Ana karakter Michael'in bedeni, 14 yaşında geçirdiği bir kaza sonrasında fazlasıyla harap olur ve babası, onu yaşama döndürebilmek için radikal bir yöntem dener; oğlunu baştan aşağı bir kağıt adama dönüştürür. Michael'in bedeni artık et, kemik ve kandan değil, kağıttan oluşmaktadır.
Bu durum onun yalnızlaşmasına, içine kapanmasına ve elbette ki farklılaşmasına sebep olur. Çünkü Michael, ruhen aynı olsa da fiziksel olarak bambaşkadır. Bu yüzden yıllarca eve kapanır ve babasından başka kimseyle görüşmez. Ancak bir gün bu durum Michael'in canına tak eder ve şehre gitmek üzere evini terk eder.
Şehre vardığı andan itibaren aksilikler Michael'in yakasını bırakmaz ama kötü olayların yanında, kendisine her daim yardımcı olmak isteyen bazı yan karakterler de vardır. İşte Kağıt Adam, genel olarak Michael'in bu farklılık, yalnızlık ve bu yalnızlığın içinde kendi benliğini bulma hikayesini anlatırken, bir yandan da bu yan karakterlerin öykülerine değinir.
Hafif ve akıcı anlatımına rağmen metaforlarla örülmüş bir kurgu olduğu için çok kolay okunabildiğini söyleyemeyeceğim. Hikayenin ilk sayfasından, ilerleyen dönemlerde Michael tarafından kullanılmaya başlayan maskelerin, toplum tarafından da benimsenmesine kadar her sayfası farklı metaforlarla dolu.
Alt metinde, bireyin farklı sosyal ortamlarda büründüğü farklı kimlikler arasındaki öz benliğini arama çabasının anlatıldığını düşünüyorum.
Genel olarak bireyin kendini bulma çabasının, kurgunun sonuna doğru bir toplumsal uğraşıya döndüğünü görmek beni şaşırttı. Buna rağmen orta seviyede beğendiğim bir roman oldu. Mutlaka alıp okumalısınız diyemem ama okumak da size bir şey kaybettirmeyecektir.
Sevgiyle. :)