Aysun Aslan

Aysun Aslan

YazarÇevirmen
8.5/10
8 Kişi
·
16
Okunma
·
0
Beğeni
·
346
Gösterim
Şunu asla unutmayın ki, bir insanın elindeki en büyük güç bilgidir. Ne kadar bilgi sahibiyseniz o kadar güçlüsünüzdür.
256 syf.
·25 günde·Beğendi·8/10
Bilim ve Teknoloji'ye ilgi duyanların dikkatle okuyacağı bir kitaptır Evcilleşmiş Beyin. Ben mesleğim icabı severek okudum ve okumak isteyen arkadaşlarıma da tavsiye ederim.

İnsan beyni, 20.000 yılı aşkın bir süredir hacminin bir tenis topu kadarını kaybetti: Tarih öncesinde yaşamış atalarımızın beyni bizim beynimizden büyüktü. Bu garip bir durum, çünkü evrimin büyük bölümünde insan beyni büyümüştü. Son aşamada gerçekleşen bu küçülme, bilim, eğitim ve teknolojinin ilerlemesiyle beynin de büyüyeceği varsayımına aykırı görünüyor: Zeki yaratıkların büyük beyinli olduğu düşüncesi yanlış olabilir.

Öte yandan, büyük beyinli hayvanların sorun çözmede daha başarılı olduğunu biliyoruz. Nitekim insan beyni, gövde büyüklüğüne göre olması beklenenden yedi kat daha büyüktür ve günümüzün karmaşık yaşamıyla baş edebilme yeteneğimiz, gittikçe daha akıllılaştığımız varsayımını doğruluyor. Ama beynimizdeki küçülme, daha büyük beynin daha fazla zekâ anlamına geldiği ve bizim tarih öncesi atalarımızdan daha akıllı olduğumuz görüşüne aykırı düşüyor.

Bu durumda, insan zekâsının gelişimiyle ilgili varsayımlarımızın çoğu temelsiz demektir. Örneğin, Taş Çağı’nda yaşamış atalarımızın bizden daha geri olmalarının gerektiği. Onlar da bizim kadar akıllı olabilirler. Çünkü dünya konusundaki bilgimizin çoğu, kendi çabalarımızdan çok başkalarının deneyimlerinden kazanılmıştır. İnsan beyni evcilleştiğimiz için küçülmüş olabilir: “Evcilleştirme hayvanlarda küçük beyinlere yol açmakla kalmaz, aynı zamanda düşünme biçimlerini de değiştirir.”

“Çağcıl uygarlık, bir tür olarak birdenbire daha kavrayışlı hale geldiğimiz için ortaya çıkmadı, daha çok, evcilleşmenin bir yan ürünü olan bilgi paylaşımından miras edindiğimiz teknoloji ve bilgi birikimini geliştirmeyi öğrenmemiz sayesinde oluştu. Uzun çocukluk dönemi bilgiyi bir kuşaktan diğerine aktarmak için yararlıydı, ama başlangıçta evrimin bu yönde ilerlemesinin nedeni oymakta ki herkesle anlaşmayı öğrene bilmemizi sağlamaktı. Ortak zekânın gelişimine olanak sağlayan, birlikte uyum içinde yaşamayı öğrenme dürtüsü idi, tersi değil. Bilgiyi paylaşarak illa ki daha kavrayışlı değil ama daha eğitimli olduk.”

Şimdiden keyifli okumalar dostlar. :)

Bir sonraki kitap yorumu ve değerlendirmesinde görüşmek dileğiyle. Esen kalınız!

~ A.Y. ~
288 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10
Yazarın eserine tesadüfen bir kitapçıda kitapları karıştırırken denk geldim ve arka kapak yazısı oldukça dikkatimi çekmişti. Eğitmen olan yazar, eserinde dünyanın ve ülkemizin kanayan yarası olan "pedofili" konusunu işlemiş. Gündeme gelen ve açıkça yazılan bu tarz olaylar yerine, bir eğitmenin sınıfında dikkatini çeken öğrencisinin davranışlarını irdelemesi ve onun üzerine yoğunlaşması, gereken mercilerden yardım isteyerek neler yapılabilineceği hakkında çarpıcı bir kitaba imza atarak okurlarına sunmuş. Konu çocuklar üzerine olduğu için zor bir eser...
Kitap Karadeniz'in bir köyüne atanan Münevver öğretmenin o köye yerleşmesi ile başlıyor. Sınıfında bulunan bir Down Sendromlu çocuk olan Bahtiyar ve babası şehit olmuş, ninesi, amcası ve küçük kardeşi Ali Sadi ile birlikte yaşayan Nihat'ın dramını anlatıyor. Kasabada bulunan Doktor Selim ve Çocuk Doktoru İrfan ise Nihat'ın yaşadığı cinsel istismar üzerine olayların merkezinde yer alıyorlar...

Gerçekten insan hayatında her şey gördüğümüzden mi ibaret? En yakınımızda olan insanlar yaşananların ne kadarını gözlemleyebiliyor? Özellikle çocukların birdenbire yaşadığı tezatlıklar nelerin habercisi? Bir çocuğun kayıp olup gitmesine onun yaşadıkları, travmaları, toplumumuzun yaftalamaları geleceğini nasıl şekillendiriyor? Tüm bu soruların cevabı bu eserde yer alırken, insanı düşünmeye daha fazla neler yapılabileceği konusunda araştırmaya itiyor. Eser sadece okuyup, kapağını kapatıp bırakacağınız bir kitap değil. Özellikle kitabın son kısmı olaylardan on yıl sonrası iki kardeşin ninelerine duydukları özlemi, hayatta bir başına kalmışlığın çaresizliği ile noktalanıyor ve bu aşamada bu çocuklara daha fazla nasıl yardım edilebilirliği, insanım diyen herkesin kucağına pimi çekilmiş patlamaya hazır bir bomba olarak bırakıyor...
Eserin yazım dili sade ve anlaşılır. Zor olsa da büyük bir beğeni ile okudum. Tek eksi yönü ise kitabın son bölümünün daha farklı bitmesini istememden kaynaklı. Çocuklara kucak açan Münevver Öğretmenin onların yetişkin hali ile de ilgilenmesini, çocuklara uzattığı elinin onlara ölene kadar destek ve güç olmasını, hayata tutunmalarını sağlamasını isterdim...

Yazarın tek kitabı olan bu eser, onun daha fazla kitap yazmasını dilememe sebep oldu...

Kitap dostlarıma kesinlikle tavsiye ederim...
288 syf.
·9/10
okuduğum en sıra dışı romanlardan biri. Günümüzde olan olaylarla ilgili aslında. Çocuk istismarı ile ilgili bir kitap . İnsanı derinden etkiliyor hele ki günümüzde. ..
256 syf.
·14 günde·Beğendi·8/10
İnsanoğlunun son 20.000 yılda beyninin neden bir tenis topu kadar küçüldüğünü, diğer evcil hayvanlarda ki gibi olduğu, çok geniş örnekler vererek anlatıyor. Çeviri YKY kalitesinde ve çok akıcı. Öztürkçe kelimeler okurken bana rahatsızlık verdi. Ama konuya ilgi duyanların ilginç örneklerle zevkle okuyacakları bir eser.

Yazarın biyografisi

Adı:
Aysun Aslan
Unvan:
Türk Yazar

Yazar istatistikleri

  • 16 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 32 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.