"Bu sabah" diye anlattı, "mutfağın karşısındaki odanın loşluğunda oturup on altı yaşındaki oğlumun kahvaltısını hazırlamasını seyrettim. Orada olduğumun farkında değildi. Tavaya
bir yumurta kırdı. Kabukları şöyle bir silkeledi. Kulaklıklarını düzeltip bir yumurta daha kırdı. Onu an be an izlemek benim için bir meditasyondu. Sıradan ve çok özeldi."
Eski Yunan Filozofları bile hoşnutluğun sıradan olanın takdirinden geldiğini görmüştü.Kendilerine özü şu olan soruyu soruyorlardı: Hayatımı çekilir ve iyi kılan o basit şeyleri yapmasam yaşam nasıl olurdu? Sıradan olanı kaybetmeyi zihinlerinde canlandırarak onun değerine daha da fazla varıyorlardı.