Hayatta kimseyi değiştiremezsin ve kimse için değişmemelisin. Ne sen başkası için mecburi istikametsin; ne de başkası senin için. Yorma kendini; bırak hayatına eşlik etmek isteyenler seninle gelsin.
Charles Bukowski
Her biri kopuk kopuk. Her biri paramparça. Her biri kendi yalnızlığında. Her biri kendi karanlığında.
Her biri kendi unutuluşunda.
Ama gene de yaşıyorlar.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Reform ve matbaanın yaygınlaşması, bu farklı kültürün su yüzüne çıkması için gerekliydi. Çünkü, reform sayesinde, basit bir değirmenci konuşmaya, Kilise ve dünya hakkındaki kendi fikirlerini dile getirmeye cesaret edebilmişti. Matbaa sayesinde de içinde mayalanan müphem, meramını anlatamayan dünya imgelemini ifade edebilecek sözcüklere ulaşabilmişti. Kitaplardan çıkan cümle ve cümle kırpıntılarında fikirlerini formüle edebilecek ve yıllar boyu önce hemşerilerine, sonra da bilgi ve yetkeyle donanmış yargıçlara karşı savunabilecek araçları bulmuştu.
ENGİZİSYONCU: Dünyanın yaradılışında Tanrı'nın vekilieri olduğunu düşündüğün şu melekler, doğrudan doğruya Tanrı tarafından mı yaratıldılar, yoksa başka biri tarafından mı?
MENOCCHIO: Doğa tarafından dünyanın en mükemmel özünden üretildiler, tıpkı kurtların bir peynirden üremesi gibi; ortaya çıktıklarında da, Tanrı onları kutsadı ve onlara irade, akıl ve bellek verdi.
ENGİZİSYONCU: Tanrı her şeyi, meleklerin yardımı olmadan yapabilmiş olabilir mi?
MENOCCHIO: Evet, tıpkı bir evi yapan kişinin işçiler ve yardımcılar tutması gibi, ama evi onun yaptığını söyleriz. Aynı şekilde, dünyayı yaratırken Tanrı melekleri kullandı, ama Tanrı'nın yarattığını söyleriz. Ayrıca bir evi yapan marangoz ustası, istese tek başına da yapabilir, ama daha uzun zaman alır, Tanrı da dünyayı tek başına yapabilirdi, ama daha uzun sürerdi.
ENGİZİSYONCU: Bu tannsal akıl başlangıçta her şeyi birbirinden ayırt ederek bilebiliyor muydu?
MENOCCHIO,: Yaratılacak olan her şeyi biliyordu; insanları, sonra bunlardan başkalarının doğacağını biliyordu; ama doğacak olan herkesi bilmiyordu, tıpkı sürüleri güdenler gibi, onlardan başkalarının doğacağını bilirler, ama tam olarak kimlerin doğacağını bilemezler. Yani, Tanrı her şeyi gördü, ama olacak olan her özel şeyi ayrı ayrı görmedi.
ENGİZİSYONCU: Bu tanrısal akıl başlangıçtan beri her şey hakkında bilgiye sahipti; peki bu bilgiyi kimden aldı, kendi özünden mi, başka bir yoldan mı kazandı?
MENOCCHIO: Akıl bilgiyi, her şeyin birbirine karışmış olduğu kaostan aldı: sonra da kaos akla düzen ve anlayış verdi, tıpkı bizim toprağı, suyu, havayı ve ateşi bilmemiz ve birbirinden ayırt edebilmemiz gibi.