Christof Kessler

Christof Kessler

Yazar
7.5/10
44 Kişi
·
116
Okunma
·
4
Beğeni
·
694
Gösterim
Adı:
Christof Kessler
Unvan:
Alman Nörolog
Doğum:
Katowice, 4 Mayıs 1950
İnme hakkında yaptığı araştırmalar sonucunda 1 Ocak 1994 itibaren o nöroloji ve Nöroloji Bölümü direktörü profesörü olmuştur .
"Normalde yanlış teşhis koyan her doktor sinirlenir, ama bu duruma gerçekten çok sevindim. Bu hastanın Alzheimer tipi bunaması yokmuş, ağır depresyon sonucu sahte bunamanın oyununa gelmişiz."
Yıllar geçtikçe tutkuları hiç farkına varmadan, insanın odun eklemeyi lüzumlu görmediği için şöminede yanıp biten ateş misali uçup gitmişti.
Histeri hastalık tablosunun uzun bir mazisi var. Nörolog Charcot 19. yüzyılda histeri nöbetleri yaşayan kadınları incelemiş ve karakteristik özelliklerini tanımlamıştı. Bu hastalığa dair ilk tutarlı kavramı psikanaliz kurucusu Sigmund Freud'a borçluyuz, ki bu da psikanalizin miladı sayılır. Freud, hastalarda pişik rahatsızlıkları bedensel bir hastalığa dönüştüğünün altını çizmek için" dönüşüm nevrozu " tanımını kullanmıştır.
"Parkinson hastalığında," substantia nigra", yani gri cevher adı verilen dar bir bölgedeki sinir hücreleri harap olur. Bunun sebebi halen bilinmemektedir. Gri cevherin sinir hücreleri dopamin üretme özelliğine sahiptir. Dopamin beyinde sinyal iletiminde rol oynayan bir kimyasaldır ve ayrıca hareketlerimizin kontrolünde de büyük etkisi vardır. Dopamin eksikliği olan hastalarda hareketlerde kısıtlanma, yavaş ve küçük adımlarla yürüme, kambur duruş ve yüzde ifadesizlik görülür. Bu durum genelde Parkinson hastalığı olarak tanımlanır. Fakat dopamin eksikliği sadece hareketlere etki etmez, ruhsal durumu da etkiler. Dopamin beyni pozitif uyarır; mutluluk ve huzur hisleri beynimizin dopamin salgılamasıyla yakın bağlantılıdır. Bu maddenin eksikliği, Parkinson hastalarındaki gibi isteksizlik, depresyon ve motivasyon eksikliğine sebep olabilir. "
Baltık Denizi kıyısındaki küçük bir şehirdeki otelin oda hizmetçisi temizlemek için yedi numaralı odanın kapısını açtığında Sebastian Kamps'ı yatağın üzerinde baygın halde buldu. Sebastian Kamps'ın dışarıdan kapı koluna astığı "Lütfen Rahatsız Etmeyin" kartını otelden ayrılan konuklardan biri odanın önünden geçerken anı olarak cebine atmıştı. Bu durum Sebastian'ın hayatını kurtarmıştı anlaşılan.
Doktorsun,hastaların hakkında bilgileri saklamakla mükellefsin. Söyle bana artık, ne kadar ömrüm kaldı?
"Hubertus,artık yavaştan sinir etmeye başladın. Ben doktorum, Tanrı değil."
Bağımlı olunan madde İçin doymak bilmeyen bir açgözlülük vardı; terminolojide Bunlar "craving" adı veriliyor. Bu terim "şiddetli istek, özlem" olarak çevrilebilir. Bu şiddetli istek alkol ya da ilaç bağımlılığında ortaya çıkıyor. Son yıllarda bağımlılıkların oluşumu hakkında birçok araştırma yapıldı. Beynin "ödüllendirme sistemi" bu bağlamda önemli bir rol oynuyor.
182 syf.
·4 günde·8/10
Psikolojiyle ilgilenenler özellikle klinik ve nöropsikoloji alanıyla ilgilenenlerin daha çok beğeneceğini düşünüyorum.Çünkü tanıyı anlatan teknik cümleler de kullanılmış kitapta.
Kitabın konusuna gelecek olursak,bir nörolog kendi hastalarından yola çıkarak beyin rahatsızlıklarının insanın kişiliğini nasıl değiştirebileceğini kısa hikayelerle okuyucuyla buluşturuyor.
Devamı blog'ta.
http://kitabiminbirsayfasi.blogspot.com.tr/...er-yuzu-olmayan.html
182 syf.
·6 günde·8/10
kısa kısa 12 ayrı hikayeden oluşan, keyifli bir kitap.. dinlendirici bir etkisi var.. nöroloji ve psikoloji alanlarıyla ilgilenenler için tavsiye edebilirim..
182 syf.
·Beğendi·8/10
Yüzü olmayan Adam uzun zamandır okuduğum en akıcı kitaplardan biri oldu. Şöyle bir bakayım nasılmış derken bir de baktım ki bitmiş bile.
Kitapta oniki ayrı nörolojik hastalık hikayesi var. Her birini okurken, hastalığa; hasta, hasta yakını ve doktor açısından tanıklık ediyor, konulan tanılar ile tedavi süreçlerini takip edebiliyoruz.
Bir nörolog tarafından yazılmış olmasına rağmen yazım dili herkesin anlayacağı kadar tıbbi terimlerden arındırılmış bir şekilde kullanılmış.
Insan beyninin sınırsızlığı ve aklın, pamuk ipliğindeki dansı üzerine ilginç vakaları okurken ben pek çok bigi edindim. Okurken öğrendiğim kitaplar en sevdiğim kitaplar olduğu için, benim açımdan güzel bir okuma serüveni oldu.
Konu ilgisi dahilinde olanlara öneririm. Yalnız hastalık hastasıysanız okumayın derim, durduk yere kendinize teşhisler falan koymaya kalkıp hayatınızı zehir etmeyin sonra.
182 syf.
·8/10
Doktorun meslek hayatı boyunca başından geçen ilginç hastaların hayatlarını isimlerini degistirerek anlattığı psikolojik ve noropsikolojik vakaların olduğu bi eser. Şunu söyliyim çok ilginç olaylar var kitapta. Ben okudum faydasını gördüm. Cevrenizdeki hasta ruhlular daha kolay teşhis edebilirsiniz.

İlla psikolojiye ilgi duymanız gerek yok roman tarzinda yazılmış. İnsana bilim kurgu gibi geliyor ancak araştırınca bütün olaylar gerçek.
182 syf.
·1 günde·6/10
Okunabilir. Edebiyata hevesli bir nörolog yazmış. Klasik bestseller, çıtır çerez yaz kitabı. Yalnız biraz tıbbi terimler var, doktor olmayanlara tavsiye etmem.
182 syf.
·12 günde·Beğendi·7/10
Konusu ve ilerleyişi itibariyle "Bir Psikiyatristin Gizli Defteri" ne oldukça benziyor. Bu defa nörolog Dr. Christopher Kessler meslek hayatında başından geçen olayları detaylı bir şekilde anlatmış. Tek fark biraz daha bilimsel daha teknik tabirler kullanarak bunu yapması. http://www.bumesele.com/...-christofer-kessler/

Yazarın biyografisi

Adı:
Christof Kessler
Unvan:
Alman Nörolog
Doğum:
Katowice, 4 Mayıs 1950
İnme hakkında yaptığı araştırmalar sonucunda 1 Ocak 1994 itibaren o nöroloji ve Nöroloji Bölümü direktörü profesörü olmuştur .

Yazar istatistikleri

  • 4 okur beğendi.
  • 116 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 71 okur okuyacak.