Biz ki gençtik; şehir bizi kendine çekti. Şehirler tarihinde varolacaktık, nice benzerlerimiz gibi. Doğrusu şehirden korkmuyorduk.
Sevdalarımız içre büyüktük; büyük hayallerimiz vardı. Belki "pratiğimiz" noksandı... Fakat bu, giderilemeyecek bir eksiklik değildi. Şehre yabancı da sayılmazdık. Duruşumuz biraz ürkek olsa da bu tabiatımızdan kaynaklanıyordu.
Kalabalıklar içinde "ayakta kalmak" savaşı vardı; bunu farkettik önce. Ayakta kalma ve düşmeme; bu zordu. Ama hiç bir zorluk yıldıramazdı.
Önümüzde bir imtihan vardı ve birden fazla çeldirici. Hesaplanmadık bir komplo karşısında çok uyanık olunmalıydı. Tuzak bir sorunun girdabına düşmemeliydik.
Biz ki gençtik; şehir bizi kendine çekti. Doğrusu, ilk bakışta bir aşktı bu. Gökteki yıldızlar, çoktan şehrin bulvarına dökülmüştü. Şehre düşen kar tanesi olmamalıydık; ateşte dahi erimeyen bir mendil dolusu kar olmalıydık, bir dahaki kar vaktinece...
Dağda evliya olmak kolaydı, ya şehirde?
Cengizhan ORAKÇI
Sayfa 20 - Sivas Kültürel Ve Sosyal Yardımlaşma Derneği Yayın Organı·Kitabı okudu
Biz ki yenilenleriz; her yenilgi hazan kadar hazin tahkiyelere sığabilir ancak.
Şimdi daha iyi yenilmek üzere, bir daha seferler edelim; kendi içimizden başlayarak şehre doğru.
Cengizhan ORAKÇI