Bir kitle tüketim kültürünün ortaya çıkması, tarih ve toplumbilim açısından, kitlesel eğitimin ve tekbiçimli öğretimin doğmasıyla yakından ilintiliydi. Öğretim ve toplumsalla§madaki bu tekbiçimlilik, modem e§it likçiliğin önemli bir bile§enidir. Modern teknolojinin karma§ıklığının artmasıyla birlikte i§bölümünde de büyi . i k bir geli§me olmu§, dolayısıyla öğretim ve becerilerin yenilenmesi gerekmi§ti. Sonuç olarak, sınıf fa rklı lıklarına rağmen, sosyo-ekonomik rollerin artan çe§itliliği ile görece standartla§mı§ bir eğitim ya§amının ortaya çıkması arasında hiçbir çeli§ki yoktur. Üniversite toplumsal ve mesleki hareketlilik yeteneğini artırdığı için, üniversite sisteminin -ba§ka ba§ka i§lere yarayan genel bir eğitimle bağlantılı- yüksek bir saygınlığı vardır. Gellner'in, ulusal bir eğitim siste minin geli§mesiyle yaratılan bilgi ve kültür standartla§masına önem veren yakla§ımı, eğitim toplumbilimcilerinin çoğunun kar§ı çıkacağı bir yakla §ımdır. Geleneksel sav §udur: İngiliz eğitimsistemindeki kurumsal bölün meler, kol emeğine dayanan ve dayanmayan meslek grupları arasındaki temel farkı yansıtır ve yeniden üretir; yani okul, topluma kök salmı§ sınıfsal ayrımların üretimini ve yeniden üretimini gerçekle§tiri r 17. Geliner'in savını desteklemek üzere, İngiliz eğitim sistemine ili§kin ilk ele§tirilerde öngörülenden çok daha yüksek bir toplumsal hareketlilik oranına ula§ıl dığı söylenebilir IS. Londra-Oxford-Cambridge mihveri hala İngiliz kültür ya§amına egemen olmakla birlikte, sava§ sonrası dönemde ta§radaki kent lerde yeni üniversitelerin kurulması, kültürün yerelle§mesine katkıda bulunm u§, bu da orta sınıflar arasında bir beğeni ve kültür tektiple§mesi yaratmı§tır. Üniversitenin, yapısı gereği ve zorunlu olarak muhaf a zakar olduğu söylenebilir; toplumdaki