“…Yaşlandıkça şamanik güçlere kavuşan Korkut Ata, körmöslerle iletişim kurmanın ötesine geçerek gelecekten haber vermeye başlar. Çaresi bulunmaz hastalıkları tedavi eder. Kral Süleyman misali orta diyardaki her bir canlı ve cansız varlığa ad vermeye başlar. Yiğitlere ve yeni doğmuşlara isim verir. Bu şekilde ihtiyarlayarak Dede Korkut’a dönüşür.”
Dede Korkut veya Korkut Ata, Oğuz Türklerinin meşhur destan anlatıcısı ve aksakalıdır. Dede Korkut öyküleri, Türk mitolojisinin en bütünlüklü ve ayrıntılı masallarından bir kısmına sahiptir. Dede Korkut’un gerçekten yaşamış bir tarihsel kişilik olup olmadığı tartışmalıdır, buna karşın anlatıcılığını yaptığı öyküler halk bilimciler tarafından 5. yüzyılın sonu ve 6. yüzyılın başlarına tarihlenmektedir. Türkmenler arasında sözlü gelenekle aktarılan Dede Korkut öyküleri, ilk kez İlhanlılar ve Anadolu Türkmen beylikleri tarafından kaleme alındığı için masallardaki pagan unsurlar titizlikle İslamlaştırılmıştır. Bu durum Türklere özgü değildir; nitekim İskandinav mitlerini kayda geçiren Snorri Sturluson, Gal mitlerinin kaydedildiği Mabinogion ve Lebor Gabala Erenn kitaplarının yazarları da öyküleri benzer bir süreçle Hristiyanlaştırarak kayda geçirmeye özen göstermişlerdir. Söz konusu yazarlar, 13-14. yüzyıl gibi tek tanrıcı dinlerin mutlak hâkimiyet kurdukları rejimlerde yaşadıklarından, sıradan halk tarafından anlatılan öykülerin içeriklerini yeni dinleri için tehlikeli bulmuşlar ve sürekli çeki düzen vermek zorunda hissetmişlerdir. Buna karşın 5-6. yüzyılda yaşamış olan Dede Korkut’un Müslüman olması mümkün değildir, çünkü İslam bu tarihte Arap kabileleri arasında henüz yeni oluşmaktadır. Müslüman Araplar henüz yan bağlarındaki İran’a bile girmemişlerdir, dolayısıyla İslam’ın İran’ın ötesindeki Türk ülkelerine ulaşması mümkün