7.5/10
0 Kişi
1
Okunma
0
Beğeni
339
Görüntülenme

Hakkında

İstanbul Fatih’te dünyaya geldi. Ortaokuldan itibaren bütün öğrenimini askerî mekteplerde gördü. I. Dünya Savaşı’nda takım subayı olarak önce doğu cephesinde, ardından Gelibolu’da savaşa katıldı. Mütareke’den sonra Trakya’da Kırklareli Garnizonu’nda bir süre görev yaptı. Düşmanın Trakya’yı işgal teşebbüsü üzerine Edirne’nin savunmasında bulundu, arkasından da durum icabı kıtası ile birlikte Bulgaristan’a iltica etti. Bir müddet sonra İstanbul’a döndü, buradan İnebolu yoluyla Anadolu’ya geçerek batı cephesine katıldı. İstiklâl Savaşı’nda 15. Tümen’in çeşitli birimleriyle Tümen Karargâhı Harekât Şubesi’nde görev aldı. Kütahya-Tavşanlı çarpışmalarında, Sakarya Muharebesi’nde ve 26 Ağustos Tınaztepe harekâtında bulundu ve İzmir’in kurtuluşundan sonra yüzbaşılığa terfi etti. Zaferden sonra Harp Akademisi’ne girerek 1929’da kurmay subaylığa yükseldi ve Genelkurmay Başkanlığı Harekât Şubesi’nde görevlendirildi. 1931’de binbaşı oldu. 1938’de yarbaylığa, 1940’ta albaylığa yükseldi. 1946’da tuğgeneral oldu. 1935-1948 yılları arasında aralıklarla sekiz yıl kadar Harp Akademisi’nde öğretmenlik yaptı. 1948’de tümgeneral olan Çulpan 1951’de kendi isteğiyle emekliye ayrıldı. I. Dünya Savaşı harp madalyası ile İstiklâl madalyasına sahip olan Cevdet Çulpan, 1951’den sonra kendini sanat tarihine vererek bu dalda ciddi bir araştırmacı olmuştur.
Ünvan:
Yazar
Doğum:
1898
Ölüm:
1982

Okurlar

1 okur okudu.
3 okur okuyacak.

Okur demografisi

Kadın% 0.0
Erkek% 0.0
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
Reklam

Alıntılar

Tümünü Gör
Topkapusarayı Müzesi · Hazine Dairesi, - yeşim rahle
Yeşim taşı, eski Türklerde kutlu sayılırdı. Efsanelere göre: bir gece gökten bir nur sütunu bir kayın ağacı ile bir fıstık çamı üzerine inerek orada yeşimden bir kaya vücuda getirmiş. Eski Türkler kutlu dağ diyerek bunun etrafında tavaf ederlermiş. (Ziya Gökalp: İslamdan evvel Türk medeniyeti tarihi) . Türk - İslam sanatı devrinde de yeşimden bir rahle yapılmış olması çok ilgi çekicidir. Sayın Emel Esin; Ahmet Yesevi'nin divanındaki (Henüz hayatta iken, yer altına kadem bastığı) felsefesinden ilham alarak, bu zatın sandukası rengini: (kışın ölüp baharda tekrar haşrolan açık yeşil ve ferah bir ağaç)a benzetmektedirler. Adı geçen Kur'an rahlesi ile türbedeki eserleri meydana getiren sanatkarlar Ye­şim (Jade) kullanmak suretiyle (Rahmet - Mağfiret) ve (Tekrar diriliş) düşüncelerini de tazelemek istemiş olsalar gerektir.
Sayfa 37 - Milli Eğitim Basımevi, 1968·Kitabı okudu
Sanat
Bilhassa Kur'anı -saygı nişanesi olarak- zeminden yüksekçe bir yerde tutmak, rahatça okumak ve bir yerden diğer bir yere kolayca nakletmek amacı ile vücuda getirilen (Rahle)lerin imalinde sanatkarlar öyle duygu ve düşüncelerle büyülenmişlerdi ki rahlenin adi bir marangozluk işi değil, adeta (Sultan Kur'an)a bir (Taht-ı revan) olmasını diliyorlardı. Çünkü or­ada (ilahi bir kitap) bahis konusu idi. Bundan ötürü kendilerini tamamıyla sanatlarına vermişler, her biri diğerinden daha güzel iş yaratmaya çalışmış, bu suretle de çok güzel eserler meydana gelmiştir.
Milli Eğitim Basımevi, 1968·Kitabı okudu
Sanat
Reklam