Carl Kerenyi

Carl Kerenyi

Yazar
8.5/10
4 Kişi
·
17
Okunma
·
3
Beğeni
·
329
Gösterim
Adı:
Carl Kerenyi
Unvan:
Macar Bilim Adamı
Doğum:
19 Ocak 1897
Ölüm:
14 Nisan 1973
Károly (Carl, Karl) Kerényi ( 19 Ocak 1897 - 14 Nisan 1973) bir Macar bilim adamı ,Yunan mitolojisinde klasik filolojinin kurucularından biri.
Mythologos ve trajedi şairi, filozoflara göre çok daha cesur çıkmıştır. Var olan dünyanın değiştirilemez bir gerçeği olarak, insan varlığının isyan etmek zorunda kalacağı bir sınır olduğunu kabul etmiştir. İsyan - işte insan varlığına özgü bir azabın, adaletsizlik azabının kaynağı. İnsanoğlunun hayvanlarla ortak fiziksel acıları vardır. Bunların varoluş bakımından öneminden son trajedi Lyomenos'ta bahsedilmektedir. Fakat her ne kadar insanoğlu bir hayvan gibi eziyet çekse de, özel varoluş biçimi onun bir adaletsizlik hissi ile de acı çekmesini gerektirir. Keyif ve acıdaki varoluşları Zeus'un düzeniyle mükemmel bir uyum içinde olan hayvanlar böyle bir adaletsizlik duygusu hissetmezler.
Carl Kerenyi
Sayfa 99 - Pinhan
Hayvanlar ateşsiz yaşamaktadır - hayvan varoluşunun doğası bunu gerektirir. Yani insan varoluşunu insani yapan Prometheus idi: insanlar savunmasız, acı çeken, hayvanlar gibi ölümlü fakat hayvanlar gibi itaatkar olmayan varlıklar olarak kaldılar. Özgür, fakat yine de cezalı ve zincire vurulmuş; Prometheus'un insanoğluna sunduğu varoluş biçimi budur.
Carl Kerenyi
Sayfa 100 - Pinhan
Aischylos -bize ulaşan metinlerinde- erkeklerin Prometheus'un şerefine ve onun prangalarının yerine çelenk takmaya başladıklarını aktarmaktadır. Bu nedenle çelenk takmak: Yunanvari bir insan varoluşuna katlanış anlamına gelmektedir. Prometheus için bir çelenk getirmeye gerek yoktu. Çelenkleri her yerde yetişen eğreltiotu yapraklarından ayıran, şekilleriydi: bükümlü olmaları. Yunancada buna korone deniyordu. Yunancadan alınmış olan Latince corona'nın anlamı ise "çelenk"tir.
Carl Kerenyi
Sayfa 134 - Pinhan
"İlkel bir toplumda var olduğu haliyle, yani yaşayan ilkel şekliyle mit, sadece anlatılan bir hikaye değil yaşanan bir gerçektir. Nitelik olarak günümüzde, örneğin bir romanda okuduğumuz kurgudan farklıdır, aslında yaşayan, ilkel çağlarda yaşandığına inanılan ve o günden beri dünyayı ve insanlığın kaderini etkileyen bir gerçektir. İnançlı bir Hristiyan için Kutsal Kitap'taki yaradılış hikayesi, cennetten kovulma ve Mesih'in çarmıha gerilerek kendini insanlığın kurtuluşuna adaması neyse, ilkeller için de mit odur. Bizim kutsal hikayemiz nasıl ayinlerimizle ve ahlak anlayışımızla yaşıyorsa ve inançlarımızı ve davranışlarımızı yönlendiriyorsa, ilkeller için mit de aynı şeyleri yapmaktadır."
Carl Kerenyi
Sayfa 14 - Pinhan
Mitolojik malzemenin kullanımına getirilen kısıtlamalar daha öncelere dayanan bir olgu idi ve şair ve sanatçıların kendilerini bundan kurtarmaları oldukça uzun sürmüştü. Bu baskı ister içten gelen -şairin kendi dini inançlarından kaynaklanan- isterse dışarıdan, toplumca dayatılan bir sınırlama olsun, her durumda kökeni malzemenin içeriğine dayanmaktaydı. Çünkü bu kutsal bir malzemeydi. Tanrılardan ve kahramanlardan bahsetmek, onları tasvir etmek özel bir yükümlülüktü. Yunanlıların mitoloji söz konusu olduğunda şiirsel ve sanatsal anlamda tamamen özgür olduklarını varsaymak tarihsel bir yanılgıdır.
Carl Kerenyi
Sayfa 17 - Pinhan
Anadolu tanrıları, yeryüzündeki radikal etnik değişimlere karşılık gelen çok büyük tarihsel değişimler gösterirler. Çok dil bilen Hitit İmparatorluğu'nda tanrıların çatışmalarıyla ilgili masallar, farklı diller bilen tanrıların isimlerini içeren metin parçaları, Titan'larla ilgili Yunan efsaneleri ile benzerlikler gösterir. Fakat bunlardaki temel özellikler ve merkezi motif, Hesiodos'un versiyonundakinden -doğurgan toprak ananın arzusundan- dünyalar kadar farklıdır. Hitit'te, erkek ilahlarla sınırlı bir tahttan indirme mitologemi vardır ve bu tanrıların dört nesline yayılır.
Carl Kerenyi
Sayfa 47 - Pinhan
Siz yoksa beni
Yaşamaktan bıkar mı sandınız?
Kaçar çöllere giderim mi sandınız
Acımıyor diye
Tüm düş tohumcuklarım..
176 syf.
·4 günde·8/10
Karl Kerényi, Klasik Filoloji alanında eğitim görmüş; Antikçağ, Dinler Tarihi ve Mitoloji konularında bolca eser vermiş, saygın bir Macar bilgin. Başlangıçta Alman filolog Wilamowitz'in etkisiyle mitlerin filolojik tahlil yöntemini benimsese de 1929'da karşılaştığı Walter F. Otto sayesinde “mitlerin psikolojik yönden açımlanması” daha çok ilgisini çekmiş ve bu minvalde eserler vermiştir. Her ne kadar ömrünün sonlarına doğru kültürel antropolojiyi merkeze almaya başlamışa da, Prometheus kitabı, onun mitlere özellikle Carl Gustav Jung’un fikirlerinden etkilenerek yaklaştığı döneme aittir. Kitabın alt başlığı olan “İnsan Varoluşunun Arketip İmgesi” ifadesi de bunu kanıtlar nitelikte.

Kerényi kitapta mitolojiyi anlamlandırmak için, onu ele almış, işlemiş şairler üzerinden ilerliyor. Günümüze en yakın olanın bizim için daha anlaşılır olacağını düşünerek ilkin Goethe’nin Prometheus şiirini tahlile girişir. Bu bölümde görüyoruz ki Goethe, Prometheus’un özellikle “akıldan dolayı acı çeken” yönünü ön plana çıkarmakta ve onu kendisi ile özdeşleştirmektedir. Goethe kendisinin de giriştiği şiir yorumuna şu sözlerle başlar: "İnsanoğlunun ortak kaderine ait, hepimizin katlanması gereken yükün en büyük ağırlığı, entelektüel güçleri erken ve hızlı yayılanların üzerinde olmalı." Prometheus, Zeus'a denk entelektüel gücü ve ona boyun eğmeyişi yüzünden en büyük yüklerden birisine maruz kalmıştır. Goethe de içinde bulunduğu çağda kendisini böyle hissediyor olmalı. Bunun yanı sıra Prometheus, Zeus’un göklerdeki dünyasına karşılık bu dünyayı kutsayan, insanla, çamurla iç içe yaşamayı tercih etmiş bir titandır. Bu Nietzscheci anlamda, öte dünyayı hor görmek, “İnsanca, Pek İnsanca” bir biçimde yaşamayı öğrenmek, buradaki acıyı da sevinci de olumlamak anlamına gelir. Goethe’nin tercih ettiği yol da budur, bu nedenle Prometheus mitini kendince bir yorumla başka bir düzleme çekmiştir.

Kerényi, ikinci olarak Prometheus’tan esaslı olarak ilk bahseden şair Hesiodos’u inceler. Hesiodos’un Theogonia’sında Prometheus kurnaz ama Zeus’a kıyasla daha az zeki bir temsille belirir. Prometheus’u tarif eden özellikler, Zeus’un alt ettiği babası, Kronos ile aynıdır: İkisi de düşünce yapısı olarak aldatıcıdır (ankylos); fakat ikisi de kendi tuzaklarına (ankyle) düşerler. Bu tasvir insanlara da oldukça benzer; teknik sayesinde aldatıcıdırlar fakat Tanrı ya da Doğa’yı her aldatmak istediklerinde kendi tuzaklarına düşerler. Bu durum Prometheus ile ölümlü Odysseus benzerliğini akla getirir. Onun maceralarını anlatan Odysseia, nihayetinde Odysseus’un zekâsıyla kibri arasındaki gerilimin serüvenidir; zekâsıyla başarır, kibriyle Posedion’un nefretini üzerine çeker, nihayetinde yine zekâsıyla kurtulur. Zaten Antik ressamlar Prometheus ile Odysseus'un başlarını şaşırtıcı bir benzerlikle çizerler; ikisi de kurnaz, ikisi de bir sanatçı veya sanatkârın takacağı, Homerik bir kahraman için oldukça garip sayılabilecek sivri uçlu bir başlık takarlar.

Son olarak da Prometheus’u tek başına bir tragedya kahramanına dönüştürmüş olan Aiskhylos’un “Zincire Vurulmuş Prometheus” eserine başvurulur. Aiskhylos, Prometheus’u Hesiodos’un aksine Zeus’tan daha zeki biçimde resmeder. Zeus yeni başa geçmiş, başıboş otoriter bir iktidarı temsil eder. Prometheus başına gelecekleri bile bile, adalet uğruna Zeus’a karşı insanları savunmuş, ateşi ondan çalarak bize sunmuştur. Kurtuluşu da yine zekâsı ve geleceği görme yeteneği sayesinde olacaktır, çünkü Zeus’u kimin tahttan indireceği bilgisine sahiptir. Prometheus, bilgiye sahip olduğu için özgürdür, fakat yine de cezalı ve zincire vurulmuştur. Bu tam da varoluşçuların insana biçtiği role uygun düşer. Hayvanlar da eziyet çeker lakin hiçbirisi adaletsizlik yüzünden acı çekmez ve bundan dolayı isyan geliştirmez. Hayvanlar dünyadaki adaletsizlikler ve anlamsızlıklar yüzünden bunalıma düşmez. Ancak Prometheus, absürt bir durum içerisindedir; kendisi kurtulsa bile acısı dinmeyecektir, çünkü onun yerine başka bir tanrının acı çekmesi gerekmektedir. Bu Sartre’ın karakterlerine oldukça yakın bir temsildir. Kendi eylemlerinin sorumluluğunu üstlenen, eyleminin sonucunu bilerek hareket eden, kendi acısı dinmesine rağmen diğerlerinin acısını içinde yaşayan ve nihayetinde bu durumun basit çözümlerle yok olmayacağını bilerek varoluşundan dolayı acı çeken insan.

İncelemeyi okuyup Prometheus'a yakınlık duyarak bu eseri okumak isteyen arkadaşları birkaç konuda uyarmam gerek. Öncelikle Kerényi alana çok hâkim olduğundan, muhtemelen ilginizi çekmeyecek onlarca ayrıntıya girerek, Prometheus'la ilgili ne varsa didik didik ediyor; ikincisi çevirmen arkadaş dipnotlardaki Yunanca cümleleri olduğu gibi bırakmış, taç kelimesini çelenk; bir başka kelimeyi cin olarak çevirmiş bu anlamda bende pek güven uyandırmadı, son olarak öncesinde bahsi geçen eserleri okumadıysanız kitap size oldukça anlamsız ve uzak bir tartışma sürdürüyor görünecek. Bunları göze alıyor ve üstesinden geleceğinizi düşünüyorsanız, Kerényi gerçekten hoş bir bakış açısı sunuyor. Keyifli okumalar…
176 syf.
·Puan vermedi
İsyancı Titan Prometheus'un hikayesi Zeus'un, babasının tahtını ele geçirmesine yardım etmesiyle başlar.Bu sebeple Titanları sevmeyen Zeus,Promethus'a dokunmaz.

Prometheus yarı tanrıdır,Olimpos'da Tanrıların arasında kendini pek rahat hissedemez insanları belkide bu yüzden sever.Zeus insanları kendi hallerine bırakmıştır,hayvanlardan farksız hatta zayıf hayvanlardan farksız bir yaşam sürüyorlarmış.

Prometheus, insana duvar örmeyi,iletişim kurmayı öğretmiş.Son olorak Olimpos'dan ateşi çalmış ve asasında taşıyarak insanlara getirmiş
İnsanlar ateşi öğrenmişler ve yavaş yavaş gelişmeye başlamışlar kurtarıcıları Prometheus'a dua ederek.

Ateşin çalınması Zeus için bardağı taşıran son damla olur.Prometheus'u dünyanın bir ucunda yalnız başına zincire vurdurtur.Yüzyıllar boyunca bu işkence devam eder.Bir kartal üç günde bir gelerek Titanın böğrünü deşer.

Titanın bir kehaneti vardır, Zeusun evliliğinden doğacak olan çocuk babasından daha güçlü olacaktır ve babasını tahttan indirecektir.Zeus bu evliliğin kiminle olacağını öğrenmek için haberci Hermesi gönderir.Ama Titan hiçbir şey söylemez.Zeus öfkesinden yıldırımlarını Titanın üzerine savurur dağlar, kayalar yıkılır ve gururlu Prometheus gözden kaybolur.

Kitap burada bitiyor.Devamını başka bir kitapta okuduğum şekliyle aktarıyorum.

Prometheus başka bir dağa zincirlenir.İşkenceler devam ederken annesinin sesini duyar.Oğlum der; yeter bu çektiklerin , Zeus seni serbest bırakacağına söz versin sende karşılığında onun için uğursuz olan evliliği bildir.Prometheus bu teklifi kim sunsa reddecektir ama annesinin üzülmesine dayanamaz ve kabul eder.

Hermes yanında Herkül ile gelir.Bilgi karşılığında zincirlerinden kurtulacağını bildirir.Zeus'un aşık olduğu deniz tanrıçası Thetis ile evlenmesinden doğacak olan çocuktur bahsedilen.Bunu öğrenen Zeus tanrıçayı bir ölümlüyle evlendirir doğan çocuk Akhileus'tan başkası değildir.

Herkül zincirleri kırar.Prometheus'un kendi dilediği olur ve bedeni kayalara yapışır ruhu ise göğe doğru süzülür.
176 syf.
·Beğendi·8/10
Meraklısı için Yunan dinlerinin mitolojik yönleri diyebilir miyiz? Diyebiliriz. Bunları ben fazladan bir kültür tarihi olarak görüyorum. Zaten kısa kısa ve oldukça öze indirgenmeye çalışılan bilgilerle karşılaşacaksınız.
Şimdi burada hazır yeri gelmişken bir konuya değineceğim. İslam Dini ile alakalı kitap eklediğimizde genellikle Mitoloji seçeneğini de seçiyoruz. Buna bir tepki geliyor. Hani ekletenler bunun UYDURMA olduğuna asla inanmıyor. Tabi burada da tepki vermenize gerek yok. Siyeri Nebi gibi kitaplardan bahsetmiyorum. Anlaşılmıştır sanırım. Mitoloji; Yunanca Mythologia yani dilimizdeki anlamıyla Hikayecilik demektir ve herhangi bir din ile alakalı hikaye yazıldığında bu seçeneği işaretlemek en doğrusu olacaktır. Gelip de burada bir Peygamber dönemi savaşlarını Din-Tarih; yapılacak ibadetler ve sünnet kitaplarını Din-Kültür ile ilişkilendirmeyi zaten yapıyoruz. Tabi insanımız kendi mantığının en uygun olduğunu düşündüğünden bu konuyu anlatmakta da sıkıntı çektiğimiz doğru ve böyle bir açıklama getirmenin uygun olduğu kanaatindeyim hazır yeri gelmişken.
Güzel bir Goethe yorumuyla başlıyoruz. Ardından Titanlar, Tanrılar falan derken sevdiğim bir konuya geliyoruz. “Theogonia” yani dünyanın yaratıcısı yerine (Yunan Mitlerinde bunun olmadığını göreceksiniz); Tanrıların doğum hikayelerinden bahsedilir. Tabi bunun eğlencesi de özellikle tek tanrılı dinlere inanırken çok tanrılı dinlerin tanrılarına küfreden insanlar için çıkıyor.
Prometheus nereden geliyor? Güzel soru ve büyük Spoiler! Zeus’un titanları hapsetmesi; titanlarının 2 soyu (Kronos ve Iapetos) olması. Kronos’un yükselen; Iapetos’un daha alçakta kalan bir soy olması ve Prometheus’un Iapetos’un soyundan gelmesi. Oldukça hoş bir bağlantı.
Tabi burada Zeus’un ‘Kadını’ yaratarak insanı cezalandırmasında aslında insan denilince akla erkeğin geldiği, kadının yeri olmadığını Yunan gibi kültürlü dediğimiz bir uygarlıkta görmenin şaşırtıcı yanıyla beraber; Prometheus’un gerçekte bir Tanrı mı, Titan mı yoksa İnsan mı olduğu sorusu da akıllardan çıkmıyor.
Hadi bir de güzel bir tartışma yapalım. Hazır Kurban Bayramı da yeni geçti. Yunan Mitlerinde bile Kurban Kesilmesi var. Tabi özgün metinde “Tanrıların ve İnsanların Yararı İçin Eti Adak Olarak Sunulan Hayvanın Kesilmesi” olarak geçen bu hadise tabii ki kurban değil olsa olsa Ispanak, Pırasa falandır. Ya da Çanakkale Domatesi olabilir. Sonuçta o da etli oluyor ya hani! Boğa Güreşleri ve Balina Avlama sporlarına dahi girmeye lüzum bulmuyorum. Bizimkiler anca ‘Vahşet’ deyip sonra da meşhur etçide resim çekilmeyi biliyor. Burayı yakalamak iyi oldu. Kitapta da özgün bilgi için sayfa 67-68 bakılabilir.
Kitabımız güzel bir anlatımla gidiyor ve sıkmıyor. Aslında tarihle alakalı kitaplar sıkıcı değil de algı öyle, napalım? Bazılarının sıkıcılığına bende kesinlikle katılıyorum tamam.
Bunun yanında kullanılan resimler oldukça hoştu. En son olarak şunu belirteyim. Bu yazarı okur muyum daha? Bulursam, evet. Yazıları beni zorlamıyor. Bu da bana yeterli. Ne diyelim? Bol keyifli okumalar ve mutlu günler dilerim..

Yazarın biyografisi

Adı:
Carl Kerenyi
Unvan:
Macar Bilim Adamı
Doğum:
19 Ocak 1897
Ölüm:
14 Nisan 1973
Károly (Carl, Karl) Kerényi ( 19 Ocak 1897 - 14 Nisan 1973) bir Macar bilim adamı ,Yunan mitolojisinde klasik filolojinin kurucularından biri.

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 17 okur okudu.
  • 18 okur okuyacak.