David Riesman

Yalnız Kalabalık yazarı
Yazar
8.8/10
6 Kişi
26
Okunma
5
Beğeni
2.241
Görüntülenme

Hakkında

Harvard'da hukuk öğrenimi gördü. 1937-1941 yıllarında Buffalo Üniversitesi'nde hukuk profesörlüğü yaptı. 1947'de Chicago Üniversitesi'ne sosyoloji profesörü olarak atandı. 1958'den sonra aynı görevi Harvard Üniversitesi'nde sürdürdü. Chicago Üniversitesi'nde çalışmaya başladıktan sonraki araştırmaları kitle iletişimi konusunda yoğunlaştı. Çeşitli sosyoloji okullarının görüşlerini karşılaştırarak insan toplumunun gelişmesini inceledi. Bu çalışmaları sonucunda, insan kişiliğinin üç tarihî aşama geçirdiğini belirledi. Riesman'ın görüşüne göre insanlar Rönesans'a kadar geleneklerle yönetildiler. Rönesans'tan 20. yüzyılın başlarına kadar olan dönemdeyse aile çevresinin belirlediği ve yönettiği insan tipi yaygınlık kazandı (içten yönetim). 20. yüzyılda ortaya çıkan siyasî ve endüstriyel devrimlerse yaşam biçimini baştan başa değiştirdi. Tüketim toplumlarının insanları artık moda, propaganda vb. tarafından yönetilmektedir (dıştan yönetim). Riesman bu son tipin günümüzün modern, sanayileşmiş, kentleşmiş Amerikası'nda en geçerli kişilik tipini oluşturduğunu söyler.
Ünvan:
Amerikalı Sosyolog, Eğitimci, Yazar
Doğum:
Philadelphia, Pensilvanya, ABD, 22 Eylül 1909
Ölüm:
Binghamton, New York, ABD, 10 Mayıs 2002

Okurlar

5 okur beğendi.
26 okur okudu.
5 okur okuyor.
135 okur okuyacak.
1 okur yarım bıraktı.

Okur demografisi

Kadın% 39.3
Erkek% 60.7
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
Reklam

Alıntılar

Tümünü Gör
Eğer bir çocuk, etrafındaki insanlardan ziyade ki­tap, dergi ve gazetelerden etkileniyorsa bu, çocuğun insanların yoğun baskısı yüzünden kitaplara sığınma ihtiyacı duymasından kaynaklanabilir. Bunun yanında çeşitli kültürler, çocuğa insan­lar ve imgeler arasından ayırt edilmeyi öğretirken, vurguladıkları algılama yollarında farklılık gösterirler. Ancak şu bir gerçektir ki, masalcılar sosyalleşme sürecinin olmazsa olmaz araçlarıdır: Çocuğa dünyayı resmederek onun belleğine ve hayal dünyasına şekil verip sınır koyarlar.
Sayfa 113·Kitabı okudu
Robert K. Merton ve başkaları tarafından vurgulanan, “kendi kendini doğrulayan kehanet”in anlamı budur. Toplumumuzdan ümidi, ölçülü ve açıkça ifade edilecek şekilde kesmemiz bizi felakete karşı uyarır ve uykudan uyandırır; ölçüsüz bir ümitsizlik ise bazılarının siyasal ve kültürel eylemden uzaklaşmasına yol açarken, diğerleri yıkıcı eylemler içerisinde kendilerini haklı bulur ve şiddet içermeyen mevcut değişim potansiyellerini kavrayamayabilir.
Reklam
Reklam