Benim içimde de, daima var olacağını zannettiğim birçok şey yok oldu, onların yerini alan yenileri ise, o sırada tahmin edemeyeceğim yeni üzüntülere ve yeni mutluluklara yol açtılar; buna karşılık, eski üzüntülerimi ve mutluluklarımı da şimdi anlamakta güçlük çekiyorum.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sevgilim, dayı kızım, Memedimin anası,
dedelerimizden biri, 1848 Polanya muhaciri
Belki o Varşovalı güzel kadına, senin
ikizmişsiniz gibi benzeyişin bundandır
belki hen bu yüzden böyle sarı bıyıklı
böyle uzun boyluyum,
oğlumuzun gözleri böyle kuzey mavisi.
Belki de bu yüzden bu ova bana
bizim ovaları hatırlatıyor,
yahut ta bu yüzden bu leh türküsü
içimde, derinde, yarı aydınlık
uyuyan bir suyu kımıldatıyor.
Marat'ın Türkiye Komünist Partisi'nin Moskova'daki tek temsilcisi olduğunu söylemişlerdi. Oraya ne zaman, nasıl gittiğinden söz edilmiyordu. Zaten ben bunu merak da etmedim. Madem partinin temsilcisiydi, elbette parti resmen göndermişti. Sabiha hanım ve Zekeriya bey, onlar bildiğine göre kuşkusuz Yıldız da, Marat'ın İsmail Bilen, namı diğer Laz İsmail olduğunu herhalde biliyorlardı. Necil bunu bilmiyordu sanırım, belki şüpheleniyordu. Ben kesin bilmiyordum. Hoş bilsem de benim için hiç bir şey ifade etmiyordu İ. Bilen ya da Laz İsmail isimleri. Laz İsmail adını, yalnızca Nazım Hikmet'in, "İşte böyle Laz İsmail" dizeleriyle duymuştum ve kim olduğundan da haberim yoktu. ilerde Marat'ın diğer isimlerini öğrendiğim vakit dilim Marat'a alıştığı için Marat demekten vazgeçemedim.
Liderliğe soyunan kimi komünistterin düştükleri en korkunç hatalardan birinin, kendilerinin bir nevi peygamber olduklarına, onların dışında kimsenin bu işi yürütemeyeceğine yürekten inanmaları olduğunu, bunca yılın deneyiminden sonra çıkarttım. Öylesine inanıyorlar ki buna, karşılarına çıkanları kırıp geçerken, hatta kimi zaman fiziksel olarak yok ederken, bunu, komünist hareketle kendilerini özdeşleştirdikleri için kendilerini izlemeyen, kendi fikirlerine karşı çıkan diğer herkesin düşman olduğuna, en azından yanlış hareketle davaya zararlı olduğuna inandıkları için yapıyorlar. Bel ki bu konuda benimle tartışacak olanlar çıkacaktır. Belki onların hakkı vardır, benim değil. Olabilir. Ben böyle düşünüyorum. Benim yaşadıklarım beni buna inandırdı.
Gençliğimde dinlemiştim, Türkiye'den ayrılan ve kırk yıl sonra Türkiye'ye gemiyle dönen bir Ermeni vatandaşın, İstanbul'un silueti görünür görünmez kalp sekıesinden düşüp öldüğünü.