Cansel Rozzenna

Cansel Rozzenna

Çevirmen
7.0/10
22 Kişi
·
68
Okunma
·
1
Beğeni
·
21
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
264 syf.
Kitap, Puskin'in olup olmadığı tartışması yaşanılan günlüğüdür. Önsözde, artık dünyada bu günlüğün Puskin'e ait olup olmadığının tartışılmadigi ifade edilmiş, ne kadar doğrudur değildir bilmiyorum.

Puskin, günlüğün ölümünden en az yüz yıl sonra yayimlanmasini istemiş, çünkü günlükte adı geçen kişilerin herhangi bir nedenle zarar görmesini istememis. İstediği gibi olmuş ve ölümünden uzunca süre sonra ABD'de yayımlanmış.

Günlüğünde oldukça açık bir şekilde cinsel hayatını anlatan Puskin'in, aslında hiç evlilik insanı olmamasına karşın N. ile evlenmesinin ardından da sık sık eşini aldattığıni görüyoruz. Hatta baldizlariyla bile. Hatta eşinin de izniyle. Onun dışında evlenmeden evvel de yüksek sosyeteden evli bir kadınla ardı ardına grup seks yapmasını biraz uzun şekilde anlatmış. Puskin'in eşine aşık olduğunu soylemeyiz, daha doğrusu Puskin her kadına aşık diyebiliriz belki de. Puskin'in aşk anlayışı da salt bedensel olarak gözüküyor. Okurken bu kadar seks düşkünü olmasının altında yatan ne acaba diye düşünürken bir yerde, küçükken annesini çıplak gördüğünü anlatıyordu. Çok kısa -bir iki cümle- bir şekilde buna değinse de, bu görüntünün aklından çıkmadığını ifade etmiş. Bu nedenle Puskin'in aşk, seks hayatının altında bu anısının etkisi olmuş mudur diye düşündüm. Ayrıca annesinin kendisini pek sevmediğini, kardeşini çok daha fazla sevdiğini söylemiş. Belki bu da onunla bir bağlantılı olabilir. Bununla birlikte annesinin ölümünü anlattığı satırlar etkileyiciydi. Onun ölümü ile kendi ölümünün önünde engel kalmadığını yani kendisini ölümden koruyacak hayatındaki varlığın artık olmadığını söylemiş. Bu esnada babasının ağladığı anı da asla unutamayacagini eklemiş. Ömrümüz boyunca bizi koruyan ve çoğunlukla güçlü olarak gördüğümüz en yakinlarimizi yaşlı ve ağlarken görmek ve bu durumda içinde bulunduğumuz çaresizlik hissini Puskin çok iyi ifade etmiş.

Puskin'in düello yaptığı kişi de Puskin'in baldizlarindan biriyle evleniyor. Puskin bir ara bu kişinin gay olduğunu yaymış. Ayrıca bu kişinin evlenmesi üzerine artık o baldiziyla seks yapamayacaginin kendisini uzdugunu daha digrusu bundan ötürü kiskandigini görüyoruz Puskin'in. Çünkü Puskin için bir kere ilişkiye girdiği her kadın kendisinin gibi bir algiya sahip. Ancak öte yandan da karısının da kendisini aldatmasindan korkuyor. Hatta Çar'dan da kiskaniyor. Tanrı beni Çar katili yapmasın diyor. Sonrasında baldiziyla evli olan kişinin karısına hakaret ettiği gerekçesiyle onu düelloya davet ediyor. Günlük duellodan bir gün önce bitiyor. Zaten son güne doğru Puskin'in ölümü çok daha fazla düşündüğünü görüyoruz. Kafkasya'da uçurumdan atlamasini isteyen bir seziden bahsediyor. Ancak bunu isteyen yanının nedenine emin olamıyor. Hayatı yaşamayı sevmesine karşın ölmek isteği ona haliyle garip geliyor. Bununla birlikte Tanrı'nın insana verdiği en önemli şeyin, insanın öleceği günü bilmemesi ve insanın unutkanligi olduğunu ifade ediyor diyebiliriz.

Puskin'in bu kadar sekse neredeyse hastalık derecesinde düşkün olmasındaki etmen nedir sorusu kitap boyu sizinle beraber yol alıyor. Ancak şu açıdan Puskin'i takdir etmeliyim ki dünya üzerinde kolay kolay kimse bu kadar cesur olamaz. Yani cesaretinden kastım şudur; bir insan hayatında Puskin kadar toplum tarafından dislanmasina veya garipsenmesine neden olacak şey yaşamamasina karşın, birazcık kendisini utandiracak bir hususu dahi günlüğüne çoğu zaman yazamaz. Günlük de olsa onun okunma ihtimalinden korkar veya bunu ifade ettiği için kendisinden utanir. Ayrıca bence her günlük içten içe başkası tarafından okunması için yazılır. Çünkü insan anlaşılmak ister ve daha da önemlisi tam olarak kendini anlamak ister. Ancak bunu çoğu kez kendi başına başaramaz.

Sözün kısası, ilginç bir eser ama bir yazarın- şairin iç dünyasına ve özel hayatına bir pencere özelliği taşıyor.

İyi okumalar.
264 syf.
·Puan vermedi
Puşkin’in Gizli Güncesi şiirlerden, hikayelerden ve de romanlardan da önemlidir bana göre. Yazarın çıplaklığa en yakın hissettiği andır günceler ve bunun ölümünden ancak yüz yıl sonra yayımlamasına izin vermesi bunu bir kat daha önemli kılıyor.

Bir kimse önündeki boş kağıda içini tüm çıplaklığıyla ne kadar dökebilir? Başka bir deyişle bir kimse kendi akışkan gerçekliğiyle gerçekten yüzleşebilir mi? Hala bunun imkansız olduğunu düşünüyorum. Çünkü insan koşulları tarafından manipüle edilmiştir. Yazarken dahi üzerinde hissettiği baskıyı duyumsar ve zihnine ulaşıp karışan fikir daha birçok etkenle beraber dışarıya akarken manipüle edilmiştir. Lakin çatlaklardan akan suyu tüm parlaklığıyla görmek yine de muhteşem bir duygudur.

Evet Puşkin, son derece ahlaksıztır, ahlak demirini eritmiştir. arzularını önüne dizdikleri setlerden taşıran bir yapısı vardır. Hatta pek çok konuda eril olduğu da söylenebilir.

Puşkin, her şeyin libidinal olduğu gerçeğini kavramış bir yazardır ve yüz yıl sonra açığa çıkarmak üzere gizlediği Günce’si okunmaya değerdir.
264 syf.
·2 günde·9/10
Bu kitap ya fazla ses getirmemiş ya da bir Grinin Elli Tonu tantanası yaşatamamış..Ama kelimenin tam anlamıyla erotizmin tavan yaptığı bir kitap...Baskın,sapkın böyle açık açık anlatmış Puşkin ama gerçekten günce mi yoksa uydurmasyon mu(ki benim fikrimce uydurmasyon yani olmasını istedikleri)..Fakat efsane o ki ölümünün üzerinden 100 sene geçmeden basılmaması kaydıyla bu günlükteki sırlar açığa çıkıp basılmış.Bir taraftan diyorsun ki 'ne ararsan var pislik!!' ;bir taraftan da diyorsun ki 'yaşamıştır belki adam hepsini vay beee' ... :))Neyse kimse birşey yazmamış ama erotik bir günlük okumak istiyorsanız ,tavsiye ederim .
264 syf.
·6/10
Puşkin'in okuduğum ilk kitabı. Bu nedenle yazar hakkında çok bir bilgim yok ama kitap günce olduğu için mi bilemiyorum bana pek edebi gelmedi. Edebi olan tek tarafı kurduğu bazı felsefi cümleleri. -Gerçekten çok sağlam.- Bu cümleler bana diğer kitaplarını da okuma isteği uyandırdı. Güncesinde çoğunlukla kadınlarla yaşadığı cinsel ilişkiden -vajina en çok kullandığı kelime diyebiliriz- , kadınlar hakkında düşüncelerinden ve aile yaşantısından söz ediyor. Kitap için yazarının Puşkin olmadığı konusunda iddialar var. Bu konu ile ilgili bir kesinlik yok çünkü bu kitabı pekala Puşkin de yazabilir diyebiliyorsunuz okurken. Kendi çevresiyle ilgili çok ciddi iddialar yazan Puşkin yazdıktan 100 yıl sonra yayınlanmasını istiyor.
264 syf.
Bak sen şu Puşkin'e...
Meşhur düellodan önce yazdığı son eser olan "Gizli Günce" eserinde, gizli kapaklı kalması gereken ne varsa ortaya sere serpe döküyor. Evlenmeden önce bekar hayatından bahsederken:
"О zamana kadar, bir günde genellikle en fazla beş kadına sahip olurdum." diyor. En fazla...
Sekse ve özellikle vajinaya olan bir düşkünlüğü söz konusu ki, inanamadım. Hastalık derecesinde... Resmen vijanayı kutsal bir şey olarak gösteriyor. Ondan ayrı kalmayı kabus olarak nitelendiriyor. Hele tasvirleri?
Bunu sen ben yapsak linç yeriz ama Puşkin yapınca bir şey yok. :)
Kitabın ilk bölümünde bir ablamız yaşadıkları kimi şeyler var ki, burada tek tek anlatıp dikkatleri üzerime çekmek istemiyorum. Gözlerim fal taşı gibi açık bir vaziyette okudum.

Fakat kitabın sonuna yaklaştıkça bende bir garip hüzün peyda oldu. Düello fikri olgunlaştıkça ölümü daha çok düşünür olmuş. "Bir daha bu ağaçları, bu kitapları göremeyeceğim." diyor ama sonra yine vajina diyor. Sürekli vajina diyor. Okuyunca bana hak vereceksiniz.
Düello yaptığı şahıs da çok ilginç...
Okuyunuz efendim, tavsiye ederim. :)
Puşkin'nin ölümünden 100 yıl sonra yayınlanmasını vasiyetinde bildirdiği lakin ancak 150 küsür yıl sonra yayınlanan kitap.
Ayrıca bu günceyi okuyan kadınların sayısı erkeklerin sayısından daha fazlaymış. Puşkin erkeklerin iç dünyasındaki gizli cinsel duygulardan bahsediyor.
Puşkin'e sapık gözüyle bakabilirsiniz kitap bitince.
Fakat yaklaşık 200 yıl öncesinin cinsel kültürünü ve yaşanan olayları biz günümüzde görebiliyoruz haberlerde falan. Ama tabi ki bunların çoğu yanlış şeyler.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 68 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 72 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.