Charles Ramond

Spinoza Sözlüğü yazarı
Yazar
10.0/10
2 Kişi
20
Okunma
0
Beğeni
966
Görüntülenme

Hakkında

Ünvan:
Fransız Felsefe Profesörü, Yazar

Okurlar

20 okur okudu.
15 okur okuyacak.

Okur demografisi

Kadın% 0.0
Erkek% 0.0
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
Reklam

Alıntılar

Tümünü Gör
Bilgi (Cinsleri) (Genera Cognitionis) Spinozacı “bilgi cinsleri” teorisinin ünü insanı şaşırtabilir. Doğrusu istenirse, çeşitli bilme biçimlerini birbirinden ayırma fikri, aslında “kanı”, “hayal gücü”, “hafıza”, “akıl” ve “görgü” ayrımı kadar, yani felsefenin kendisi kadar eskidir. Ayrıca, Spinoza’nın kendi öğretisini “bilgi cinsleri” üzerinden formüle etmesi hayli geç (Etika’da) olmuştur. “Bilgi cinsleri” artık ayrı ve farklı “yetiler” değil, tek ve aynı etkinliğin parçaları, ya da daha doğrusu dereceleridir. “Ruhun yetileri”nden ziyade “bilgi cinsleri”nden bahsetmek, demek ki selamet yolunun hazırlanması ve birleştirilmesidir. Çok genel olarak değerlendirildiğinde, “bilgi cinsleri” teorisi, Spinoza’nın başka çalışmalarında her zaman bu ismi taşımamış olsa da sabit ve değişken vasıflar gösterir. Öğretinin sabitliğini, bilginin cinsleri arasındaki farkları ortaya çıkarmak için bir incelemeden diğerine ele alınan dördüncü orantılının (proportionnel) araştırılması örneğine tekrar tekrar yapılan başvuruda fsrk etmek mümkündür. Bu araştırmada, anşamadan öğrenilmiş bir reçeteyi tekrarlayarak ilerlemek, her zaman birinci cins bir bilginin altında durur; aritmetiğin kurallarına göre işlem yaparak ve uygulanan kuralın evrensel niteliğini gösterebilir hâlde ilerlemek, her zaman ikinci bir cinsin alanına girer; son olarak çözümü, bizzat orantılılığın açık, doğrudan ve dolaysız bir görüsünde bulmak (yani ilerlemeden ilerlemek), her zaman üçüncü cins bir bilgiye bağlıdır. Daha kesin olarak söylersek, birinci cins bilgi her zaman, Spinoza’nın sırasıyla “söylenti yoluyla bilgi” (door hooren zeggen-Kısa İnceleme II 1; ex auditu-AYIİ 11), ya da “bulanık deneyim” yoluyla (experientia vaga-AYIİ 12; E II 40 haş. 2), ya da işâretler yoluyla bilgi (ex signis-E ibid.) ya da dahası “inanç”
Spinoza
Arzu (Cupiditas) Spinoza’nın felsefesi, haklı nedenlerle, “mutlak bir akılcılık” olarak değerlendirilir. Dolayısıyla onda arzunun “insanın bizzat özü” olarak tanımlanmasına (III. tan. duy. I) şaşırmamak elde değildir. Bu, Spinoza’nın “arzu” ile kastettiği şeyin, genellikle bu terimle kastedilenden daha farklı bir şey olmasından kaynaklanır. Arzu, tüm tekil şeylerin genel davranış yasasından farkı üzerinden değil, ona olan yakınlığı üzerinden tanımlanır. “Her şey, varlığında süregitmek için elindwn gelen tüm çanayı gösterir.” (III 6); bu “çaba” onun “özü”dür (III 7); ve bunu insan ile ilişkilendirdiğimizde, “irade” (yalnızca ruh ile ilişkilendirildiğinde), “iştah” (hem ruh hem beden ile ilişkilendirildiğinde), ya da “arzu” (kendinin bilincine sahip iştah) adlarını alabilir. “Varlığında süre gitme çabası”nın diğer adı olan “arzu” dolayısıyla, her şeyin özü olması itibarıyla “insanın bizzat özü”dür: Dolayısıyla fiziğin, ontolojinin ya da politikanın alanına girdiği kadar (TPİ öns.: herkesin doğal hakkı arzusunun uzandığı yere kadar uzanır) psikolojinin ya da fizyolojinin de alanına girer. Has olarak insani arzu bir an için, kendisinde “bilincin” mevcut olması dolayısıyla ayırt edileniliyoemuş gibi görünür (III 9 haş.); fakat Spinoza bu tür bir farklılaştırma ölçütünü açıkça reddeder (III tan. duy. 1 açk.): Aksine bu terimin, “insan doğasının, iştah (appetitus), irade (voluntas), arzu ya da itki (impetus) adları altında belirttiğimiz tüm çabalarını (conatus)” (ibid). kapsadığını kasteder ve libido terimini “duyusal iştah” ya da “şehvet düşkünlüğü”ni belirtmek için kenara ayırır (III lah 48, V 42, vs). Bu bakış açısından “arzu” evrensel ve her zaman için benzerdir ve insanın “bir imparatorluğun içinde başka bir imparatorluk” (III öns.) olmaması bir yana, o, daha çok
Spinoza
Reklam
Reklam