Cansu Işık

Cansu Işık

Çevirmen
7.8/10
17 Kişi
·
40
Okunma
·
0
Beğeni
·
12
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
386 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Alakarga Yayınları'ndan ve Gallagher Lawson'dan okuduğum ilk kitap oldu Kâğıt Adam. Kitaptan kısa bir metin, biryudumkitap.com tarafından e-postama gönderilmişti geçtiğimiz hafta. Kitabın birkaç sayfasından oluşuyordu gönderilen bölüm. Hani bazen, kitaptan bir bölüm okursunuz ve devamını da okumak istersiniz ya. İşte Kâğıt Adam da bana bu hissi yaşattı.

Kâğıt Adam tek basım yapmış, inanamadım. Halbu ki çok satan bir kitap olacağını ummuştum araştırırken. Birçok sitede ürün tedarik edilemiyor, tükenmiş durumda. Ancak alakargadukkan.com kitabı yüzde on beş indirimle yeniden satışa sunmuş. (Yayınevi ile yazışıp serzenişle konuşurken öğrendim bunu :D) Neyse siparişim geldi güzel bir kargo macerasının sonunda.

Kapak sade, hoş bir tasarıma sahip. Yayınevinin diğer kapak tasarımları da böyle. Orjinal kapağı değil bunu tercih ederim ben... Orjinal kapağın linkini de bırakayım. ( https://resmim.net/f/opaOsc.png )
Konu ise ilginçti.
Michael, on dört yaşındayken bir kaza geçirir. Kaza sonrası bedeni kurtarılamaz haldedir. Babası da onu yeniden, bir "kağıt adam" olarak yaratır. Her şeyiyle kâğıttandır. İnsanlardan uzaklaşır, yağmurdan kaçar, kâğıttan bedenine zarar verecek her şey Michael için büyük bir tehlikedir. Ve bir gün bunların hepsinden kaçmak için harekete geçer Michael. Taşradan şehre bir yolculuk başlar. Şehirde karşısına sürüyle insan çıkmıştır, taşrada yaşadığı sürece görmediği kadar çok insan... Dışlanmayı, farklı olmanın zorluklarını görür Michael.

Bu şekilde devam edecek sanarak okumaya hız vermiştim ki, kitap ikinci yarıda bir distopyaya dönüştü... Maskelerle sokağa çıkan insanlar, birbirlerine maskelerin ardından bakan bir kalabalık vardı kitapta artık. Sanatla içiçe geçen yalanlar, politikanın karanlık yüzü, dünyanın sürüklendiği umutsuz durum karşıladı beni bu kez.

Kâğıt Adam'da; Pinokyo'dan, Kafka'dan esinlenmeler bulacaksınız. Kağıttan yaratılan bir adamın, bir süre sonra hayata olan başkaldırılarını göreceksiniz. Zamanın yitirildiğini, karada yalnız kalan denizkızlarının acı dolu öyküsünü okuyacaksınız.

Kitapta beni zorlayan tek şey imlâ hataları oldu. Yeni bir baskı yapılıp, hataların düzeltilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bunun dışında, ben kitabı çok sevdim. İyi ki okumuşum dedim bitirince. Michael'ın yaşamından birçok şey öğrendim. Korkuyu, mutluluğu, aşkı ve hatta acıyı yaşamak isteyen bir Kağıt Adam ile tanışmak için geç kalmayın dostlarım...
386 syf.
·3 günde·6/10
Ana karakter Michael'in bedeni, 14 yaşında geçirdiği bir kaza sonrasında fazlasıyla harap olur ve babası, onu yaşama döndürebilmek için radikal bir yöntem dener; oğlunu baştan aşağı bir kağıt adama dönüştürür. Michael'in bedeni artık et, kemik ve kandan değil, kağıttan oluşmaktadır.
Bu durum onun yalnızlaşmasına, içine kapanmasına ve elbette ki farklılaşmasına sebep olur. Çünkü Michael, ruhen aynı olsa da fiziksel olarak bambaşkadır. Bu yüzden yıllarca eve kapanır ve babasından başka kimseyle görüşmez. Ancak bir gün bu durum Michael'in canına tak eder ve şehre gitmek üzere evini terk eder.
Şehre vardığı andan itibaren aksilikler Michael'in yakasını bırakmaz ama kötü olayların yanında, kendisine her daim yardımcı olmak isteyen bazı yan karakterler de vardır. İşte Kağıt Adam, genel olarak Michael'in bu farklılık, yalnızlık ve bu yalnızlığın içinde kendi benliğini bulma hikayesini anlatırken, bir yandan da bu yan karakterlerin öykülerine değinir.
Hafif ve akıcı anlatımına rağmen metaforlarla örülmüş bir kurgu olduğu için çok kolay okunabildiğini söyleyemeyeceğim. Hikayenin ilk sayfasından, ilerleyen dönemlerde Michael tarafından kullanılmaya başlayan maskelerin, toplum tarafından da benimsenmesine kadar her sayfası farklı metaforlarla dolu.
Alt metinde, bireyin farklı sosyal ortamlarda büründüğü farklı kimlikler arasındaki öz benliğini arama çabasının anlatıldığını düşünüyorum.
Genel olarak bireyin kendini bulma çabasının, kurgunun sonuna doğru bir toplumsal uğraşıya döndüğünü görmek beni şaşırttı. Buna rağmen orta seviyede beğendiğim bir roman oldu. Mutlaka alıp okumalısınız diyemem ama okumak da size bir şey kaybettirmeyecektir.
Sevgiyle. :)
386 syf.
·2 günde
Kaçımız kendimiziz, kaçımız farklı olmak uğruna herkesleşme yolunda yürümüyor? Evet bazen insan kendim olacağım derken bir de bakmış bir metamorfoza uğrayıp bir diğerine dönüşmüş. Herkes gibi olan bir diğerine... Zamanın akışı ile zamansızlaştığımız şu dünyada kendimizi bulma yolunda yitirdiğimiz o benlik en büyük kaybımız. Michael bir kağıt adam, taşradaki durağan hayatından sıkılıp şehre göç ediyor. Zihnindeki yaşamı bulmak adına attığı adım onu en çok da kendinden uzaklaştırırken, gerçeklerin dünyasında yapayalnız olduğunu, hatta kendisi olmadığını fark ediyor. Bu yolculukta insanların onu fark etmesini, görmesini isterken hedefine ulaştığında yalnızca bir nesne olduğunu görmekse hazin sonu oluyor. İşin kötüsü kendisi ile birlikte insanları da sürüklüyor ardından ya da insanlar varoluşun o bitip tükenmeyen memnuniyetsizliğiyle maskelerin ardına saklanmayı, kendilerinden uzaklaşmayı tercih ediyorlar.
Bir kağıt adam kaç yıl yaşar? Ruhsuz bir beden yaşarken aslında neyi yaşar?
Genel itibariyle beğendim romanı, sorgulamayı sevenlere de mutlaka tavsiye ederim.
486 syf.
·9/10
Olabildiğince spoiler vermemeye çalışarak, öncelikle kitabın konusundan azıcık bahsetmek istiyorum.
Harry Rawlins soygun ekibinin başı. Yıllardır soygun yaparak pahalı sanat eserleri, gümüş eşyalar ve mücevher üzerine uzmanlaşmış. Dostları tarafından oldukça sevilir ama işe sıra gelince ölümcül bir düşman. Şimdiye dek polise yakalanmamış fakat Müfettiş Resnick, Rawlins'i yakalamayı her şeyin önüne koymuş, kafasına takmış, yıllardır peşine koşsa bile hep eli boş geri dönmüş, acınacak hale gelip bir de üstüne Rawlins tarafından iftiraya uğrayınca iş hayatı da tehlikeye girmiş zavallı bir polis. Kitabın başında belirtildiği gibi, soyguna giderlerken Rawlins ve ekibi hayatlarını kaybetse de, Müfettiş Resnick bir hayaletin peşinde koşarak, kapanmamış dosyaları aydınlatmak, Rawlins'i çözülememiş düzinelerce soygundan sorumlu olduğunu ispatlamak amacıyla bu sefer Rawlins'in dul karısı Dolly'nin peşinde düşer. Resnick'in saçmaca davranışları, çizgiyi aşıp Rawlins olayına olan takıntısı yüzünden kendi sonunu da getirdiğinin farkında değildir ama işi çözmekte kararlı. Diğer taraftan dul kadınlar da eşlerinin ileriki tarihlerde soymak istedikleri yerleri öğrenip, her ihtimali hesaba katıp kusursuz soygunu planlayarak, kocalarının başladığı işi bitirmek amacıyla üç dul kendi aralarında anlaşır.

Bazı kitaplarda ve filmlerde soygun senaryoları belli bir amaç için yapılır. İşte bu yüzden bir çoğumuz filmlerde ve kitaplarda yasadışı adamlara-kadınlara ilgi duyar onları destekleriz. Örneğin benim soygun planları yapan dul kadınlara ilgi duyup onları desteklemem gibi.

Dul Kadınlar, oldukça heyecanlı, sırf fazla detaya girip o heyecanı yaratmak için saçma sapan uzatmalara girip okuyucuyu bıktırmayan, duygudan duyguya sürükleyip bir sonraki hamleyi düşündüren, zekâ dolu hamlelerin olduğu eşsiz bir kurguya sahipti. Hatta ara ara gülümsetti beni. Kitap bitti bitmesine ama ben herbir karakteri tek tek özleyeceğim.
386 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Ailesi ile yaşadığı taşrada geçirdiği feci kaza sonrası babası tarafından kağıt adama dönüştürülen Michael,hayal kırıklıklarını ve kazanın anılarını geride bırakmak için şehre kaçar.Ama daha yola adımını atar atmaz olaylar peşini bırakmaz.
Değişik bir kurguyla kaleme alınan distopik eser,çıkarcılık ve herkesleşme kavramlarını çarpıcı bir şekilde işlemiş.Kitapta insanların birbirine acımasızlığı dehşete düşürüyor.Çokça yazım hatasının olması can sıksa da distopya sevenlerin atlamaması gereken bir kitap olmuş bence.
486 syf.
·6 günde·Beğendi·Puan vermedi
Gerçekten heyecan verici kadınların isterlerse iyi ya da kötü herşeyi yapabileceklerini anlatan güzel bir polisiye. Polisiye sevenlere tavsiye ederim.
386 syf.
·3 günde·8/10
Ilk yüz yüz elli sayfasında bireysel bir başkaldırı okuyacağımı düşünmüştüm dilini ve anlatımını çok beğenmiştim ve kitabın fikrini özgün bulmuştum,sonra kitap toplumsal bir distopyaya dönüştü.Herkesin maske taktığı ve aslında kimsenin kendisi olamadığı bir toplum düzenini okudum.Bence kitap bireysel bir kimlik arayışını anlatsaydı çok daha başarılı olurdu ama yazar bence distopik eserlere öykünerek ben de çok satan bir eser yazayım demiş.Yine de toplumun kimlik bunalımını ve herkesin kendisini başkasının ceketinde hissetme eğilimini anlatması yönünden ben beğendim.Ilk defa Alakarga yayınlarından bir kitap okudum kapak tasarımı güzeldi Can Yayınları ve Yapı Kredi'nin örnek alması lazım.
386 syf.
·4 günde·8/10
Alakarga Yayınları'ndan okuduğum ilk kitap Kağıt Adam oldu. Kitap, Michael adında kağıttan bir adam adında. 14 yaşında geçirdiği bir kaza sonrasında Michael, sanatçı babası tarafından kağıt adam olarak yeniden yaratılır. Bu yeni bedeninde Michael yaşlanmaz ama sudan uzak durmak zorundadır. Yeni bedeni pek çok şeye hassastır. Öyle ki kolu kolaylıkla kopabilir. Taşrada babası ve kahve üreticisi iki abisiyle birlikte yaşamaktadır Michael ve abilerinin muhasebe işlerine bakmaktadır. Neredeyse evden dışarı adımını bile atmadığı 10 yılın ardından Michael istediği herşey olabileceği şehire taşınır. Michael burada çeşitli sorunlarla karşılaşır, yeni insanlarla tanışır, çocukluk aşkıyla karşılaşır ve kendi kimliğini bulma mücadelesi içine girer.

Sık sık imla hatasıyla karşılaşsam da okuma zevkimi pek fazla bozmayan, rahat okunan, çevirisi başarılı bir kitaptı. Tavsiye ederim.
486 syf.
·2 günde·8/10
Steve Mc Queen’in yönetmenliğini yaptığı “Dul Kadınlar”ı çok istememe rağmen bir türlü seyredememiştim.
Kitabı okuyunca Mc Queen’in neden bu kitabı filme çevirdiğini anlayabiliyorum. Konusu özgün ve çok keyifli. Bir gün filmi de seyredeceğim.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 40 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 49 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.