Brian O'Doherty

Beyaz Küpün İçinde yazarı
Yazar
8.3/10
11 Kişi
89
Okunma
5
Beğeni
1.999
Görüntülenme

Hakkında

Brian O'Doherty, 1928 doğumlu, İrlandalı heykeltıraş, enstalasyon sanatçısı ve eleştirmendir. Yaşamını Amerika’da sürdüren O’Doherty, 1972 yılında İrlanda’da Kanlı Pazar olaylarında öldürülen gençlerin anısına ismini Patrick Ireland olarak değiştirmiş, 2008 yılında İrlanda’da barışın sağlanması konusundaki gelişmeler nedeniyle “öteki kimliğini” Dublin’deki İrlanda Modern Sanat Müzesi’ne gömerek kendi ismini yeniden kullanmaya başlamıştır. Aslen tıp eğitimi alan O’Doherty, 1950’lerin sonunda mesleğini bırakarak sanata yönelmiş, soyut, geometrik heykelleri ve izleyici katılımını temel alan enstalasyonlarıyla tanınmıştır. Bir dönem Art in America dergisinin ve NBC televizyonunun sanat eleştirmenliğini yapan O’Doherty, sanat üzerine makalelerinin yanı sıra aralarında Booker Ödülü adayı olan “The Deposition of Father McGreevey” (1999) ve “The Strange Case of Mademoiselle P.” (1992) gibi çeşitli romanlar da yazmıştır.
Ünvan:
İrlandalı Heykeltıraş, Enstalasyon Sanatçısı, Eleştirmen, Yazar
Doğum:
County Roscommon, İrlanda, 1928

Okurlar

5 okur beğendi.
89 okur okudu.
3 okur okuyor.
56 okur okuyacak.
2 okur yarım bıraktı.

Okur demografisi

Kadın% 71.0
Erkek% 29.0
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
Reklam

Alıntılar

Tümünü Gör
Resim düzleminin, ayrıcalıklıların mensup olduğu bir kulüp gibi davranarak gerçekliği kapıdan sokmaması boşuna değildir. Züppelik de sonuçta dışlama yoluyla bir tür arındırmadır, önyargı ise tutarlı olmanın bir yoludur. Gerçeklik görgü kurallarını dinlemez, ayrıcalıklı değerleri göz önünde bulundurmaz, kıravat takmaz; kaba saba ilişkileri vardır ve kendine karşıt başka sanatlarla düşüp kalktığı sık sık görülmüştür.
Sayfa 56
Görünmeyen, içeriğini göstermeyen sanat yapıtı varlığını daha çok dayatır bize. (Bence Rothko bunu en iyi anlamış başlıca sanatçıdır.) Sanat izlemek, “başka bir yerdelik” duygusuyla yapılır; kararsız duyularımızla sürekli olarak yeniden koşullanan o eğreti modern kimliğimizin temelini oluşturur. Çünkü İzleyici ve Göz kendi kendimizi yitirmişliğimiz duygusunu dengeleyen geleneklerdir. Zaten kimliğimizin başlı başına bir kurmaca olduğunun ifadesi, öz bilinçlilik yanılsamasını yaratan olgulardır. Demek ki biz sanatı var olmayan benliklerimizi doyurmak ya da “biçimsel insan” denen, estetik açıdan perişan bir varlığı korumak için nesnelleştirir ve tüketiriz. Resmin algılama sürecinde etken bir partner haline geldiği anı hatırlarsak tüm bunlar daha bir netlik kazanır.
Sayfa 79
Reklam
Reklam