Barbaros Küpçük

Barbaros Küpçük

Çevirmen
7.0/10
9 Kişi
·
Okunma
·
0
Beğeni
·
3
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
160 syf.
·17 günde·Puan vermedi
Hacı murat ve hikayesi. Tolstoy biraz gözlem, biraz duyum ve biraz yaşanmışlıkla gayet güzel anlatmış. Kitap aynı zamanda Şeyh Şamil'i farklı bir şekilde tasvir etmesi ile oldukça ilginç.
239 syf.
·6 günde·10/10
Aleksey Maksimoviç Peskov nam-ı diğer 'Maksim Gorki'. Yoksullukla ve acıyla dolu bir hayat sürdüğü için Rusçada acı anlamına gelen 'GORKİ' lakabını kullanmıştır. Hal böyleyken yaşamını ele aldığı otobiyografik üçlemeden ilki olan ve çocukluğunu ele aldığı 'Çocukluğum' adlı kitabın çok pembe bir hikaye barındırması beklenemezdi.

Çok küçük yaşta babasını yitiren Aleksey, kendini bir anda; doğumlar, ölümler, nefret, kin ve herkesin herkese düşmanlığının sıradan gündelik olay haline geldiği büyükbabasının evinde bulur. Aslında Gorki bu ev nezdinde binevi 19.yy Rusyasını anlatır.
Çocuğun tek dünyası ve sığınağı anneannesidir, annesini her ne kadar kitabın sonunda kaybetse de kitapta annesinin ölümünden sonra söylediği şu cümle " Bir süre sonra annem öldü. Aslında bu benim için çok önemli değildi artık. Hiç sevmediğim ve hep uzakta bildiğim annemi yine uzaklara göndermiştim. Değişen tek şey, onun bir daha geri gelemeyecek olmasıydı ( syf. 238)" annesi dahil olmak üzere hiç kimseyle anneannesi ile arasında oluşmuş bir bağ kadar sağlam bir bağ kurmadığının göstergesidir.
Öteki tarafta Aleksey'in kendi öz benliğini bulma çabası kitabın sonuna kadar devam eder. Ayrıca kitapta sürekli olarak sorguladığı bir diğer nokta ise anneannesi ve büyükbabasının tanrılarından hangisinin kendine yakın olduğudur ama yine kitapta belirttiği şu cümlede "Yalnız kesin olarak o günlerden anımsadığım bir şey var, o da büyükbabamın Tanrısının yüreğimde yalnız korku ve düşmanlık duyguları uyandırdığıydı. Bu Tanrı kimseyi sevmiyor, öfkeli gözlerle herkesi kolluyor ve insanlarda her şeyden önce kötülük ve günah bulmaya çalışıyordu. İnsanlara güvenmediği de açıktı, onlardan durmadan pişmanlık bekliyor ve cezalandırmaktan hoşlanıyordu. ( syf. 111)" kendisini anneannesinin Tanrısına yakın hissettiği anlaşılmaktadır.

Sosyalist kimliğiyle ön plana çıkan Gorki'nin yeri ben de zaten ayrıydı; ama bu Gorki'yi Gorki yapan hazin çocukluk hikayesi bana daha çok sevdirdi kendisini. Standart bir öz yaşam hikayesinin aksine çok akıcı olan bu kitabı herkese şiddetle tavsiye ediyorum. Bu arada otobiyografik üçlemeden kasıt şu üç kitap: Çocukluğum, Ekmeğimi Kazanırken, Benim Üniversitelerim.

Diğer ikisini en yakın zamanda okumak için sabırsızlanıyorum

Saygılarımla....