Fakat, nasıl oluyor da, çeşitli kaliteleri bakımından —yani kullanış değeriyle— birbirlerinden ayrılan meta'lar, muayyen nisbetler dahilinde yani belli oranlar içinde, aralarında değiş edilebiliyorlar? (...) Değiş edebiliyorlar, zira emtiada, kul lanış değerinin yaranda mübadele değeri, değiş etme değeri vardır. Mübadele değerinin yahut asıl anlamında değerin temeli ise üretim için gerekli insan işi, insan emeğidir.
Emtiayı işçi yaratıyor. Emtianın var olması için gerekli, doğurucu öz insan emeğidir.
Demek oluyor ki, bütün metalar, kaliteleri bakımından birbirinden ayrılmakla beraber, özlerinde tıpatıp birdirler. Zira, aynı babanın evlâtlan oldukları için damarlarında akan kan birdir. Eğer 20 kilogram kahve, bir elbise veya 20 met re bezle değiş ediliyorsa, bunun sebebi şudur: Bir elbi se veya 20 metre bez istihsal etmek için ne miktar in san emeği gerekiyorsa, 20 kilogram kahvenin üretimin de de aym miktarda insan emeğinin gerekli oluşu. De mek ki, değerin özü insan emeğidir, ve bu insan emeği nin miktarı değer miktarını tâyin eder.