Aziz Rüstem Kocayürek

Aziz Rüstem Kocayürek

Çevirmen
7.6/10
819 Kişi
·
Okunma
·
1
Beğeni
·
418
Gösterim
Adı:
Aziz Rüstem Kocayürek
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
74 syf.
·2 günde·2/10 puan
Çoğu kişi bilir ki bu sitede yer alan böceklerden biri de benim :) Neden mi? Çünkü olası gereksinimleri karşılamadığımdan dolayı? Buradaki herkes yemeğe su içerek başlar ama ben direk salataya yönelirimde ondan.

Çevre ve bulunduğumuz toplum her zaman bize belirli yollar çizmiştir. İyi bir çocukluk, iyi bir eğitim, iyi bir iş, iyi bir eş,... diye devam eder gider. Hayatımız çevremizdekiler sayesinde daraldıkça daralmış ve bizlere yaşam alanı kalmamıştır. Bu alanında dışına çıkmak istedikçe de başkalarının kem gözlerine hedef olduğumuz ortadadır.

Kişi, başka kişilerin işine yaradığı kadar kişilik sahibidir. Öküz ölür ortaklık biter.

Hayat gerçekten maddi ve manevi çıkarlar silsilesine sahiptir. Biri ile dostluk edersin, muhabbeti hoştur seni mutlu eder. Oradaki mutluluk seni menavi çıkarındır. Ve bu mutluluklar azaldıkça dostluk yavaş yavaş söner. İlk zamanlar hergün görmek istediğini artık belirli günlerde görür ve hafsalından yavaş yavaş silersin. En sonunda ise kişi senin için bir şey ifade etmez ve alalade birisi olur çıkar.

Topluma ve toplumun en ufak birimi olan aile için bir yararın yoksa sürekli asalak olarak yaşamını idame edersin. Bu da en kötü tabiri ile toplum da aile de sizden menfaat bekler.

Neyse geçelim bunları...

Okuduğum kitap duygusuzça yazılmış, hiçbir şekilde bana hitap etmeyen bir anlatım tarzı vardı. Herkesin yere göğe çıkardığı “Dönüşüm” benim için hiçbir şey ifade etmedi. Hatta bir kaç dostumdan yardım isteyip onlara sordum. Hepsi de “Dönüşüm” baş yapıt falan dedi. Hala şokundayım. Demek ki benim göremedikleri mi görebiliyorlar. Teşekkür ediyorum onlara.

Benim için kitap sıkıcı geçti. Okumasaydım da bir şey kaybetmezdim diyebileceğim bir Kafka eseri idi. Ama yine de şunu söylemek isterim ki; “emek ile yazılmış her yazı okunmaya değerdir.”

Herkese keyifli okumalar. Sevgi ile kalın...
88 syf.
·2 günde
Yeni bir inceleme ile karşınızdayım. Yüreğinize dokunması dileği ile..
Babaya mektup , okumaya başlarken korkarak okudum. yüreğime acı verirmesinden korktum. Kitabın ismi de yazılanlar gibi acı vericiydi. Fakat dilinin yalınlığı ve az sayfadan oluşması okumanız için sadece 1-2 saat yetiyor. Kısa sürede okunuyor ama etkisini yüreğimde hissediyorum. Kitabı yorumlamaya başlıyorum.

Bazen sadece baban olsun istersin. Senelerce sizin için çalışmaktan nasır tutmuş elleriyle yüzünü avuçlasın, yanağını avucuna yaslayarak anı yaşamak, babanın o an bütün yorgunluğunu almak, sevginizi birbirinize hissettirin istersin. Elini sana dokundurduğunda, nasırlanmış ellerinin pisliğinden kaçmak, ruhundaki pisliği sana bulaştırmasından korkmak yerine sıkı sıkıya sarılmak istersin. Evdeyken her kapı çaldığında heyecanlanıp babam geldi diyerek kapıya koşarak, annenin arkandan deli kız koşma demesine aldırmayarak babanın kollarına atlamak istersin. Kapı çaldığında korkarak yine babam mı geldi diyerek için içini yemesin, annen kapıyı açma demesin, ne yapacağım ben ya sarhoşsa yine ruhumuza zarar verecek sözler söylerse diye düşünmek yerine babanın kollarında canım kızım benim diyen saçlarını koklayarak öpen, kafasını başına yasayan bir adam istersin. Dedim ya. Baban olsun istersin. Dağ gibi arkanda. Elleri daima üstünde. Sevgisiyle gölgesinde büyümek yerine o sevgiyle büyümek istersin Karanlığını altında korkarak, sığınacak liman arayarak, gözlerini sımsıkı yumarak yüzünü görmediğin bir insan istemezsin. Baban senin acılarını göğüslesin, sana acı vermesin istersin. Bir baba istersin. Sadece baba. İşte yazar da baba istiyordu . Onun yüreğine dokunan , o geldiğinde korkmak gerine ,delice koşmak..eğer bunlar olmayacaksa da babasının varlığını ,sevgisini yanında istiyordu.


Babasının çok fazla etkisi altında kaldığı, ondan korktuğu, otoriter bir baba karakteriyle büyüdüğü bilinen Kafka, babasına bir mektup yazdıyor ve yüreğimize dokunmayı başarıyor. O istemezdi sanırım bu yazıları yazmak..ama olmuştu çünkü tüm babalar iyi olmaya bilirdi. Kafka 'nın babası da iyi olmayan kişiler sınıflandırmasında yer aldı gözümde Mektubun daha ilk satırlarında korkusunu, tedirginliğini en açık şekliyle ifade eder Kafka, yazarken bile yeterince açık olamayacağını dile getirir.

“Geçenlerde bir kez, senden korktuğumu öne sürmemin nedenini sormuştun. Genellikle olduğu gibi, verecek hiçbir cevap bulamadım, kısmen tam da sana karşı duyduğum bu korku yüzünden, kısmen de bu korkuyu gerekçelendirmek üzere, konuşurken toparlayabileceğimden çok daha fazla ayrıntı gerektiği için. Ve şimdi burada sana yazılı bir cevap vermeyi deniyor olsam da, bu fazlasıyla eksik kalacaktır, çünkü bu korku ve onun etkileri senin karşında yazarken de ket vuruyor bana ve dahası meselenin büyüklüğü, hafızamın ve aklımın sınırlarını çok aşıyor.”
Elyazısıyla 100 sayfayı aşan mektubu, gerçekleşmeyen evliliğin etkisiyle Julie Wohryzek’le tanıştığı yerde yazar. Bu evliliğin gerçekleşememe nedeni olarak babasını gösterir. Karakterinin şekillenmesinde, yaşadığı olayların tamamında babasını suçladığı gibi.  Satır aralarında, babasının farklı bir yapıya sahip olması durumunda da kendisinin yine zayıf, ürkek, kararsız, huzursuz bir karakter olacağını da kabul eder.  Babasının zaten olacak bir şeyi daha da güçlendirdiğini söyler.

Bir yandan babasını suçlayan Kafka, diğer yandan babası gibi olamadığı için kendini suçlar. Hem eleştiri, hem de özeleştiri mahiyetinde olan Babaya Mektup, Kafka’nın çocukluğuna da ayna tutar. Kısacası Kafka 'nın bu eseri otobiyografi niteliği taşımaktadır diyebiliriz.
-Kendini “hiç” olarak nitelendirir Kafka. Bunda babasının davranışlarının yanı sıra, kendi hissettiklerinin de payı vardır. Babasının cüssesi, güçlü, iri vücudu yanında ezik hisseder kendini. O sıska, güçsüz bir yapıya sahiptir. Vücudundan utanır. Ve kitapta da buna yer vermişti.

“Senin saf bedenselliğin bile eziyordu beni.”

Kitabın çoğu yerinde babasına sitem ediyor ama onun sevgisine muhtaç olduğunu satırlarından anlıyoruz.


“Kendimi acınılası bir halde görürdüm, üstelik yalnızca senin önünde değil, tüm dünyanın önünde, çünkü sen benim için her şeyin ölçütüydün.”

Babasını ,onu sevmemesine rağmen neden bu kadar değer verdiğini anlamadım. Ama sonra düşündüm. Kendi hayattımı önüme aldım. Babam bizi çocuk yaşımda bırakıp gitti . Ona öfke duydum ,nefret ettiğimi dile getirdim ,sözünde durmadığı için sitem ettim. Ama herşeye ,herkese rağmen ona olan sevgim azalmadı ..daha çok arttı. Belki o adama herşeye rağmen sevgi duyması ,o vardı ama yoktu durumunda bile onu hayattının ortasına koymasına sebebiyet vermiş olabilir.


Yazdığı kitapları babasına verdiğinde özgür hisseder kendini, babasına karşı bir zafer kazandığını düşünür. Yazdıklarının babasıyla ilgili olduğunu söylediği bölümde baba özlemini de vurgular Kafka: “Yazdıklarım seninle ilgiliydi, orada senin göğsünde yakınamadıklarımdan yakınıyordum yalnızca.”

Bu baba özlemi yüreğimde en derinlerde var...üzüldüm Kafka için.
Kendisini sürekli hasta, güçsüz, değersiz, çiğnenmiş hisseden Kafka, boyunun uzamasıyla bile başedemez. Sürekli bir hastalık kuruntusunun içinde geçirir tüm yaşamını, ta ki gerçekten hastalanana dek. Evliliğe karar verdiği dönemlerde daha da çok hasta hisseder kendini. Geceleri uyuyamaz, evlilik düşüncesi kabusa dönüşür. Başarısız olmaktan korkar.

Evlenememesinin sorumlusu babası mıdır, yoksa babasına benzemediği için mi evlenmez?
Kitapta vurguladığı bu sözden dolayı ,babasını suçladığını ama bir yandan da kendisinin de aynı şeyleri yaşatacağını hissettiğini belirtmiştir.

“Evlenmek, bir aile kurmak, gelecek tüm çocukları kabullenmek, onları bu güvensiz dünyada yaşatmak ve hatta biraz da yol göstermek, benim inancıma göre bir insanın başarabileceği en yüce şeydir.”

Evliliği bir yandan bağımsızlık olarak görürken, diğer yandan evliliği babasıyla ilişkilendirip evlenmenin onu bağımsızlaştırmayacağını söyler. Babasıyla ilişkisi olan her şey tutsaklıktır ona göre.

Babasını bu kadar suçlamasına rağmen onun evliliğine özenir Kafka. Çocuklar haricinde örnek bir evlilik olarak nitelendirir anne ve babası arasındaki ilişkiyi. Babasının güçlü, kendine güvenen, çalışkan, azimli karakterine rağmen çocuklar konusunda başarısız olduğunu düşündükçe, daha da uzaklaşır evlilik fikrinden.

“senin bile evlilikte zorlu bir mücadele vermek zorunda kalmış olduğunu ve hatta çocukların karşısında başarısızlığa uğradığını görürken, bir de evlenmeye kalkıyordum.”
Babası bile başarılı olamadıysa, o, güçsüz karakteriyle nasıl başa çıkabilir ki evlilikle? Kendisi gibi bir çocuğun, kendisi için dayanılmaz olacağını söyler. Böyle bir çocuğa sahip olursa, kaçacağını, vazgeçeceğini, hiçliği tercih edeceğini belirtir
Biz de bu satırlardan babaların evlatlarına rol model olduğunu anlıyabiliriz.
Kafka'yı daha iyi anlamanızı sağlar mı, bilmiyorum. Ancak Kafka’yı anlamaya çalışmak ya da anlamaktan vazgeçmek için mutlaka okunması gerektiğini düşünüyorum.

İyi okumalar ...
88 syf.
·Beğendi
Franz Kafka’nın babası Hermann Kafka’ya mektubundan oluşan bu kitap, yaşananların bir çocuğun zihnindeki bıraktığı izleri açığa çıkarması itibariyle önem kazanıyor bence. Her insan için çocukluğu özeldir. Bu “özel”lik insana özgü olduğundan, ebeveyn ve çocuklar arasında yaşanan bir olay “önemsiz” görülse de çocuğu etkilemişse, onun hissettiklerini ve olayın onda bıraktığı etkiyi tahmin bile edemez anne ya da baba. Bu açıdan bakıldığında, anne baba olmanın zorluğu tartışılmazdır. Utanç, korku, öfke ve mutluluk gibi duyguları ilk kez hissetmesinden midir, yoksa çok derinden etkilediği için midir bilinmez, o körpe ruha kattıkları ya da o ruhtan kopardıklarının ondaki etkisi çok büyük olur. Suçluluk duygusu, çocukluk çağlarında insana kazandırılan ve ne yazık ki yetişkin olduklarında da davranışlara yansıyan en yaygın durum olması itibariyle, birçok biyografik veya otobiyografik eserde karşımıza çıkar. Kafka’nın çocukluk yıllarını ilgiyle okudum. Hissedilenlerin zaman zaman olaylarla bağlantısının kurulması, kimi zaman örtülü kimi zamansa açık bir şekilde ifade edilişler, olayların yaşandığı o yılları yaşatması itibariyle başarılı buldum Kafka’yı. Tenkit etmek yerine öğüt verebilseydi, utandırmak yerine güven duymasını sağlasaydı, nefret ettirmek yerine sevdirseydi, korkutacağına cesaretlendirebilseydi, öfkelendiğinde tahammül edebilseydi; çok daha farklı bir mektup olurdu bugün okuduğumuz. Bir insanı en çok etkileyen yılları ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi diyorum.
88 syf.
·3 günde·9/10 puan
Bu kitap hakkında çok şey söylenir aslında. Hem Kafka ile ilgili hem de küçük yaşlardaki çocukların, ebeveynlerinin yetiştirme tarzının hayatlarını nasıl değiştiğiyle ilgili çıkarımlar yapılabilir.
Kitabı okuduktan sonra net düşüncem: ilk defa okuduğumuz yazarların önce biyografi kitaplarından başlamalıyız. Ancak bu şekilde, " hayatında bunları yaşamış ki bu kitabınıda bu duyguyla yazmış" diyebiliyorsun.
Dava kitabını önceden okumuştum bu kitabı okuduktan sonra anladım ki, belki de oradaki karakterin yaşadıkları Kafka'nın kendisi, kendi iç dünyasındaki suçlulukları...
Dava kitabında; baş karakter kendi adına açılmış davanın nedeni bilmiyor ama omuzlarında bu davanın yüküyle yaşayarak mücadele ediyor. İşte Kafka'nında çocukluğu böyle geçiş aslında.
Babasının Kafka'ya yaklaşımları, onun kendi benliğine öyle etki etmiş ki daha çocuk yaşta özgüven eksikliği, insanlara güvensizlik, hayatı olumsuz yönde sorgulama, kendini suçlama gibi ağır yüklerin altında ezilmiş. Buradan anlıyoruz ki çocuk yetiştirmek büyük bir sorumluluk. Dünyaya ruhen ve fizikten sağlıklı bireyler kazandırmak anne babanın ellerinde, onların çocuklara yaklaşımı ile doğrudan ilişikili...
O kadar etkiledi ki kitap beni; babasına yazdığı sitem dolu satırlar. Aslında öyle ağır duygular ki ama yazar o kadar narince anlatmış ki içindeki yıkıntıları, insan hayret ediyor.
Kafka o kadar kendisini gerçekleştirmiş bir birey ki... kendi karakterinin, huylarının, özelliklerinin çocukluğunda aldığı hangi yara sonucu ortaya çıktığını çok iyi anlamış. Ama maalesef hayatı boyunca o olaylar altında ezilmekten kendini alıkoyamamış...
Hani diyor ya şair: " Bu memlekette insanlar belki de en çok baba sancısıyla inliyor, en çok baba deyince aklımıza gelir çocukluğumuz! " kesinkle Kafka'nın hayatı bu sözünike çok ilişkili. Unutamıyor kendisini bu hale getiren babasının, çocukluğunda onun karakterinde nasıl değişimler yarattığını.
Babasına çok kırılmasına rağmen içinde ona karşı olan saygı ve büyük sevgisini kitabı okurken o kadar hissettim ki...
Böylesine içten bir üslupla yazılmış bir Kafka kitabı okumak çok keyifliydi. Eminim her insanın hayatına dokunan bir baba figürü vardır. Kimisi parçalayıp yıkar, kimisi yüreğine alıp kendi parçası gibi sarar...
88 syf.
·1 günde
Baba oğul arasındaki çatışmadan yola çıkan bu kitap aslında Kafka’nın burjuva toplumlarını belirleyen güçlü ve güçsüz kavramlarına bir serzenişi anlatıyor.
88 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10 puan
Bugüne kadar hep kitabın adının neden "Babama mektup" değil de "Babaya Mektup" olduğunu merak etmiştim. Ama şimdi kitabı okuduktan sonra anladim bunun nedenini..
88 syf.
·8/10 puan
Karantinada Kpss çalışmaktan fırsat bulduğum sıralarda okuyup beğendiğim kitaplardan biri oldu Babaya Mektup. Anne bir çocuk için yaşam kaynağıdır bunda hemen herkes hemfikirdir. Fakat babanın çocuğun gelişimi, karakteri, hayata bakışı, psikolojisi, hedefleri ve daha birçok alanda etkisi yadsınamaz. Kafka bu mektuplarda kendi hayatındaki baba figürünü ve babasının bir bakışının dahi onu ne kadar etkilediğini anlatmış. Hayatı boyunca babasının gözünde saygı değer biri olmak ve onun tarafından anlaşılmak istemiş. Fakat mektupları hiç okuyamamış babası. Zaten o da içini okurlarına dökmek istemiş gibi. Ben okurken çok etkilendim. Gerçekten de babanın çocuk için yeri çok farklı. Hak eden, iyi insanlar baba olsun inşallah..
88 syf.
·2 günde
İnsan bu kitabı okuyunca kendi babasıyla olan davranışlarını, çocukluk hatıralarını düşünmeden edemiyor, bu vesileyle içimden gelenleri yazmak istedim.Babama...
(Ne olurdu sende bende kötü anı bıraksaydın da ben senin için bu kadar üzülmeseydim zaten kötüydü der teselli bulurdum şimdi boğazımda düğüm gibisin hiç mi kalp kırmayı öğrenmedin sen...
Mekanın cennet olsun canım Babam seni çok seviyorum...)
_________________________________________________

Kitap, Franz Kafka'nın babası Hermann Kafka'ya yazdığı sitemli bir mektuptan oluşmaktadır.Kafka, babası Hermann Kafka'ya bu mektubu 1919 yılında, yani 36 yaşında, ikinci kez evlenme isteğinin babası tarafından reddedilişi sebebiyle yazmış.Evet, yanlış okumadınız, 36 yaşında bir adam evlenebilmek için babasından onay istemiş ve babası tarafından onay verilmeyince oturup böyle bir sitem mektubu yazmış.
Franz Kafka yı tanımak isteyen bu kitabı okusa sanirim tanımış olur onu. Çok zor bir çocukluk geçirmiş. Bu kitabı okuduğum zaman daha iyi anladım. Küçük bir çocuk hemde erkek çocuk önündeki en büyük örnek, rol-model baba figürüdür. Ve siz hayatınıza yol vereceginiz, karakterinizi oluşturacağınız yaşta bir baba figürü var ama ondan mahrumsunuz.

Kafkanin babasına olan tüm hissiyatini yazdığı, içini döktüğü ve babasına ulasmayan bir mektup. Babasına ulasmayacağını bile bile içini dokuyor Kafka, daha çok da sitem ediyor aslında. Eleştiriyor onun yaşattıklarını , babasının hareketlerinden kendince çıkardığı manalar. Hepsini belki de en çok kendine itiraf ederek yazıyor.

Hayatındaki tüm manevi sorunlarinin temelinde, psikolojisinin çöküntüsünün temelinde bu yaşadıklarının payından bahseder. Bir insan geçmişinde yaşadıkları ile elbet bir gün karşı karşıya gelir ve yüzleşir. Kafka babası ile yüzleşmek yerine ona yazdığı mektup ile aslında kendisi ile yüzleşir... Geçmişine bir pencere açar ama yaralarını saramaz. Kafkayi tanımak, anlamak için okunmasi gereken bir eser.

Keyifli okumalar...
92 syf.
·4 günde·Beğendi·6/10 puan
1915 Yılında yayımlanan Dönüşüm, hikâyenin kahramanı Gregor Samsa'nın bir sabah uyandığında kendini dev bir haşereye dönüşmüş biçimde bulmasıyla başlar ve bu dönüşümüyle yeni hayatına uyumu aktarılır. Kafka genelde kullandığı dilden daha sade bir dil kullanmıştır bu kitabında. Eserin konusu çok beğendim bu yüzden de daha uzun olmasını isterdim. Kafka kitapta toplumun farklı olanlara yaptığı muameleyi toplumsal ve felsefi birtakım etkilerle ele almıştır.
Herkese iyi okumalar

Yazarın biyografisi

Adı:
Aziz Rüstem Kocayürek

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.