Cağaloğlu’nda bir yerde insan haklarıyla ilgili bir konferans olduğunu gördüm. Oraya gittim. Konuşmadan sonra bir adam bana yaklaştı. Kendisini tanıttı: Demir Özlü. Avukat ve yazar. İsveçli bir karısı vardı. O da Yılmaz’la cezaevinde bir belgesel çekmişti. Yılmaz Güney’i iyi bilen biriydi. Kahve içmeyi teklif etti. Ve o kahvede bana birçok şeyi anlatıp başıma geleceklere dair uyarılarda bulundu.