Düşünün, sizinle her an beraber olan, her derdinizi çözmeye gücü yeten, size karşı sonsuz merhamet ve adaletle dolu, sizi gerçekten seven bir dostunuz olduğunu bilseniz, içiniz huzurla dolmaz mı? İşte biz, böyle bir dosta, böyle bir yoldaşa sahibiz. Ama ne yazık ki O'ndan gafiliz.
O'nu merak etmiyor, O'nunla bağ kurmaya çalışmıyor, O'nu tanımaya gayret etmiyoruz. Bütün sıkıntılarımızı, daralmışlıklarımızı, yalnızlığımızı ve bunalmışlığımızı giderecek, bize kendi yoldaşlığıyla yetecek, her konuda güvenebileceğimiz ve kalbimize sükûnet verecek bir Rabbimiz var. Ama böyle bir Rabbimiz olduğunun farkında mıyız?
Evet, bir Allah'ın var olduğunu, bir yaratıcının varlığını biliyoruz. Ama O'nu gerçekten tanıyor muyuz? Bu üzüntümüz, bu güvensizliğimiz ve bu kuşkular içindeki yapayalnızlığımız, O'nu tanıyınca dinmez mi? O'nu tanımak, O'na güvenmek ve O'na teslim olmak, bizi huzura kavuşturmaz mı?