Bedia Tuncer

Bedia Tuncer

Derleyen
8.1/10
88 Kişi
·
309
Okunma
·
5
Beğeni
·
1864
Gösterim
Adı:
Bedia Tuncer
Unvan:
Derleyici, Yazar
Bedia Tuncer, Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde bir dönem personele okuma yazma eğitimi vermiştir. Akıl hastalarıyla ilgilenmiş ve akıl hastalarının yazdıkları şiirleri kitap haline getirmiştir. "İnilti" adlı şiir kitabı, 1964 yılında Matbaa Teknisyenleri Basımevi tarafından İstanbul’da basılmıştır.

Bedia Tuncer o yılları şöyle anlatır:
"1961 – 1964 yılları arasında Bakırköy Akıl ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde personeli yetiştirme amacıyla Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından görevlendirilmiştim. Bu çevreye yardım etmek ve bambaşka dünyaları olan hastalan yakından tanımak benim için kaçınılmaz bir istek olmuştu.

Ödevimin dışında hastalara daha çok yaklaşma fırsatını bulup aralarında hislerini yazı ile dile getiren kabiliyetlerin bulunduğunu sezdim. Bu arada yayınlamaya değer şiirleri derledim. Onların dünyasını tanımak, bana onların hiç de sanıldığı gibi tamamen unutulmaya mahkûm insanlar olmadığı gerçeğini kabul ettirdi.

Önünüze serdiğim bu şiirlerde onların da sevgileri, nefretleri, üzüntüleri, acılan, özlemleri, haksızlığa karşı direnmeleri, iyiliği kabul edip kötülüğü reddetmeleri dile gelir. Bugün yayınlanmasını istediğim bu küçük kitap, hastalar tarafından her yıl hazırlanan ve 1963 yılında şahsi buluş ve gayretimle spor ve şenlik bayramı programında yer alan halk türküleriyle süslenip renklendirilerek yapılan beden hareketlerinin bir parçası sayılır.

Eğer bu kitapla akıl hastalarının eğitimi alanında küçük bir hizmet yapabildimse, onların sisli bulutlu dünyalarına nurlu ve ışıklı küçük bir pencere açabildimse, bu benim için büyük mutluluk olacaktır."
Adamlar arasında adamın biri
Güpe gündüz adamlar arasında elinde fener
Bir şeyler arıyormuş.
Adamlar arasında adamlardan bir diğeri
Adı İskender
Merakla dönmüş
Ne aradığını sormuş
Adam adamları göstermiş
- Adam arıyorum demiş.
Tabii adam haklı
Adam adama meraklı.
Bedia Tuncer
Sayfa 69 - Epub - 13. servisten M...K…
132 syf.
·2 günde·10/10
Bedia Tuncer.

Kocaman yürekli dev kadın.

1960’lı yıllarda Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde personele okuma yazma kursu verirken gönüllü olarak akıl hastalarına da kucak açan iyilik meleği.

Bizlerin yaptığı gibi akıl hastası birini görünce adımlarını hızlandırarak oradan uzaklaşmamış, onlara belki de hiç tatmadıkları sevginin, şefkatin şiirini okutmuş, belki de yazdırmış. İyi de yapmış. Yüreğine sağlık.

Akıl hastalarının ortak noktaları nedir biliyor musunuz? Kendi özellerini kimseye açmak istememeleri. Hepsi içinde yaşamak isterler herşeyi. Bu elleri öpülesi kadın yürekten bu kadar ne yapmış ki, kimisi vefasız bir sevgili yüzünden, kimisi ailevi sorunlardan, kimisi yokluktan akıl hastanesine düşen bu insanlar gizli gizli yazdıkları şiirlerini ona sunmuşlar. Gerçi şiirleri okuduğumda akıl hastası onlar mı, yoksa ben miyim bilemedim ya. Belki okuyunca siz karar verirsiniz.

Peki bu kitabı neden sevdim biliyor musunuz? Saflığı, açık yürekliliği, sevginin en masum halini taşıdığı için. Şiir yazarken şairler çevreyi gözlemler çoğu zaman. Yani yazdıkları, çevredeki olayların kendilerine yöneltilmesinden ibarettir. Çoğu şair de zaten kendi hayatını hiç yazmaz. Çevresini kendisine yontar diğer bir deyişle. Ama bu insanlar direkt olarak kendilerini yazmışlar çevrelerine odaklanamadan. Katkısız, orijinal. Zaten bir akıl hastanesinden hangi çevreye odaklanabilirler ki?

Hayatımda ilk defa bir kitap ile konuştum ayrıca. Evet bana deli diyebilirsiniz ama konuştuk işte. Sesini, sıcaklığını, bakışlarını, iniltisini hissettim kitabın. Ve ne mi söyledi bana? "Hastaneye düşmeden önce insanlara sevgi ve değer vermelisin." dedi. "Çok geç kalmadan…"

Sonra bu kitabı okurken ne kafiyeye baktım, ne serbestliğine, ne hece veznine, ne de redifine. Bu kitabı okurken yüreğe baktım. Hislere, duyumsamalara, pişmanlıklara, sevgilere, ihanetlere, iniltilere baktım.

Bir de kendi insanlığıma…

Saygılarımla...
309 syf.
1961-1964 yılları arasında Bakırköy Akıl ve Sinir Hastanesinde personel yetiştirme amacıyla görev yapan öğretmen Bedia Tuncer'in hastanede bulunan hastaların sevgilerini, nefretlerini, üzüntülerini, acılarını, özlemlerini, haksızlığa karşı direnmelerini, iyiliği kabul edip kötülüğü reddetmelerini anlatan şiirlerini topladığı bir kitap olmuştur.

Bu şiirleri okurken çok üzüldüm, hayat iyi insanlar için gerçekten cehennem gibi. Ayrıca ben ''deli'' kelimesini sevmiyorum. Bu hastaneye gidenlere o gözle bakılıyor çünkü. Sadece yorulmuşlar, çok yorulmuşlar... Ama ne yazık ki insanlar başkalarının verdiği savaşları bilmeden, akılsızca hareket ediyorlar.

Bu kitabı bayağı bir zamandır arıyordum, aslında basım yapılmıyor. Kitap fuarında denk geldim, başlığı çok etkiledi beni. İyi ki aldım, okudum.

Ne olacağımızı bilemeyiz, hayata devam ederken nasıl bir son bizi bekliyor bilmiyoruz. Kimseyi incitmeyelim, düşünelim...
132 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Bedia Tuncer akıl hastahanesinde çalıştığı dönemde fark eder ki bazı hastalar yazı ile hislerini dile getirme kabiliyetine sahiptir. Durum böyle olunca yayınlamaya değer şiirleri derler ve ortaya bu kitap çıkar.

Çok keyifli bir kitap. Bazı şiirler eğlenceli. Bazı şiirler hüzünlü. Okurken duygudan duyguya girdim.
Demek ki neymiş; şiir yazmak için gereken akıl değil, kalpmiş...

Kitap çok eski basım olduğu için bulunması oldukça zor. Ben epub olarak okudum ama alıp okumak isteyen olursa nadir kitaptan 800 tl'ye alabilir. Hatta 2 bin tl'ye satan da var. (O paraya kitap mı alınır? Şok oldum valla.)
Bence siz en iyisi e-kitap olarak okuyun. ")

Keyifli okumalar...
132 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
"Bir delilik, bir çılgınlık, bir hoppalıktır gidiyor." - Peyami Safa

Bedia Tuncer 1961-1964 yılları arasında Bakırköy Akıl ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde personeli yetiştirme amacıyla görevlendirilmiş. Buradaki insanlara yardım etmek ve ayrı dünyalar yaşayan hastaların yakınında olmak onu derinden etkilemiş ve aralarında hislerini yazı ile şiir ile dile getirenlerin bulunduğunu fark edince bunları derleyerek İNİLTİ adlı şiir kitabını çıkartmış. Böyle güzel bir işe baş koyan Bedia hanıma teşekkür eder o kocaman yüreğinden,ellerinden öperim.
Kitap 1964 basım olduğu için yeni baskısı yok ben e-kitap şeklinde okudum. Bu şekilde okuyabilirsiniz siz de , zira nadirkitapta 1000-1500 lira gibi bir fiyatı var.

Edebi anlamda mükemmel şiirler okumalıyım kaygısıyla okumayın bu şiirleri. Yazanların da öyle bir kaygısı yok zaten. Ne hissediyorlarsa onları yazmışlar ve içlerinde çok başarılı şiirler de mevcut. Acılarından, sevgilerinden, nefret ve üzüntülerinden, özlemlerinden bahsediyor onlar. Futboldan bahsediyorlar mesela, kadınların futbol oynamasından, kendi oluşturdukları gönülspor takımından...

Bu hastaların dünyasını tanımak farklı bir histi ve onların sanılanın aksine ‘’deli’’ ve unutulmaya mahkum insanlar olmadığını gördüm bu şiirleri okurken. En çokta dilimizin ucuna gelipte söyleyemediklerimiz var ya , işte o söyleyemediklerimizi gördüm. Bu şiirleri yazanların kimi deliydi, kimi deliliğe vurmuştu, kiminin ise deliliği tutmuştu.

Ama neydi delilik?..
Cesaretli olmak
Çılgın olmak
Hoppa olmak
Aşık olmak
Kopmak
Gözden çıkarılmak
Zayıf olmak
Dişlenilmiş olmak
Mahkum olmak
İncitilmiş olmak
İşlevsiz olmak
Çaresiz kalmak
Kurban edilmek
Direnmek
Kenara atılmak
Tuzağa düşürülmek
Boğazlanmak
Şoklanmak
Elektrik verilmek
Hayatın sillesini yemek
Kudurmuş olmak
İşe yaramaz olmak
Utandırılmak
Canına kıymak
Esir olmak
Ezilmek
Bükülmek
Biçilmek
Unutulmuş olmak
Sevmek ama en çokta sevmek
Nalan değil hicran olmak
Günde 16 paket sigara içmek
O kadar sigaranın üzerine bir de farklı bir giyim tarzına sahip olmak
Adı deli,ama Veli olmak
Tımarhaneli olmak
Şizofreni olmak
Hasta olmak
Taburcu olmak
Her şeye rağmen direniyor olmak idi
.....

Beni hüzünlendiren şiirler olduğu gibi, gülmeme vesile olan şiirler de vardı. İçlerinden en sevdiklerimden ve beni gülümsetirken hüzünlendiren bir tanesini buraya bırakıyorum.

...........

TABURCU

Üsküdar gözümde tütüyor burcu burcu
Artık beni taburcu edin taburcu
Elimde Hürriyet gazetesi yıldızıma bakıyorum.
Burcum da, yay burcu

Üsküdar’daki odamda hayalimin bir ucu
Aklımda tek bir kelime taburcu
Elinde Hürriyet gazetesi
Yıldızıma bakıyorum burcum da yay burcu
İstiyorum ki bütün yıldızlar desinler taburcu

Beti şimdi bir acayip alemde yolcu
Bir otobüs seferinde düşüncelerimin ucu
Türkçe ’de en sevdiğim kelime taburcu
132 syf.
Her harfinin hikâyesini merak ettiğim anılar çevreledi 60'lara yolculuk ederken. Kimi zaman koyu kimi zaman kopuk, her hâliyle bir bütün oluşturma kaygısı güdülmeden kaleme düşmüş nefeslerden birer canlı fikir..
Akıl bölünmeden okunmasında fayda olabilecek bir yapıt. Biraz dikkatli gidilirse eğer sözlerin üstüne tatlı bir esinti bekliyor bunu bildim.
Okumadan önce mümkünse biraz aklınızdan feragat etmiş olunuz.
Bu şiir çıplak bir gerçek olarak bilinmeli:


Taburcu olmak İçin kullanmalı dümeni
Aşkımın şiddetinden koptu gönlün freni
Doktor beni sanıyor hâlâ şizofreni.

24-A servisinden R…G…Ö…
Prot. No. 963/323

Günde 16 paket sigara içen hastanın şiirlerinden biri daha. Bu hastanın sigara içişi kadar giyinişi de
enteresandır.
132 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Her günümün aynı olduğu sabaha gözlerimi istemesem de açtım.Karşımda bana gerçeğini göremediğim dağları anımsatan,sigara paketi yığını; günaydın dermiş gibi tebessüm etti.Ölüm gülümser mi hiç ? Sizi bilemem ama benim her gün yaptığım klişelerden.Hemen sigarama uzandım.Günde 16 paket sigara içersem, günaydın gülümsemelerine her zamankinden daha çok yaklaşacakmışım hissi aciz ruhumu ele geçirdi.Ya da geçirmesine göz yumdum.Sizden beni tanımanızı beklemiyorum.Kim insanların deli olarak nitelendirdiği birini merak eder ki zaten ?Ben Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nin yürüyen,konuşan,deliren sis bulutuyum (24-A servisinden R…G…Ö… ).Her 4,5 dakikada bir sigara içmek beraberinde bir sis bulutuyla yürümek gibi bir his.Ve o sisin bana olan bağlılığına bu Dünya'da akıllı ve deli olan insanların varlığı kadar eminim.Hani güneşli günler bize geliyorlar diyorlar ya, o güneşli günler hep benden daha uzağa kaçıyorlar.Ne kadar yakalamaya çalışırsam çalışayim daha çok deli damgası yiyip bu lanet yere mahkum ediliyorum.Kimseler beni anlamıyor, benimde anlatmaya mecalim kalmadı.Uyanır uyanmaz bir sigara yakıp, hep olmak istediğim ve sonsuza kadar öyle kalmak istediğim cenin pozisyonuna giriyorum.Geçmişe dair içinde tekrardan bulunmak istediğim tek anım belki de budur.Her şeye yeniden başlamak ,başlayabilmek düşüncesi beni bu sis bulutu içinde boğulmaya itiyor.Boğulmak istiyorum ama bunu bile başaramıyorum.Tavanın pürüzlü yapılarına baktıkça,o pürüzlerde kendi hayatlarımdan kesitler görüyorum.Korkuyorum,hayat yüzüme hatalarımı çarpıyor.Ağlıyorum.Kimse duymak istemiyor.Duyuramıyorum belki de.Ya da dışarıda neler olup bittiğini bilmiyorum.Sahi insanlar ne alemde?Eskiden olduğu gibi benciller mi ? Hey konuşabileceğim bir tek sen varken bana sesini duyurmamazlık yapma.İki aydır odamın kapısı örtük*, kapılar açılırken nasıl ses çıkartırlardı?Bunu bile hatırlayamıyorum.Işıklara küstüm.En aydınlığından,en karanlığına.Bütün perdeleri* ger yavaş yavaş!..Kalbimin ışığı,artık nurunu kaybetmek üzere. İniltilerimi duyabiliyor musunuz? İnsan ölürken bas bas bağırmaz, elinden geldiğince kısık bir sesle inler.Bu kimseye kırgın olmadığını sadece "Allahısmarladık" demek istediğini gösterir.Yorgun ve bitkin bir hayata da böyle bir son yakışmaz mı ? Ben bu duvarlara gömüleceğim.Dört duvar... Tavan; benim olmak istediğim yer ile olduğum yer arasındaki en iğrenç yerlerden biri.Beni çekip almasından korkuyorum.Ama buradaki doktorlar benim korkularımdan besleniyor gibiler.Ben onlara korkularımı anlattıkça, onlar beni daha fazla buraya mahkum ediyorlar.Yani korkularımla yapayalnızım.Sis bulutumu da unutmamam gerek.Sigaramı soluyorum.Soludukça geçmişe olan özlemim daha fazla kabarıyor.Kalbim* dolu Mecnun ile Cinnet havasından.Her güzel şey zıtlıkları içinde barındırırken, ben sadece karanlığı barındırıyorum.Aydınlık, benim için çok uzaklarda.Ve bir insanı ayakta tutan yegane şey, umudu kaybettim.Her şey gibi o da kaçtı benden.Giden şeylerin hatrına,kalan insan neyi,niçin beklemeli? Ben artık usandım.İndirin perdeyi de bitsin bu hayat...

Bu incelemeyi, kendimi Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde tedavi gören 24-A servisinden R…G…Ö…'nün yerine koyarak yazdım,aslında bütün kelimeler,sözcükler onun ağzından çıktı.Ben sadece yazıya döktüm.
İçinde * işareti bulunan cümleler R…G…Ö…'nün şiirlerinde bulunan cümlelerdir.

”Bu dünyaya hepimiz deli geliriz, bazılarımız öyle kalır.” (Chamfort)
132 syf.
KİME DELİ DENİYORDU? ANLAŞILMAYAN RUHLARA..

Bu kitabı ilk okumayı düşündüğümde, içeriğinin absürt saçma olabileceğini düşünmüştüm. Ancak kitabın ilk şiiri Nalan'ı okuduktan sonra bir heyecan oluştu bende. Gerçekten bunu yazan bir deli miydi? Hayır hayır! Bu şiiri yazan insanin çok başka bir alemi vardı; biraz sitem, biraz kırgınlık ve bir tutam da hayal kırıklığı vardı ruhunda. Ve devamında gelen şiirler de aynı şekilde dünyanın olumsuzluklarina derin hislerle yazılmış şiirlerdi. Şu anda bu incelemeyi yazarken aslında hem şaşkın hem üzgünüm. Bu yüreği güzel insanlara kim ne yapmış olabilirdi? Kiminin satırlarında aşk acısına, kiminin satırlarında ihanete, kiminin satırlarında ise toplumun nankörlük ve vefasızlığına şahit oldum. Evet, bu insanlar sebepsiz yere "ruh hastası" yaftasini yemiş olmazlardı. Çünkü bir coğrafyada bireyin ruhu hastaysa bu tümden gelim olarak toplumun hastalığına işaret eder. Biz hasta bir toplumuz; çok çabuk ayiplariz! Düşünmeden cümle kurar karşımızda ki insanın ruhuna hastalık oluruz. empati bizim toplumda bir luxtur mesela.
Sağlıklı dedikleri bireyler olarak da, hasta etmesini çok iyi biliriz. Hayır! Sağlıklı bireyler sağlıklı toplumlarda olur. Bu insanlara deli deniyorsa asıl deliler bizleriz!?

Satırlarıma ekleyecek bir çok cümle var aslında. Ancak gel gör ki, kelimelerim düğüm oldu boğazımda, cümle kuramıyorum başka..!!

İncelememe son vermeden önce, Bedia Tuncer hanımın kendi kalemiyle kitabın yazım sürecini eklemek istiyorum:

1961 - 1964 yılları arasında Bakırköy Akıl ve
Sinir Hastalıkları Hastanesinde personeli
yetiştirme amacıyla Milli Eğitim Müdürlüğü
tarafından görevlendirilmiştim. Bu çevreye
yardım etmek ve bambaşka dünyaları olan
hastalan yakından tanımak benim için
kaçınılmaz bir istek olmuştu.

Ödevimin dışında hastalara daha çok yaklaşma
fırsatını bulup aralarında hislerini yazı ile dile
getiren kabiliyetlerin bulunduğunu sezdim. Bu
arada yayınlamağa değer şiirleri derledim.
Onların dünyasını tanımak, bana onların hiç de sanıldığı gibi tamamen unutulmaya mahkûm
insanlar olmadığı gerçeğini kabul ettirdi.

Önünüze serdiğim bu şiirlerde onların da
sevgileri, nefretleri, üzüntüleri, acılan, özlemleri,
haksızlığa karşı direnmeleri, iyiliği kabul edip
kötülüğü reddetmeleri dile gelir.

Bugün yayınlanmasını istediğim bu küçük kitap,
hastalar tarafından her yıl hazırlanan ve 1963
yılında şahsi buluş ve gayretimle spor ve şenlik
bayramı programında yer alan halk türküleriyle
süslenip renklendirilerek yapılan beden
hareketlerinin bir parçası sayılır.
Eğer bu kitapla akıl hastalarının eğitimi alanında
küçük bir hizmet yapabildimse, onların sisli
bulutlu dünyalarına nurlu ve ışıklı küçük bir
pencere açabildimse, bu benim için büyük mutluluk olacaktır."

Okur olarak, yüreğine, emeğine sağlık güzel insan diyorum.

Son olarak sizde, bu nadide şairlere akıllı, kendinize de deli diyorsanız bu kitabı okumadan ölmeyin :)

Keyifli okumalar..
132 syf.
·Puan vermedi
Bir çok şiir kitabı okudum. arada tımarhanede düzelenlerin kurdugu mantıklı cümleler olsa da bu şiirler çok saçma :) bir insan tımarhanedeki akıl sağlığı bozuk birine neden şiir yazdırır hadi yazdı niye toplar yayınlar onuda anlamışım degilim. ''bu şiiri yazan adının yazılmasını istemedi öyle çıksın dedi'' gibi notlarla dolu
132 syf.
·2 günde·10/10
Hangimiz deliyiz?
Kim akıllı,kim deli..Bize kalsa çok akıllıyız değil mi?
Ya tam tersi bir durum varsa ya asıl deliler bizlersek ne olur?
İnsanın akıllı olduğunu konuşması mı belirler,hareketleri mi,yazdığı kitaplar mı,yazdığı şiirler mi,duygularını yansıtma biçimi mi?
Kusura bakmayın ama hepimiz deliyiz..
Asıl gerçekleri gören biz değiliz,o DÖRTDUVARA kapatıp deli dediklerimiz,deli sandıklarımız,yargıladıklarımız,hiçbirimiz göremiyoruz gerçeği belki de onlar gördükleri için deli diyoruz,Bize ulaşmalarına izin vermiyoruz onları öyle kabullenemiyoruz.Ne yaşıyorlar dinlemiyoruz,çığlıklarına kulaklarımızı kapatıyoruz,aşklarına gönüllerimizi..
Okurken nasıl yazmışlar,nasıl sevmişler ki bu kadar acı çekmişler,nasıl dışlanmışlar ki bu kadar kopmuşlar hayattan,nasıl susturulmuşlar ki kağıtlara sığınmışlar demekten alamadım kendimi..DELİ diye nitelendirdiğimiz bu insanların aslında belki onlara bir şans verilse bir Atilla ilhandan bir Nazım hikmetten bir Yahya kemalden bir Necip fazıldan farkının olmadığını her satırında gösterdi bana..
Belki de ellerini uzatmış bizi bekliyorlardır?.

Yazarın biyografisi

Adı:
Bedia Tuncer
Unvan:
Derleyici, Yazar
Bedia Tuncer, Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde bir dönem personele okuma yazma eğitimi vermiştir. Akıl hastalarıyla ilgilenmiş ve akıl hastalarının yazdıkları şiirleri kitap haline getirmiştir. "İnilti" adlı şiir kitabı, 1964 yılında Matbaa Teknisyenleri Basımevi tarafından İstanbul’da basılmıştır.

Bedia Tuncer o yılları şöyle anlatır:
"1961 – 1964 yılları arasında Bakırköy Akıl ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde personeli yetiştirme amacıyla Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından görevlendirilmiştim. Bu çevreye yardım etmek ve bambaşka dünyaları olan hastalan yakından tanımak benim için kaçınılmaz bir istek olmuştu.

Ödevimin dışında hastalara daha çok yaklaşma fırsatını bulup aralarında hislerini yazı ile dile getiren kabiliyetlerin bulunduğunu sezdim. Bu arada yayınlamaya değer şiirleri derledim. Onların dünyasını tanımak, bana onların hiç de sanıldığı gibi tamamen unutulmaya mahkûm insanlar olmadığı gerçeğini kabul ettirdi.

Önünüze serdiğim bu şiirlerde onların da sevgileri, nefretleri, üzüntüleri, acılan, özlemleri, haksızlığa karşı direnmeleri, iyiliği kabul edip kötülüğü reddetmeleri dile gelir. Bugün yayınlanmasını istediğim bu küçük kitap, hastalar tarafından her yıl hazırlanan ve 1963 yılında şahsi buluş ve gayretimle spor ve şenlik bayramı programında yer alan halk türküleriyle süslenip renklendirilerek yapılan beden hareketlerinin bir parçası sayılır.

Eğer bu kitapla akıl hastalarının eğitimi alanında küçük bir hizmet yapabildimse, onların sisli bulutlu dünyalarına nurlu ve ışıklı küçük bir pencere açabildimse, bu benim için büyük mutluluk olacaktır."

Yazar istatistikleri

  • 5 okur beğendi.
  • 309 okur okudu.
  • 14 okur okuyor.
  • 224 okur okuyacak.
  • 6 okur yarım bıraktı.