Hayatın amacı kendine varmaktır. Oysa herşeye yaklaşır, her yere varır, bir tek kendinden uzak kalır insan. Her yeri, her şeyi keşfeder ama kendine kıpırtısız duran okyanuslardan haberi bile olmaz. Rumi.
...eskiden tanıdığınız birine âşık olmak bir kitaba âşık olmak gibidir... Onu istediğimiz kadar sevin, o sadece sizinkinin paralelinde ilerleyen bir hikâye. Günün sonunda, hareketsiz bir hikâye. Bir anı. O bir hüküm ve siz onu değiştiremezsiniz. Nasıl bitiyorsa öyle biter. Ne söylüyorsa o kadarını söyler.
Geçmişi ya da geleceği düşünmeye başladığınız anda, onun sadece bir şeyin düşüncesi, bir "şimdi" içinde yaşanan bir düşünce olduğunu hatırlayın. Kaçırdığımız bir şimdi içinde.
Sanki hayatlarımızı cenaze törenindeki anma konuşmalarımızı yazmak için yaşarız. Diplomalar ve eşler edinir, anlamlı gelecek ve iyi akacak hikâye kurguları ve yazgılar arzular ve sonunda güzel ve hayranlık uyandıran ama sadece kendimize anlatacağımız hikâyeler yazarız.
Yaratıcı mekanizmamıza değersiz,... hiçbir şey hak etmeyen, aciz olduğumuz şeklinde bilgi ve veri sunarsak bu veriler işlenir ve bize nesnel deneyim formunda "yanıt" veren diğer veriler gibi harekete geçirilir.... Yaratıcı mekanizmamız mevcut sorunları çözmek ve çeşitli durumlara karşılık vermek için depolanan bilgileri ve hafızayı kullanır.