Erbil, doğayı konu alan resimlerinde herhangi bir şeyi yorumlama yerine resmin böyle bir amaçla kullanılabileceğini gösteriyor bizlere. Serbest çizgi ile leke oluşumlarının sistematik biçimde bir araya getirildiği ‘Devrim Erbil Resmi’nde; özellikle ağaçlar, kuşlar, deniz ve dalga gibi doğa kaynaklı imgelerden türeyen ritmik yansımaları içeren bir yapılanma yüzeylerinde karşılık bulur. Erbil’in resminde kararlı bir seçime dayalı duran ve ısrarlı bir biçimde tekrar edilen bu figüratif yığılma, soyut ile somut dil önerileri arasında gezinen uzlaşımlı unsurları içerir. Sanatçı, oluşturmuş olduğu bu özgün figüratif yapıyı sürekli bir biçimde deneyimlediği resminde değişim arayışlarını koruyarak güncellemeye çalıştığını da sergiler. Giderek hedefe oturtulan soyutlama eğilimli bir yapısal kavrayışa rağmen, uzamı paylaşan figürsü yapıntıların temsille ilişkili bir yükümlülüklerine de ihtiyaç duyar. Daha çok topoğrafik bağlamda, kentsel yapının soyutlama eğilimli izdüşümü olarak resme giren figürasyon, 1980’li yıllardan itibaren uyumlu bir bütünün inşasını sağlayan dalga ve kuş metaforlarına dönüşür. Ancak her durumda sözü edilmesi gereken şey; Erbil’in figüratif duyarlığının, hiçbir zaman ayrıntıcı ve gerçekçi bir şekilde ortaya çıkmadığıdır. Hatta bu resim anlayışının, imgesel çağrışımlara sahip soyut düzen fikrinden hareketle doğrudan biçimlendiği bile ileri sürülebilir.
Sayfa 16 - Erkan Doğanay, Küratör