar normalleşir ki tıpkı yavaş yavaş ısınan suyun içinde farkına varmadan yanarsın. Unutmayın ki faşist yönetimler seçilerek iktidara gelirler. Bizleri pasifize ederek daha da güçlenirler.
Değerli eserlerinin yanısıra sayısız makaleye imza atmış olan Orwell’in bu kitabı da yazmış olduğu makalelerin bir derlemesi şeklinde. Milliyetçilik, milliyetçiliğin türleri, pasifizm, Dünya Devleti kavramı akıcı ve anlaşılır bir şekilde anlatılıyor. On iki bölümden oluşan kitapta “Güzel Bir Fincan Çay” ve “İngiliz Mutfağı Savunusu” adı altında çok tatlı bölümler var :) Orwell okumayı seviyorsanız tavsiye derim.
117 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Cem Yılmaz hani bir gösterisinde "eeeh what are you " diye espri yapmıştı. Kitabı okurken hep o geldi aklıma :) ilk önce inanılmaz eğlendiğimi söylemek isterim. Bir de uzun zamandır Orwell okumamıştım denk gelip de, baya iyi oldu. Orwell'ın kitabın arkasında da belirttiği gibi "doğru bildiğini söyleme ve yazma" şeklinde bir mottosu var ki bu, kitabın daha ilk cümlesinde kendini gösteriyor. Eleştirirken fazla acımasız gibi geldi bana üstelik her ne kadar kendisi bunu inkar etse de hatta bu kitapta bile eleştirse de Orwell, tipik bir İngiliz milliyetçisi :) Wells'den Gandi'ye, Hitler'den Swift'e hatta çayın nasıl içildiğine kadar eleştirmişte eleştirmiş. Okurken sıkılmak mümkün değil klasik bir Orwell kalemi. Yazarların hayata bakış açılarını okumayı seviyorum o yüzden ben beğendim. Orwell seven herkes okurken zevk alacaktır.
246 syf.
Adem’in Laneti Erkeklerin Olmadığı Bir Gelecek, genetikten hiç anlamayan bir okura bile eğlenceli, öğretici bir genetik dersi deneyimi sunuyor. Adem’in Laneti, kısaca y kromozomunun yapısı ve karakterini anlamanızı sağlayarak başlıyor. Y kromozomunun özelliği, sadece erkekten doğacak oğluna geçmesi ve aynı y kromozomunun nesiller boyunca ilerlemesi. Mitokondriyal DNA yani kadından, doğacak kızlarına geçen mDNA, sakin bir şekilde kadının yumurtalıklarında beklerken, y kromozomu türünü devam ettirmek için daimi olarak savaşçı, açgözlü bir kromozom. Haliyle Adem’in Laneti, y kromozomunun inanılmaz açgözlülüğü ve saldırganlığı.

Ki, dünyanın sonunu getirecek olan da tam da bu. Cinsel seçilim, tavuskuşlarında daha parlak, daha uzun bir kuyruğu seçerken, insan türüne döndüğünüzde, önce güçlü, kuvvetli, yaşayabilecek bir erkeği seçerken, sonrasında güç, statü ve serveti seçmeye başlıyor. Kitaptaki Cengizhan’ın y kromozomlarını okurken hayrete düşmemek imkansız. Tüm Moğol imparatorluğu sınırlarında yaşayan erkeklerde bulunan aynı y kromozomu…

Y kromozomu her zaman ve sadece babadan oğula geçiyor. Kitabın yazarı Brian Sykes, kendi soyadının peşine düşerek en eski atalarının y kromozomunu buluyor. İngiltere için son derece mümkün elbette, aynı atanın y kromozomu, benzer veya aynı soyadlarda ilerliyor. Her şeyin kaydı ve bilgisi var olduğundan peşine düşmesi zor bir iş olmamış. Bir yandan da farklı genetikçilerle birlikte dünyanın farklı ülkelerinde soyadları ve erkek kromozomlarının peşine düşen Sykes, gerçekten ilginç sonuçlara imza atmış. Kolombiya, İzlanda, Karayipler, Vikinglerin soyu gibi çok çarpıcı örneklerle anlatıyor y kromozomunun maceralarını.

Kitabı okurken, timsah, dinozor ve kaplumbağaların doğacak yavrularının cinsiyetini belirleme yöntemlerinden, üremek için erkeklere ihtiyaç duymayan kamçı kuyruklu kertenkelelere kadar bir içine dalınacak birçok alanla karşılaşıyorsunuz. Hem cinsel seçilim konusunda gelişmelerin yanında homoseksüel erkeklerin genlerinde neler olup bitmiş, öğreniyorsunuz. Pek tabii cinsel yönelim konusu yazarın çok da emin olarak anlattığı bir bölüm değil, ancak ikna edici veriler de var.

Genetik biliminin tarih bilimiyle el ele ve yan yana çalışması gerektiğini de sık sık düşünüyor buluyorsunuz kendinizi. Genetik hayret verici bir alan ve önemi aslında yakın bir tarihte fark ediliyor. Örneğin Down sendromunun bir kromozom bozukluğundan kaynaklanıyor olabileceğini öne süren bir göz doktoruymuş ve yıl 1932’ymiş. Kimseyi inandıramamış ve 27 yıl sonra göz doktorunun kendi kendine bulduğu sonuç doğru çıkmış. Kovanda yaşamalarına rağmen ev işlerine yardım etmek için tek bir duyargalarını bile kıpırdatmayan, nektar alışverişine gitmeyen erkek arıları, Bryan Sykes, “erkek insanlardan ne kadar farklı” notuyla anlatıyor. Kitabın bir roman süratinde okunamadığı bir gerçek lakin ağır ağır okuyarak, son derece enteresan bilgilere haiz olabiliyorsunuz.

Gelelim erkeklerin olmadığı bir geleceğe. Y kromozomu savaşmak ve çoğalmak, sınırlarını genişletmek için çabalarken, hücre bölünmesi sırasında mutasyonlarla epey hırpalanıyor. Bu da y kromozomunun ben ben en çok ben diye bağırırken sonunu getirecek olan şey. Bu açgözlülük sürerken Adem’in Laneti, kendini lanetleyecek ve başka bir şekilde üreme yolu seçilmezse, erkeklerin soyu tükenecek. Ne zaman derseniz, biz biliyoruz ama siz kitabı okuyun…
224 syf.
·Beğendi·10/10 puan
bu kitabın hiç yorum almamış olması, çok az görüntülenmesi resmen utançtır. binbir hayallerle nice kaliteli analizler okurum diye girdim ve hayal kırıklığına uğradım. herkese okumasını önerdiğim muazzam bir kitap.
117 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10 puan
George Orwell, 1930'ların başlarından 1950'de ölümüne dek, Büyük Bunalım, İkinci Dünya Savaşı ve atom bombalarını kapsayan bir dönem boyunca günün evrensel ve yerel her türlü politik, toplumsal ve edebi meselesi üzerine sayısız yazı kaleme almıştır. Sade, enerjik ve az ama öz yazım tarzını örnek aldığı Jonathan Swift gibi Orwell da özellikle dil ile hakikat arasındaki ilişki üzerine kafa yormuştur.
Faşizm Kehanetleri başlığıyla derlediğimiz bu metinlerde Orwell, milliyetçilik, Hitler, faşizm gibi İkinci Dünya Savaşı döneminin kaçınılmaz konularından İngiliz mutfağına, H.G. Wells'in dünya devleti görüşü ve Swift'in Gulliver'inin eleştirisinden en iyi çayın nasıl yapılacağına kadar uzanan düşünsel bir yolculuğa çıkarıyor. Edebiyatla politikanın iç içe geçen ilişkisini Orwell yaşamı boyunca başlıca düsturu olan "doğru bildiğini söyleme" ve yazma tavrıyla birleştiriyor. Okuru ise gerçek bir ustanın kaleminden çıkma eşsiz bir şölen bekliyor..
George Orwell 1984 ve Hayvan Çiftliği gibi mükemmel romanların yazarı. Roman dışında yazdıklarının da oldukça ilgi çekici olduğunun kanıtı bu kitap.. Dünya görüşünüz ne olursa olsun kesinlikle okumalısınız
117 syf.
·3 günde·Puan vermedi
George Orwell 1984 ve Hayvan Çiftliği gibi mükemmel romanların yazarı. Roman dışında yazdıklarının da oldukça ilgi çekici olduğunun kanıtı bu kitap.. Dünya görüşünüz ne olursa olsun kesinlikle okumalısınız..

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 428 okur okudu.
  • 24 okur okuyor.
  • 693 okur okuyacak.
  • 15 okur yarım bıraktı.