Cas Lester

Cas Lester

Yazar
9.2/10
65 Kişi
·
150
Okunma
·
4
Beğeni
·
95
Gösterim
“...savaşın ortasında yaşamanın nasıl bir şey olduğunu anlatmaya başladı. Sizin de bildiğiniz, salonlarımızın güvenli ortamında her gece haberlerde izlediğimiz savaş. Bizim olduğumuz yerden yüzlerce kilometre uzakta olan, bu yüzden bizim pek de dert etmediğimiz savaş. Bir sürü insanı anneleri, babaları, teyzeleri, amcaları, kuzenleri, küçük çocukları ve bebekleri, bir sürü kişiyi öldüren savaş.
Artık bizi şaşırtmayan savaş. O savaş.”
Anlık mutluluk için sadece çikolata ekle.
Kaosun ortasında her zaman çikolata vardır.
Sakin ol ve çikolata ye.
Çikolatanın gücünü asla hafife alma.
Çikolata ve kitaplar, bütün ihtiyacın bu.
Çikolata iyi bir tavsiye gibidir, her şeyi daha iyi yapar.
Hayat akarken çikolata yardım eder.
Arkadaşlığın dili çikolatadır.
Bir arkadaştan daha güzel bir şey yoktur, çikolatası olan bir arkadaş değilse. (Linda Grayson)
Göçmenlerin ve mültecilerin yaşadığı zor koşullar çağın önemli meselelerinden. Günümüzde ise kanayan yara. Onların yerine geçip ne yaşadıklarını hissedebilmek ne kadar mümkün?
Yazar ikisi de 10'lu yaşlardaki çocukların gözünden anlatıyor hikayeyi. Biri savaşta Ailesini kaybetmiş mülteci kampındaki " çamur çocuk " diğeri ise savaş görmüş Suriyeli Nadima.
240 syf.
·Beğendi·10/10
Çocukların ağladığı bir dünyada bütün kahkahalar zalimdir.

Öncelikle kitabı çok beğendiğimi ve bir gecede bitirdiğimi belirtmek istiyorum.
Bazı kitaplar güzeldir,ağır gider,sonunda her şey belli olur(En Yakın Uzak kitabı gibi) ve sizi kalbinizden yakalar.Bazı kitaplar baştan sona güzeldir(“Çikolataca Konuşur musun?” gibi) sizi ilk cümlesinde kalbinizden yakalar ve sonuna kadar duygu değişimleriyle sürükler götürür.İkisi de ayrı lezzettir okuyucu için.
Bu kitabı okurken kah ağladım kah güldüm .Ben ki kitap okurken ağlamak hiç adetim değildir buna rağmen üç yerde gözümde biriken yaşların yanağıma süzülmesine engel olamadım.Bu belki son yıllarda ve hatta son günlerde mültecilerin çektiği sıkıntıları görmekten,derinden hissetmekten kaynaklanmış olabilir.Acı acıdır lakin mevzu bahis çocuklar olunca acılar katlanıyor sanki.
Kitapta mülteci bir kız olan Nadima’nın İngiltere’deki yaşam mücadelesi okul odaklı anlatılmış ve tabi ki dil bilmeden oraya adapte olma sürecini atlatırken disleksik bir çocuk olan Jaz ile dostluğu kalplere bir dantel gibi ince ince işlenmiş.İki yaralı çocuk,iki başka hayat,iki zorlu mücadele.Hatta kötü kız “Kara”da bile ne kadar kızarsanız kızın,neresinden bakarsanız bakın çocuk masumiyetini görüyorsunuz. Kitap, çocukların mültecilik kavramını anlamasını ve etrafında yaşananlara daha farkında olarak bakmasını sağlar diye düşünüyorum.
En beğendiğim şeylerden biri de kitabın salt mültecilik kısır döngüsünde kalmayıp disleksik insanlar ile ilgili de inceden inceye bir bilinç oluşturması.Kitabın alt mesajları çok güzel.”Farklılıklar güzeldir”i net anlıyorsunuz.
Ne diyelim okuyun,okutun.Ben bir öğretmen olarak öğrencilerimle okuyor ve konuşuyorum.Bizden son söz:

Bir yerde çocuklar ölüyorsa orda ölen sadece çocuklar değildir.Vicdandır,merhamettir, sevgidir, iyiliktir,empatidir,insanlıktır...

İnsanlığınızı öldürmemeniz dileğiyle ...
240 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Bu kitap akıcı ve eğlenceli ayrıca tüm konularıyla çok güzel.Hele türk lokumu her haliyle anlatılması.Bu kitabı eminim en fazla iki haftada bitirirsiniz çünkü çok eğlenceli bi ara kahkaha bile attım.Ama konuları mükemmel...
240 syf.
·Beğendi·9/10
Annesi ve üç abisiyle birlikte yaşayan Jaz henüz 5.sınıf öğrencisi. En yakın arkadaşı Lilly ile aralarına pek de hoşlanmadığı Kara'nın girmesi sebebiyle yıkık olduğu bir dönemde sınıfına yeni bir öğrenci geliyor, Nadima. Sınıftaki tek boş yer olan Jaz'in yanına oturuyor. Nadima, ailesiyle birlikte Suriye'deki iç savaştan kaçıp İngiltere'ye gelmiş. Fakat dil bilmediği için hikayesini kimse bilmiyor. Bir müddet sınıftakilerle anlaşmakta güçlük çekiyor. Bu süreçte en büyük yardımcısı sıra arkadaşı Jaz oluyor. İngilizce anlaşamıyorlar fakat bir kalıp çikolataya kim hayır diyebilir ki? Önce çikolataca (ne demişler tatlı dil yılanı bile deliğinden çıkarır) daha sonra da emoji diliyle anlaşmaya başlıyorlar. Tabii bir yandan Nadima ingilizcesini geliştiriyor ve Jaz da onun üzücü hikayesini öğreniyor.
"...Ve bana ülkesi Suriye'de savaşın ortasında yaşamanın nasıl bir şey olduğunu anlatmaya başladı. Sizin de bildiğiniz salonlarımızın güvenli ortamında, her gece haberlerde izlediğimiz savaş. Bizim olduğumuz yerden yüzlerce kilometre uzakta olan, bu yüzden bizim pek de dert etmediğimiz savaş. Bir sürü insanı anneleri, babaları, teyzeleri, amcaları, kuzenleri, küçük çocukları ve bebekleri, bir sürü kişiyi öldüren savaş. Artık bizi şaşırtmayan savaş. O savaş."
Jaz Nadima'yı tanıdıkça, anladıkça ona yardım etme isteğiyle dolup taşıyor, bazen yöntemleri yanlış olsa da en sonunda iyi niyet daima kazanıyor.
Karakterlerin yaşı küçük olduğu için arkadaşlık ilişkileri konusundaki bazı tavırları gerçekten saçma derecede komikti :D Belki biz de o yaşlarda öyle saçma triplere girmişizdir bilemiyorum ama okurken bu durum beni ara sıra çileden çıkardı :)
Yazarın anlatımı çok akıcıydı. Kitabı bir oturuşta bitirdiğimden bahsetmiş miydim? Benim için mülteciler konusunda farkındalık oluşturan bir kitaptı.
Evet hikaye genelde Nadima üzerinden dönüyor fakat Jaz da disleksik bir karakter. Onun kendi içinde yaşadıkları, arada disleksi ile ilgili verdiği detaylar da çok güzeldi. Anlayacağınız kitabı severek okudum. Üzücü bir hikaye barındırsa da çikolata kadar tatlı bir kitap Tavsiye ederim
240 syf.
·Beğendi·10/10
Kitap günümüzdeki Suriyelilerin yaşantısını anlatıyor. Onlarla daha iyi empati yapmamız ve onları anlamamazı sağlayan bir kitap. Her ne kadar çocuk kitabı kategorisinde olsada bence herkes okumalı. Konusuyla ve içeriğiyle en sevdiğim kitaplardan biri oldu .Çok beğendim . Herkesin okumasını tavsiye ederim. Çikolataca Konuşur Musun?
Çikolataca konuşurmusun?çok güzel bir kitap.iki farklı kültürden çocuğu tatlı bir şekilde tanıştırması ve kaynaştırmasını anlatıyor.farklı ülkelerden insanlarında anlaşabileceği.lisana ,konuşmaya da gerek kalmadan bağ kurabilmesi çok güzel.
240 syf.
·4 günde·10/10
Ben kitabı çok beğendim şuan en sevdiğim kitaplarda gerçekten akıcı ve sürükleyi bir kitap ben beğendiysem herkes beğenir diye düşünüyorum : )

Ben bu kitabı okuduktan sonra gerçekten iletişime, anlaşmaya ve arkadaş olamaya din, dil ve ırkın etki etmediğini, istersek herkesle anlaşabileceğimizi anladım.

ARKADAŞLIĞIN DİLİ KELİMELER DEĞİL ANLAMLARIDIR

Herkesin Okumasını Tavsiye Ederim
Çok Güzel Bir Kitap...
240 syf.
·Beğendi·10/10
Kitap her ne kadar çocuk kitabı kategorisinde olsa da, büyüklerin de okuması çok hoş olur bence. Zira hem çocuk gözü ile topluma kabul, arkadaşlık ilişkileri; hem de gayet net bir mülteci, göç kavramları anlatılıyor. Zaman zaman hüzünlendiren, genelde düşündüren bir dili var. Eğlenceli de üstelik.
Kitap İngiltere'de geçen bir öyküyü anlatıyor. Anne-baba ayrılığına farklı öykülerle değiniyor.Sınıfa gelen bir Suriyeli kız ile hikaye yine arkadaşlık ve kabul üzerinden mültecilik kavramına uzanıyor.

Giderek artan şekilde gündemimize giren bu kavramlar için okumasını öneririm. Çocukların okuması bir yana, bu konuları konuşmak için iyi bir başlangıç ve referans noktaları veriyor. Üstelik çocuk gözü ile yetişkinlerin de bu kavramları anlamaları görmelerini sağlamak gibi şahane bir işi de başarıyor.
240 syf.
·Beğendi·10/10
Gerek konusu ile gerekse anlatış biçimi ile serüven dolu bir arkadaşlık ilişkisini çok güzel bir şekilde işlenmiş gözleri yaşartan bir kitap. Ayrıca ana fikir olarak da hem çok orijinal hemde çok etkileyici . Disileksinin bir hastalık değil aslında bir farkındalık olduğunu ve mültecilerin ne zor şartlarda yaşadığını öğreten bir dostluk hikâyesi. Hem eğlendiriyor hem de öğretiyor!
240 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Ben bu kitabı okumaya başlamadan önce güzel bir kitap olduğunu anlamıştım. Bu kitap bizlere empatiyi, arkadaşlığı, yardımseverliği ve dürüstlüğü hatırlatıyor. Hayatımızda sorgulamamız gereken bazı şeylerin olduğunu düşündürüyor. Okurken acaba bir sonraki bölümde ne olacak diye heyecanlanıp duruyordum. Bu yüzden kitap'ın hiç bitmemesini istemiştim. Bu kitap nadimanin ve Jaz'ın muhteşem hayatını anlatıyor.Suriye göçmeni nadima'nın Suriye'den ingiltere'ye gelme süreci çok acı verici. Nadima İngiltere'de bir okula başlıyor ve 5-R sınıfına denk geliyor. Sınıfa girdiği andan itibaren jaz ile gözgöze geliyor ve aralarındaki arkadaşlık burada başlıyor. Jaz bir disleksi'dir. Bu kitap disleksinin bir hastalık değil bir farkındalık olduğunu öğretiyor bizlere. Nadima ve Jaz aynı dili konuşmamalarına rağmen çok iyi arkadaş oldular. Kitap bizlere arkadaşlık bağlarının önemini hatırlatıyor. Gerek çikolatalı Türk lokumu gerekse yiyeceklerle büyük arkadaşlığı başlatan çikolataya çok teşekkürler. Bol kahkahalı bol hüzünlü bol çikolatalı bu kitabı okumanızı çok isterim. Bu arada en arka sayfada tarifler bile var.Deneyin derim .sevgiyle kalın.
240 syf.
·Beğendi·10/10
Bu kitabı okumadan önce çok merak etmiştim.Aldıktan sonra hemen okumaya başladım ve okuduğumada hiç pişman olmadım.Çünkü yeri geldiğinde güldüren yeri geldiğinde ise hüzünlendiren aynı zamanda eğlendirirken de düşündüren bir kitap.Bize mültecilerin başına gelenleri hatırlatıyor.Biz gülüp eğlenirken onlar aç,susuz korku içinde bombalardan kaçıyor bize bunları hatırlatıyor ve empati kurdurtuyor bu yüzden çok beğendim.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 4 okur beğendi.
  • 150 okur okudu.
  • 7 okur okuyor.
  • 68 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.