Bir süredir yeni çıkan kitapları ve bilhassa öykü kitaplarını okuyorum. Önceleri eski yapıtlar tercihimdi. Bu yüzden de yeni kitaplara ve yeni yazarlara biraz önyargılıydım. Bunu okuma grubumuz sayesinde aştım. İyi ki o grup var olmuş ve iyiki ben içinde yer almışım. Birçok güzel yazarla tanıştım sayelerinde. Arzu Bahar’da bunlardan biri.
Kayıp kitabı altı öyküden oluşuyor. Okudukça daha çok öykü olsaydı keşke dedirtiyor okura. İlk öyküsü “Delilik”. Aynı zamanda en sevdiğim öyküsü oldu. Tablonun sırrını çözmek için öykünün kahramanı gibi okurda kıvranıyor. İnce bir zekanın ürünü olan ilk öyküsünde çarpıyor zaten okuru. Kafanız doluyken okur tam odaklanamazsanız bu öyküyü büyülü gerçeklikle yazılmış sana bilirsiniz. Dedim ya ince zeka ürünü diye. Uzun zaman meşhur tablo gözünüzün önünde canlanıp duracak.
“Sakın Oraya Gitme” öyküsü merak duygunuzu tavanda bırakacak bir öykü. Maalesef öykünün sonunda da merakınızı gideremeyeceksiniz. Yazarın anlatımıyla oluşturduğu atmosfer öyküyle uyumluydu. Öykünün sonunda ufacık bir ipucu vermesini isterdim okura. Belki ben yakalayamadım ipucunu. Kitabı okuyup bu öykünün sırrını çözen olursa bana da söylesin lütfen.
“Sokağın Başındaki Servi Ağacı” sade anlatımıyla gayet açık bir öyküydü. Ölüm korkusu net bir şekilde verilmişti.
“Düğme” yine merak duygusu yüksek bir öyküydü. Yazar verdiği ayrıntıları öykünün içine ustaca yerleştirmişti. Bu usta anlatım sayesine sırası geldikçe okur bu ayrıntıları yeniden hatırlayıp çözüme ulaşmaya çalışıyor. Yazarımız okuru öyküye dahil ederek renkli bir anlatım yakalamış.
“Kayıp” kitabımıza da ismini veren öykü. Yine çok sevdiğim öykülerden biriydi. Çetrefilli bir konuyu yalın bir şekilde anlatmayı başarmış. Bu öykü üzerine okuma grubunda da konuşuldu. Büyülü gerçeklikle yazılsa çok daha çarpıcı
Delilik
Öyküde sürekli değişen bir tablo gören adam, adama aşık ama bunu söyleyemeyen bir kadın anlatılıyor. İçten içe birbirine ihtiyaç duyan zor durumda iki dost. Okuduğum en güzel ve farklı hisler yaratan öykülerden biriydi.
Sakın Oraya Gitme
"Ölüm ve yaşam pencerenin iki tarafında yüzleşiyor"
Sokağın Başındaki Servi Ağacı
Bu öyküde karmaşık hisler yaşadım. 84 yaşında spor salonuna kayıt olmak için takım elbise giyen bir yaşlı adam. Absürt dizi senaryosu gibi bir öykü. Çok hoşuma giden de bir öykü. Sonunu gülümseyerek okudum.
Diğer öyküler ile ilgili yorum yapıp incelememi uzatmak istemiyorum. Gerçekten birbirinden güzel öyküler var. Okumanızı tavsiye ederim. İyi okumalar
Keşke daha çok öyküsü olan daha kalın bir kitap olsaydı. O kadar doyamadım ki... Hem kişisel hem toplumsal derin ve iç acıtıcı mevzular. Yalın bir anlatım, çok sevdiğim estetik cümleler. Mesela: ‘Evde kimselerin atamadığı çığlığı atar gibi açıldı o güne dek gıcırdamayan kapı, minik bir tık sesiyle kapandı sonra.’ Son öykü değişik, sanki iki ayrı öykü tek öykünün içinde. Babalar, büyük babalar, kaybolan abiler, şizofrenliğin sınırlarında bir adam... Çok çok beğendim, vuruldum. Eline, kalemine, yüreğine sağlık sevgili yazar.
Öykü sevebileceğimi çok düşünmemiş olabilirim. Birkaç kitabı öneri olarak almış olabilir, hatta okumuş da olabilirim; ama açıkçası bu kitabı okurken öykü kitapları hakkındaki düşüncem değişti diyebilirim. Öykülerin etkisi daha hızlı ve daha çok olabiliyor bir romana göre, bu kitapta da bu tarz öyküler mevcut. Bazılarının sonunda "he?" , bazılarında ise "aaa" derken buluyorsunuz kendinizi. Birkaç öyküsünün sonunda kendimi baya bir düşünürken buldum, nasıl yani diye :)
Kısacası, balkonda günü devirirken esen bir rüzgarla sana göz kırpan güneşe selam olsun diye okuyabileceğiniz türden bir kitap. KayıpArzu Bahar
Pandemideyken kitaplarımı okumaya devam ediyorum. Bugün de uzun süredir elimde olan ve sırası gelince okuduğum KAYIP adlı öykü kitabı ve yazarı Arzu Bahar'la tanıştık. İyi ki tanışmışım diyorum. Güzel bir Türkçe ve yalın bir anlatımla yazilmis öyküler çok iyi kurgulanmıştı. 6 tane öykü var bu kitapta. Hemen hemen her öyküde kendimizden bir parça bulabiliriz. Aynı zamanda ilk öykü olan Delilik'te geçen şu satırları sizinle paylaşmak isterim: Önemlidir biriyle susabilmek .Herkesle susamaz insan .Sadece güvendiğin birinin yanındayken olur bu. Saatlerce tek kelime konuşmadan oturduktan sonra Eyvallah deyip kalkamazsın herkesin yanından..."DELILIK"
Nedense bazen kendi kendimize bile ağır geliyoruz ama farkindamiyiz ki en büyük hafifligi ,bir damla suyu içmek icin agir agir suzulen güvercinin uçuşunda ya da otların arasında avare avare dolanan bir kedinin ahenginde bulabiliriz.
Kayıp
22.11.2020
Altı öyküden oluşan eserde her bir öyküde bir ölümüz bir kaybımız var. Özellikle Delilik öyküsünü beğendim. Karakterin durumu bana pek delice gelmese de..
Yazım hatası: 101.Syf
Dilini, anlatımdaki yalınlığını ama en önemlisi içimi ısıtmasını çok hoş buldum . Çok samimi ...
.
İçim ısınırken birazda ciğerim dağlandı ..
Hayat gibi...
Hayatın içinden... gerçekten şöyle sağa sola dikkatlice bakınca tanıdık gelen hikayeler, okurken sarıp sarmalıyor. Her öykü bitiminde bir duygu seli baş başa kalıyorsunuz ... Mesela ben öykü bitimlerinde “ Ayy, yaa hayır, olamaz , “ gibi tepkiler vererek diğer sayfaya geçtim . .
Kitap bende yer etti. Şiddetle tavsiye ediyorum.
Ki unutmadan sevgili yazarımızın #kovulmadımbenayrıldım isimli diğer kitabınıda listeme ekledim bile . .
Öykü seven ,sevmeyen ,sevmeye çalışan herkes okumalı .
Ne kadar övsem az kalır .
.
Düğme ve Sokağın Başındaki Servi Ağacı isimli öyküler ayrıca favorilerim oldu ..
Kayıp | Arzu Bahar
“Önemlidir biriyse susabilmek. Herkesle susamaz insan, sadece güvendiğin birinin yanındayken olur bu.”
Keşke hiç bitmeseydi dediğim bir kitap oldu. İçindeki öyküler o kadar tatlı ve akıcı ilerledi ki bitince boşlukta kaldım.
Arzu Bahar’ın ilk defa bir kitabını okudum ve iyi ki okumuşum. Yalın anlatımını çok sevdim. Öykülerinde kişisel ve toplumsal biraz üzücü konulara değinmiş.
Kısacası Arzu Bahar’a ve Kayıp’a mutlaka bir şans verin derim.
Bir kutu kitap internet sitesi vasıtasıyla elime geçen ince, akıcı bir dile sahip, çerez niyetine bir solukta okunup kenara kaldırılacak nitelikte bir öykü kitabı.
Kayıp|Arzu Bahar
•Umut, insanların yüzlerinde yerleşecek yer bulamamış da sadece doktorların diline dolanmış avare bir sözcük.•
O kadar güzel bir kitap okudum ki göğsüme bastırıp dolaşmak istiyorum.
Her bir öykü öyle kıymetli öyle anlamlıydı ki okurken şaşkınlığımı gizleyemedim. Bilmiyorum sizde de oluyor mu ama bazen kitabın ilk sayfasından bile kitabı çok seveceğimi ve benim için kıymetli olacağını hissediyorum, işte Kayıp da öyle bir kitaptı. Kısa ama hissettirdikleri uzun sürecek, damakta hüzünlü bir tat bırakacak ve azıcık canınızı acıtacak bir öykü kitabı okumak istiyorsanız muhakkak bakın derim bu kitaba.
Ayrıca Bir Kutu Kitap ‘a beni Kayıp’la tanıştırdıkları için teşekkür ederim. Yazarın diğer kitabını da en kısa zamanda alıp okuyacağım.
1972 yılında doğdu. İstanbul'da yaşıyor. Marmara Üniversitesi Diş protez Bölümü ve Anadolu Üniversitesi Halkla ilişkiler ve Tanıtım bölümünü bitirdi. Öyküleri ve yazıları Öykü Gazetesi, 14 Şubat dünyanın Öyküsü Dergisi, Öykülem, Lacivert, Roman Kahramanları, Edebiyatist, Edebiyat Nöbeti gibi dergilerde ve çeşitli fanzinlerde yayımlandı.