Dean Burnett

Dean Burnett

Yazar
7.8/10
63 Kişi
·
165
Okunma
·
9
Beğeni
·
367
Gösterim
Adı:
Dean Burnett
Unvan:
Nörobilimci
Dr. Dean Burnett, Cardiff Ünicersitesi Psikolojik Tıp ve Klinik Sinirbilim Enstitüsü'nde danışman ve öğretim üyesi olarak çalışıyor. Amatörce stand-up gösterileri yapmanın yanı sıra Guardian'ın popüler bilim blogu "Brain Flapping"de yazıyor.
Sonuçta sık sık öfkenin sürdüğünü, hatta arttığını görürüz. Bu durum özellikle herhangi bir tepki gösteremediğimiz küçük rahatsızlıklar için geçerlidir. Öfke beyninizde can sıkıcı durumun konusunda bir şey yapma isteği doğurur ama ya söz konusu olan size para üstünü vermeyen otomatik makineyse? Otoyolda dikkatsızce önünüzü kesen birisiyse? Ya da mesaiye kalmanız gerektiğini 16:56'da söyleyen patronunuzsa? Tüm bunlar öfke yaratır ama karşılığında yapacak bir şey yoktur, vandalca davranmak, arabayla çarpışmak ya da işten kovulmak istemediğiniz sürece. Ve tüm bunlar aynı gün de olabilir. Böylece şimdi beyninizin üstünde duracağı çok sayıda öfkelendinci şey olmuştur ve bunlarla baş etmek için kolay bir seçenek de görünmüyordur. Davranışsal tepki sisteminızin sol tarafı sizi bir şeyler yapmaya zorluyordur ama ne yapılabilir?

Sonra bir garson latte yerine size sade kahve getirir ve burada sınırlarınıza ulaşırsınız. Zavallı servis elemanı öfkeli bir tiradın hedefi olur. Bu "yer değiştirme”dir. Beyin tüm öfkeyi çıkış olanağı bulmadan biriktirmiştir ve sadece bilişsel baskıdan kurtulmak için onu karşılaştığı ilk olası hedefe transfer eder. İstemeden öfke kapılarını açan insan için durum pek de hoş değildir.
Ünlü bir alıntı şöyledir: "İnsan beyni onu anlayacağımız kadar basit olsaydı, biz onu anlayamayacak kadar basit olurduk."
Kişinin bilgi ve zekası arttıkça kendi görüşlerine güveni azalır. İnsanların da kendisine daha az güvenen insanlara güveni düşüktür. Dolayısıyla kişinin zekası arttıkça ona duyulan güven azalır.
Eğer öfkeliysenız ve bunu göstermek istemiyorsanız, beynin çok yönlülüğü sayesinde kaba şiddet göstermeden de saldırgan olabilirsiniz. "Pasif agresif' olabilirsiniz, yani başka bir insanın hayatını gerçekten de karşı koyamayacağı davranışlarla sefil hale getirebilirsinız; onunla daha az konuşarak ya da normalde gayet dostça davrandığınız halde nötr konuşarak, sosyal etkinliklere tüm ortak arkadaşlarınızı davet ederken onu etmeyerek. Bu davranışların hiçbiri kesin anlamda düşmanca değildir ama sonuç olarak belirsizliğe neden olur. Karşı taraf sarsılır ya da rahatsız olur ama öfkeli olduğunu açık açık söyleyemez, ancak insan beyni belirsizliği ya da anlam karmaşasını sevmez, bunları sıkıntı verici bulur. Bu yüzden diğer kişi şiddet olmadan ya da sosyal normlar ihlal edilmeden cezalandırılır.
Ancak insanlar karmaşıktır ve bunun bir sonucu da belli bir dereceye kadar diğer insanların görüşlerine ve geribildirimlerıne inanmalarıdır. Sosyal yönden kendini koruma teorisi, insanların sosyal konumlarını korumak (onayına değer verdikleri insanlar tarafından beğenilmeye devam etmek) için kökleri derinde bir motivasyona sahip olduğunu belirtir. Bu da sosyal değerlendirme tehdidine yol açar. Duruma özgü olmak kaydıyla, bir kişinin algılanan sosyal konumunu ya da imgesini tehdit eden her şey beğenilme hedefiyle çelişir, bu nedenle HPA eksenini aktive ederek sisteme kortizol salar.
1973'te Lepper, Greene ve Nisbet fazladan gerekçelendirme etkisine işaret etti.17 Çocuk gruplarına oynamaları için renkli sanat malzemeleri verilmişti. Çocuklardan bazılarına malzemeleri kullanırlarsa ödüllendirilecekleri söylendi, diğerleri kendi hallerine bırakıldı. Bir hafta sonra ödüllendirilmeyen çocuklar sanat malzemelerini yeniden kullanmaya çok daha istekliydi. Yaratıcı faaliyetin zevkli ve tatmin edici olduğuna kendi kendilerine karar verenler, ödül alanlardan daha fazla motivasyon hissediyordu.

Öyle görünüyor ki olumlu sonucun bizim eylemlerimizle ilişkilendırilmesi, başka dış faktörlerin olumlu sonucu doğurmasından daha çok anlam taşıyor. Çünkü bu dış faktörler gelecek sefer bizi ödüllendirmeyeceklerini söyleyebilir. Böylece motivasyonumuz azalmış olur.
Övgü almak gibi hoş şeyler de oksitosin salınımı aracılığıyla nörolojik reaksiyon üretir, bu da daha az etkili ve daha geçıci zevk almamıza neden olur. Oksitosin kanda beş dakika içinde yok olur, buna zıt olarak kortizol bir saatten fazla, hatta iki saat kalabilir, böylece etkileri daha kalıcıdır. Zevk sinyallerinin geçici niteliği doğanın biraz merhametsiz bir hamlesi olarak görülebilir ama bir şeyler bize uzun süre boyunca yoğun zevk yaşattığında, bu durum daha sonra göreceğimiz üzere, epey uyuşturucu olabilir.
Öfke araştırmalarında, "Deneklere, öfke seviyelerini arttırmak üzere tasarlanmış uyaranlar sunuldu" gibi şeyler yazılır. Yani çoğu zaman gönülülere sadece hakaret ediyorlardır. Bunu neden çok net şeklide açıklamak istemedikleri anlaşılır bir şey; psikoloji deneyleri gönüllülüğe dayanır ve eğer renkli metaforlar marifetiyle annelerinin ne kadar şişman olduğu söylenirken tarayıcıya bağlanacaklarını bilseler, gönüllü olma ihtimalleri azalır.
288 syf.
·7/10
İncelemeleri biriktirip biriktirip atmam da ne bileyim :d
Bir arkadaşımın tavsiyesiyle okudum ve çok çok iyi geldi, bu tarz bir kitap okumayı gerçekten özlemişim. Kitap, isminden de anlaşılacağı üzere bir sinirbilimcinin beyin üzerine anlattıklarından oluşuyor. Yazar kısmi olarak stand-up ile de ilgilendiği için kitabında izlerine rastlayabiliyoruz. Kabul etmeliyim ki pek komik değillerdi ama kitaba ayrı bir hava katmış, hoşuma gitmedi değil. İçerik olarak genel anlamda hepimizin fark ettiği ama sebeplerini bilmediği durumlar vardı diyebilirim. O yüzden çoğunluğun ilgisini çekebileceğini düşünüyorum. Şu da var ki daha önce sinirbilim ya da beyin üzerine okumalar yapmışsanız sizi yeteri kadar tatmin etmeyebilir ne yazık ki. Fakat başlangıç için aradığınız kitap bu olabilir. :)
Işıkla kalın! ;)
288 syf.
·4 günde·Beğendi·Puan vermedi
Henüz yeni başladım diyebilirim ama şimdiden yerini ayrı tuttuğum bir kitap. Üstelik kendi türünde nadir sürükleyici olanlardan. Bilgi edinmek , merak gidermek ancak bu kadar eğlenceli olabilirdi. Yazarın espirili dili, çevirmenin başarısı derken okuyucuyu kendine hapsediyor.
Ayrıca beyninize söz geçirmek konusunda çok şeyler öğrenebilirsiniz.
288 syf.
·Beğendi·8/10
Çok keyifli ve eğlenceli bir kitap. Yazar yer yer kendiyle bile dalga geçmiş. Beynimizi bütün görkemiyle anlatırken bir yandan da onun kusurlarını bir çok deneyle anlatıyor. Beyni merak eden herkesi eğlenceli bir yolculuğa çağırıyor demek daha doğru. İşte beyin bu Etkileyici değil mi ama biraz da olayları yanlış anlayıp komik duruma düşüyor diyerek yüzümüzde tebessüm oluşturuyor. İyi okumalar. Var olun
288 syf.
·178 günde·Beğendi·9/10
"Dr. Dean Burnett, Cardiff Üniversitesi Psikolojik Tıp ve Kli­nik Sinirbilim Enstitüsü’nde danışman ve öğretim üyesi olarak çalışıyor. Amatörce stand-up gösterileri yapmanın yanı sıra Guardian ’ın popüler bilim blogu “Brain Flapping”i yazıyor."
bilgisi ile başlayan kitap oldukça alışılmadık ve ilgi çekici konulara dikkat çekiyor.
Beyin dediğimiz organın evrendeki bildiğimiz en gelişmiş organ olduğunu ama bazan kendisinden hiç beklenmeyecek basitlikte işler yaptığını oldukça etkileyici bir dille anlatıyor yazar.
Psikolojik Tıp ve Kli­nik Sinirbilim gibi alanlar her gün değişime açık tıp alanları, dolayısı ile verilen bilgilerin kesin olmadığı, ancak günümüzde en çok kabul gören bilgilerin bunlar olduğu, gelecekte bu bilgilerin bazılarının olumsuzlanıp literatürden silineceği, bazılarınınsa daha da kuvvetle kabul edilebileceği de bilinmeli.
Zaman zaman tıbbi terminolojiyi kullanan yazar bunu bu dünyadan olmayan okuyucuyu sıkmadan yapıyor.
Kendi vücudunuzu, beyninizi, sizi zaman zaman şaşırtan eylemlerinizi anlamak istiyorsanız okumanızı tavsiye ederim.
288 syf.
·8/10
Başlarda beyin ve psikoloji hakkında bildiğim şeylerden bahsediyordu, kitapta ilerledikçe daha keyifli okumaya başladım. Zihni ve davranış psikolojisini merak edenlere sunulmuş şahane bir kitap okumanızı tavsiye ederim.
288 syf.
·6/10
Konu çok ilginç ama yazım tarzını sevemedim. Anlatm dolambaçlı ve az bilgi içeriyor. Tercümeden kaynaklanıyor belki de, orijinalini de okumak lazım.
288 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Bir doktorun beyin ile ilgili pek de bilmediğimiz yönleri çok başarılı bir şekilde ele alınmış.
Stres, kortizol hormonu, depresyon, bazı anıların neden canlı kaldığı, madde bağımlılığı vs gibi konular çok farklı bir şekilde anlatılmış.
Beynin işleyişi ve pek bilmediğimiz yönleri , zaman zaman esprili ve akıcı bir şekilde anlatılmış.
288 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Beyninizin nasıl işlediğine inanamıcaksınız eğer bu konularda merakınız varsa okumanızı tavsiye ederim ancak bu ve bunu gibi kitapları hadi bir bakayım nasılmış diye okuyamazsınız meraklı olmalısınız.okurken bazen okadarda olurmu diyeceğiniz bilgiler var dediğim gibi okuyun pişman olmazsınız.
288 syf.
·3 günde·5/10
Beyin hem aptal hem de henüz sırlarının tamamı çözülememiş bir organ. Öyle ki kendisinin nasıl çalıştığını yine kendisi çözüyor. Burnett'in kitabı beyinle ilgili diğer kitaplara oldukça benziyor. Beyin üzerine okumalar yapmışsanız pek çok örneğin ya da yaklaşımın tekrarını bu kitapta da bulacaksınız. Bununla birlikte, yazardan kaynaklanan bir fark da var. Yazarımız amatör olarak stand-up'la ilgileniyor ve bunun işaretlerini kitabın içine serpiştirilmiş esprilerle görüyoruz. Espriler çok fazla ya da çok komik değiller ama bir farklılık yaratıyor. Kitapta; zihin kontrolü, hafıza, korku, zeka, geleceği öngörmek, kişilik testleri, grup davranışı ve beyinden kaynaklanan hastalıklarla ilgili bölümler var. Kitabın 214. sayfasında bahsedilen Asch Deneyi de yanlış aktarılmış. Asch, deneyinde deneklerine en uzun çubuğu değil, gösterilen farklı uzunluktaki üç çubuktan hangisinin aynı anda gösterilen diğer çubukla eşit olduğunu soruyordu. Beyin konusunda bilgi sahibiyseniz bu kitaptan tatmin olmayabilirsiniz. Başlangıç için iyi bir seçenek olabilir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Dean Burnett
Unvan:
Nörobilimci
Dr. Dean Burnett, Cardiff Ünicersitesi Psikolojik Tıp ve Klinik Sinirbilim Enstitüsü'nde danışman ve öğretim üyesi olarak çalışıyor. Amatörce stand-up gösterileri yapmanın yanı sıra Guardian'ın popüler bilim blogu "Brain Flapping"de yazıyor.

Yazar istatistikleri

  • 9 okur beğendi.
  • 165 okur okudu.
  • 23 okur okuyor.
  • 193 okur okuyacak.
  • 19 okur yarım bıraktı.