Bilal Can

Bilal Can

Yazar
7.0/10
1 Kişi
·
2
Okunma
·
0
Beğeni
·
4
Gösterim
Adı:
Bilal Can
Unvan:
Yazar
Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji lisansını tamamladıktan sonra yüksek lisansını da aynı üniversitede "Mustafa Kutlu Öykücülüğünce Mekân: Bir Edebiyat Sosyolojisi" teziyle tamamladı. Sosyolojik çalışmaları mekân, kent, şehir ve edebiyat sosyolojisi üzerine yoğunlaşmıştır. Şiirleri, denemeleri, kitap değerlendirmeleri ve eleştirileri bir çok dergide yer aldı. Kitaphaber.com.tr sitesinin kurucuları arasında yer alıyor ve 2012 yılından beri Kitaphaber.com.tr nin editörlüğünü, 2015'ten itibaren genel yayın yönetmenliğini yapıyor.
İnsan fıtratından kaynaklı "daha çok" güdüsü şehri tüketmiş, yapay bir mekan olan kent haline getirmiştir.
Mekanı üreten insan dünyaya daha sağlam bağlarla bağlanır ve dünya onun nezdinde yaradılıştaki o gurbet duygusunu bastırmak için bir girişim olur. Bu bakımdan mekan; insanoğlu için kurgulanıp inşa edilmesinin yanında tarihini gerçekleştirdiği bir hazne, varlığını ispata kalkıştığı bir yurt, kendini gerçekleştirme imkanı elde edebileceği bir gölgeliktir. Kısacası, mekan insanoğlunun dünyevileşmesi konusunda ana unsurlardandır.
Roman özellikle "modern insanı anlamanın ve anlatmanın yollarından biridir.

( Belki de Kutlu karşı çıktığı modern insanı anlatmak istemediği için roman değil de hikaye yazıyordur. "Sevincini Bulmak" sahife ve olay örgüsü açısında romana yaklaşsa da nihayetinde bir hikayedir. Karakter Suna, modern bir kadın tiplemesi olsa da huzuru, kendini, aradığını bulmak üzere taşraya dönmüştür. Yine bir öze dönüş ve roman olmayan hikayeler. )
Kutlu' nun öykülerinin odağında "tabiat" vardır. Ve tabiat, onun öykülerinin bir uvertürü, bir yan öğesi olmaktan çok, aslî unsuru, öznesi, kahramanıdır. Benzetmeleri, yakıştırmaları, örnekleri hep tabiattan seçer. Ona göre güzellik, masumiyet, sadelik sadece ve sadece tabiattadır. Günümüz insanının yaşadığı kaotik ortamdan kurtulacağı yegane sığınak tabiattır.
(Necip Tosun, 2001)
176 syf.
·3 günde·7/10
Mekanlar... Olan ve aslında olması gereken ne? Bir yanda modern zamanların gök delen binaları, diğer yanda Ödemiş' te, Birgi' de Kula' da gördüğümüz konaklar. Bunları düşünürken bir yandan da Tanpınar' dan bir kesit aklımızda: " Cedlerimiz inşa etmiyor, ibadet ediyorlardı. Maddeye geçmesini ısrarla istedikleri bir ruh ve imanları vardı. Taş ellerinde canlanıyor ve bir ruh parçası kesiliyordu..."

Mustafa Kutlu' nun (Ortadaki Adam ve Gönül İşleri hariç) Ekim 2015' e kadar basılmış hikaye ve deneme kitaplarından yola çıkılarak mekan sosyolojisi yapılmış yüksek lisans tezi. Kutlu' nun hikaye ve denemelerindeki  bireyin, bireylerin oluşturduğu toplumun mekana bakışı.

Mekan aslında bizim bu dünyaya bağlanışımız. Bir mekanda doğuyor, büyüyor, öğreniyor ve ömrümüzü orada geçiriyoruz. Halet-i ruhiyemiz, mevsimler, başka başka insanlar ile bu mekanlar değişse de bu dünyaya hala bir mekan ile bağlıyız.
Kitabı okuyana kadar Kutlu' nun eserlerindeki cümle ardını görmediğimi fark ettim. Kent olarak İstanbul varken bu hikayelerde taşranın bir adı yoktu. Öykülerinin temelinde ' tabiat' vardı. Ve aslında tabiat onun öykülerinin bir üvertürü bir yan ögesi olmaktan çok, aslî unsuru, öznesiydi. (Necip Tosun)
Ya da Kutlu tek bir mekan üzerinden birkaç farklı konuyu anlatabiliyordu. Rüzgarlı Pazar' da bir pazar yeri mekan olarak hikayenin ortasına kondurulmuş olsa da gecekondulaşma, yoksulluk, engelli insanların hayatları hep bu mekan üzerinde dile getiriliyordu. Bazense bir mekanın betimlemesini artık o mekanım önünde mevcut olmayan bir ağaç ile  yapabiliyordu. Din, gelenek, siyaset, modernizm, tasavvuf, aile, kent-köy ve daha pek çok başlık cümle aralarına öyle bir serpiştirilmiş oluyordu ki fark etmeden okuyup geçilebiliyordum. Ve birçok hikayede köy terk ediliyor ama dönüp dolaşılıp yine oraya dönülüyordu. Aslında insan köyden ayrılırken özünden kopuyor ve vuslat yeniden hasıl olduğunda özüne tekrar kavuşmuş oluyordu. ( Köyde kente gidiş çoğu zaman zaruriyet neticesinde olur. Bu durum  keyfiyet içermediği için göç kararının alınması daha kolaydır. Ama kentten köye geliş daha büyük karar almayı gerektirebilir. Zaruriyetten ziyade belki bu kez işin içine keyfiyet de girmiştir. Beyhude Ömrüm kitabında Muhterem Bey ani bir karar ile köye dönmüş, evi baştan sona tamir ettirmiş fakat birkaç ay bile dayanmadan şehre geri dönmüştür. )
Tabi Kutlu' nun şahsında, hikayelerinde ve denemelerinde fark edilmesi gereken şey Kutlu' nun gelenekçi oluşudur.
Ve aslında Kutlu modernizme karşılık gelenek savunusu yapar ve bu konuda da Nurettin Topçu' nun ortaya koyduğu " Anadoluculuk" ekolünden beslenir.
Anadolu' nun insanının nefesinden, kahvehanesinin sesinden, ağacından, hayvanından ilham alır ve hikayesini bir kalemde yazar. Hem de ne güzel yazar. Umarız da hep yazar.

Yazarın biyografisi

Adı:
Bilal Can
Unvan:
Yazar
Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji lisansını tamamladıktan sonra yüksek lisansını da aynı üniversitede "Mustafa Kutlu Öykücülüğünce Mekân: Bir Edebiyat Sosyolojisi" teziyle tamamladı. Sosyolojik çalışmaları mekân, kent, şehir ve edebiyat sosyolojisi üzerine yoğunlaşmıştır. Şiirleri, denemeleri, kitap değerlendirmeleri ve eleştirileri bir çok dergide yer aldı. Kitaphaber.com.tr sitesinin kurucuları arasında yer alıyor ve 2012 yılından beri Kitaphaber.com.tr nin editörlüğünü, 2015'ten itibaren genel yayın yönetmenliğini yapıyor.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur okudu.