Aziz Rüstem Kocayürek

Aziz Rüstem Kocayürek

Çevirmen
7.5/10
433 Kişi
·
Okunma
·
1
Beğeni
·
279
Gösterim
Adı:
Aziz Rüstem Kocayürek
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
74 syf.
·2 günde·2/10
Çoğu kişi bilir ki bu sitede yer alan böceklerden biri de benim :) Neden mi? Çünkü olası gereksinimleri karşılamadığımdan dolayı? Buradaki herkes yemeğe su içerek başlar ama ben direk salataya yönelirimde ondan.

Çevre ve bulunduğumuz toplum her zaman bize belirli yollar çizmiştir. İyi bir çocukluk, iyi bir eğitim, iyi bir iş, iyi bir eş,... diye devam eder gider. Hayatımız çevremizdekiler sayesinde daraldıkça daralmış ve bizlere yaşam alanı kalmamıştır. Bu alanında dışına çıkmak istedikçe de başkalarının kem gözlerine hedef olduğumuz ortadadır.

Kişi, başka kişilerin işine yaradığı kadar kişilik sahibidir. Öküz ölür ortaklık biter.

Hayat gerçekten maddi ve manevi çıkarlar silsilesine sahiptir. Biri ile dostluk edersin, muhabbeti hoştur seni mutlu eder. Oradaki mutluluk seni menavi çıkarındır. Ve bu mutluluklar azaldıkça dostluk yavaş yavaş söner. İlk zamanlar hergün görmek istediğini artık belirli günlerde görür ve hafsalından yavaş yavaş silersin. En sonunda ise kişi senin için bir şey ifade etmez ve alalade birisi olur çıkar.

Topluma ve toplumun en ufak birimi olan aile için bir yararın yoksa sürekli asalak olarak yaşamını idame edersin. Bu da en kötü tabiri ile toplum da aile de sizden menfaat bekler.

Neyse geçelim bunları...

Okuduğum kitap duygusuzça yazılmış, hiçbir şekilde bana hitap etmeyen bir anlatım tarzı vardı. Herkesin yere göğe çıkardığı “Dönüşüm” benim için hiçbir şey ifade etmedi. Hatta bir kaç dostumdan yardım isteyip onlara sordum. Hepsi de “Dönüşüm” baş yapıt falan dedi. Hala şokundayım. Demek ki benim göremedikleri mi görebiliyorlar. Teşekkür ediyorum onlara.

Benim için kitap sıkıcı geçti. Okumasaydım da bir şey kaybetmezdim diyebileceğim bir Kafka eseri idi. Ama yine de şunu söylemek isterim ki; “emek ile yazılmış her yazı okunmaya değerdir.”

Herkese keyifli okumalar. Sevgi ile kalın...
88 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10
Bugüne kadar hep kitabın adının neden "Babama mektup" değil de "Babaya Mektup" olduğunu merak etmiştim. Ama şimdi kitabı okuduktan sonra anladim bunun nedenini..
88 syf.
·Beğendi·8/10
Karantinada Kpss çalışmaktan fırsat bulduğum sıralarda okuyup beğendiğim kitaplardan biri oldu Babaya Mektup. Anne bir çocuk için yaşam kaynağıdır bunda hemen herkes hemfikirdir. Fakat babanın çocuğun gelişimi, karakteri, hayata bakışı, psikolojisi, hedefleri ve daha birçok alanda etkisi yadsınamaz. Kafka bu mektuplarda kendi hayatındaki baba figürünü ve babasının bir bakışının dahi onu ne kadar etkilediğini anlatmış. Hayatı boyunca babasının gözünde saygı değer biri olmak ve onun tarafından anlaşılmak istemiş. Fakat mektupları hiç okuyamamış babası. Zaten o da içini okurlarına dökmek istemiş gibi. Ben okurken çok etkilendim. Gerçekten de babanın çocuk için yeri çok farklı. Hak eden, iyi insanlar baba olsun inşallah..
80 syf.
Dönüşüm, Franz Kafka'nın oldukça meşhur bir eseri. Dünya çapında şöhreti olan bir eser ve orijinal dili Almanca. Ben aslında Dönüşüm'ü bundan yaklaşık 15 yıl kadar önce okumuştum. Fakat aklımda sadece giriş cümlesi kalmış, başka da bir şey kalmamıştı. Tekrar okuma gereği hissettim ve okudum.

Yaklaşık 80 sayfalık bir hikaye bu. Hatta uzun hikaye de diyebiliriz. Burada Gregor Samsa adlı bir kişinin, bir sabah uyandığında bir böceğe, daha doğru bir haşereye dönüşmesinin üzerinden geçen hikayeyi anlatıyor. Tabii Kafka önemli bir yazar ve burada çok ciddi semboller kullanmış diye düşünüyorum. Kişisel yorumum; yazar Yahudi bir aileye mensup, antisemitist hareketlere maruz kaldığı dönemler oluyor. Dolayısıyla burada, kişinin tecrit edilmesi, bir suçlamaya maruz kalması ve toplum dışına itilmesi ile alakalı alegoriler kullandığını düşünüyorum.

Günümüzde de öyle değil midir? Yani insanlar çeşitli suçlamalara maruz kalıyor, toplumdan tecrit ediliyor, en yakınları bile onlara bir mesafe koyma gereği duyuyor ya da sahip çıkmak istese bile dışarıya karşı koruma gereği hissediyor. Kafka, üç bölümden oluşan uzun hikayesinde bu ruh halini anlatmış, bunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Toplumun istemediği bir bireye dönüşüyor ve işinden oluyor önce. Oradan bir darbe yiyor, ardından ailesi kendisine sahip çıkmak istiyor ama onlar da topluma karşı onu savunamaz hale gelmeye başlıyorlar. Halbuki başına gelen şey de onun bir suçu yoktur ama yine de ailesi sahip çıksa bile en sonunda ailesinin işlerini de olumsuz etkilemeye başlayınca, bireysel ilişkileri toplumsal ilişkilere olumsuz yansıyınca ailesi de ondan vazgeçmek zorunda kalıyor. KHK mağduru insanlar mesela... Bir sabah uyandıklarında bir böceğe dönüşmüş gibi ortada bırakılmışlar.

Bu hikayede dediğim gibi, Kafka bence birey toplum ilişkisinde suçlanan bireylerin aforoz edilmesi, baskı altına alınması karşısında yaşadıklarını başarılı bir şekilde anlatmış. Onların bu hallerini işlemeye çalışmış. Benim bu uzun hikayeden anladığım şey tam olarak budur.
81 syf.
·2 günde·8/10
Bu kitap benim ilk Franz Kafka deneyimim. Büyük bir önyargı ile başladım kitaba; çünkü bu kitabı okuyanlar en sonunda “neden okudum ben bu kitabı, ne anlattı ki şimdi, olay bir yere de bağlanmadı” gibi yorumlar yapıyorlardı. Öncelikle kitap akıcı, okurken asla sıkılmadım. Zaten öyküleyici bir anlatım var ve sayfa sayısı az olduğu için de sıkmıyor.

Başka Franz Kafka eseri okumadım ancak şunu söyleyebilirim ki; bu kitabı okurken ne için yazıldığından çok hangi ruh haliyle yazıldığına odaklanmalı.. Kitap bir sabah uyandığında haşereye dönüşmüş bir adamı anlatıyor. Zaman zaman bizler de kendimizi bir böcek gibi işe yaramaz görebiliriz. Veya kendimiz farkında olmasak bile çevremizdekiler böyle düşünebilirler. Mesele kendimizi nasıl gördüğümüzden çok dışarıdan nasıl göründüğümüz aslında.. Yazar işte tam olarak buna dikkat çekmek istiyor.
74 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Toplumun dayatmalarının içerisine öylesine gömülmüşüz ki, bu çarkın dişlilerinden bir tanesi dönmediğinde, onları bir böcek gibi görmeye, dışlamaya hazırız. Oysa asıl böcekleşmiş olanlar bu çarkı döndüren bizler miyiz, yoksa başkalaşarak sisteme karşı koyanlar mı?
92 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Biçimsel olarak oldukça ince ve bir çırpıda okunup bitirilebilecek bir kitap gibi görünse de “Dönüşüm” muhteva olarak çok derin bir etkiye sahip.. Hikayenin kahramanı Gregor Samsa bir sabah uyandığında kendini dev bir haşereye dönüşmüş olarak bulur. Bu andan sonra herşey değişecektir. Kitabın sayfalarını çevirirken çok kez Gregor ile o odada neler yaşadığını hissetmeniz mümkün.. Ve şuan yaşadığımız hayattaki rollerimiz birgün değişirse, varolan şartlarımızı kaybedersek acaba kendi çevremizde yine aynı noktada kalabilir miyiz? Sorusunu çokça düşündüren bir eser.. Keyifli okumalar...
92 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Merhabalar, hamam böceklerinden tiksinmekten ziyade deliler gibi korkan birisiyim. O kadar ki evimde hamam böceği gördüm diye bir hafta evime uğramadım ve kalacak yerim de olmadığı için şehir dışındaki arkadaşımın evine gittim öğrencilik yıllarımda. Bu kitabı okumadan önce de üzerinde hamam böceği var diye kitabı görünce o reyondan uzaklaşıyordum. Nitekim Antalya'da bir kitap fuarında bu yayının baskısında böcek resminin kapağın tamamını kaplamadığını gördüm. O yüzden cesaret edip aldım. Yine beş ay kadar okumadım. Buradaki incelemeleri okudum yorumlara baktım ve okumaya karar verdim. Başlar başlamaz böceğe dönüşen adamın hikayesinde kendimi Gregor Samsa' nın ailesinin yerine rahatlıkla koyabildim. Hatta kız kardeşini takdir ettim. Kitap ilerledikçe en sevdiğim insanın böceğe dönüştüğünü hayal ettim. Acaba ne yapardım ? Acı çektim , insanlar iyi ki böceğe dönüşmüyor diye şükrettim. İlerleyen sayfalarda bu sefer kendimi böceğe dönüşmüş hayal ettim . Çok zor oldu, yutkundum. Bütün kahramanlarla empati kura kura kitabı bitirdim. Asıl anlatılan tabii ki böcek değil. Mesaj bu değildi biliyorum ama böcek fobimden dolayı ilk olarak buna odaklandım. Sonra kitap üzerine gün boyu düşündüm. İnceleme yazmak gelmedi içimden. Ta ki - üzerinden çok da uzun bir zaman geçmedi - bugün güzel İzmir' in güzel boyozunu almaya giderken ilaçlama yapıldığı için ters şekilde yatan hamam böceklerini görene kadar. Onlara ilk defa bakabildim. Öldüklerine üzüldüm acaba çok acı çekmişler mi diye düşündüm, kitap aklıma geldi, sevdiğim insanlar aklıma geldi ve bu duygularımı paylaşmaya karar verdim. Özellikle fobisi olanlara bu kitabı okumayı tavsiye ederim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Aziz Rüstem Kocayürek

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.