Dursun Özden

Dursun Özden

Yazar
8.8/10
5 Kişi
·
14
Okunma
·
0
Beğeni
·
133
Gösterim
Adı:
Dursun Özden
Unvan:
Yazar,Gazeteci,Araştırmacı
Doğum:
Niğde, Türkiye, 1950
Dursun Özden 1950 Niğde doğumlu. Niğde Lisesini 1970'te bitirdi. Doğu Dilleri ve İdari Bilimler alanında yüksek öğrenim gördü. 1971'den bu yana şiir yazıyor. Latin Amerika'nın Picasso'su diye anılan Ekvatorlu ressam Guayasamin'in oluşturduğu Vakfın, Castro'nun 70. yaş günü nedeniyle düzenlediği yarışmada Dursun Özden ödül kazandı. "Bizim Fidel'in Öyküsü" ile... Yazarın daha önce yayınlanan kitapları "Gökkuşağı Tarlası.", "Yeni Zamanlar Dervişi", "Sevginin Uçları", "Sendikal Kriz ve Endüstriyel Demokrasi".
"Türkiye' deki solcu ve devrimci gençler, Fidel Castro ve Che Guevara' ya tapıyorlar" dedim. Fidel Castro kızarak bana döndü ve dedi ki:
"Sen Kemal Atatürk' ün ülkesinden geliyorsun. Bu, ne demek? Söylediklerin doğru değil, eksik, yanlış. Sakın kendinize Mustafa Kemal Atatürk' ten başka bir önder, ışık, umut ve esin kaynağı aramayın."
"...Oraya gittiğinde benim İstanbullu gençlerime desin ki, " bize de senin Nâzım geldi. Biz onu kardeş gibi bağrımıza bastık. Ve biz ona çok şey öğrettik. Ne öğrendiyse bu dünyada, çoğunu bizden öğrendi. Gene size köme göstermeye geldik..." bunu söylemeyi unutmasın ve benden selam söylesin. Çünkü ben belki memleketime kavuşamam. Ama o memleketimi görür."
"Yalan söylemesini ve hırsızlık yapmasını öğrenememiş Küba insanının yeni bir özelliğini öğrendim. Korku ve cinsel taciz nedir bilmiyorlar. Bir genç kız yaya ya da bisikletiyle gecenin geç bir zamanında veya en karanlık ve tenha bir sokakta hiç endişesiz, hiç korkusuz gezebiliyor. Laf atacaklar, sarkıntılık edecekler, saldıracaklar, cinsel tacizde bulunacaklar gibi bir şey aklından geçmiyor. Çünkü böyle bir olay söz konusu değil."
" Oysa, şairin sevdiği tek şey, şiir bahçesinin gizemli köşesinde koparılmayı bekleyen bereketli sevi meyvelerinden başka bir şey değil. Onunki yaşama dokunan içsel bir yolculuğun, yitik zaman ışığındaki dudak izi yalnızca... Ya da, esin kaynağı imgeler..."
208 syf.
·Puan vermedi
Dursun Özden, ünlü büyük Türk ve Dünya şairi olan Nazım Hikmet'in dört kez hayatını kurtaran Dr. Galina ile olan söyleşiyi, Rusya'ya yaptığı yolculuğu ve Nazım'ın hiç bilmediğimiz yönlerini, onun yaşantısına dair ayrıntıları Dr. Galina aracılığıyla kaleme alır.

Bu kitapta Nazım'ın gerek Türkiye'de gerek yurt dışındaki yaşantısına dair pek çok bilgiye erişebilirsiniz. Hayatına giren kadınlar ve bu kadınlarla çoğunlukla siyasi şartlar olmak üzere başka nedenler yüzünden de ayrılıklar yaşanmıştır.

Nazım Türkiye'de özgür olamadığını, siyasi görüşlerinden dolayı hedef olarak gösterilmeye başlandığı bir ortamda yıllarca hapis yatmasından sonra Sovyet Rusyası gibi özgürlükçü, fikirlerini açıkça ifade edebileceğini düşündüğü bir ülkeye kaçar fakat burda da bir takım sıkıntılar yaşadıktan sonra yine özgürlüğünün kısıtlandığını düşünür ve bu yüzden intiharın eşiğinden döndüğü de rivayet edilir.

Kitapta yer yer mektuplaşmalar görülmektedir. Bunların çoğu Galina ve Münevver ile olan mektuplar olmak üzere dönemin sanat insanlarının da Nazım'ın hayattayken veya ölümünden sonra yazdıkları mektuplar yer almaktadır.
208 syf.
·10 günde·8/10
Ne küçücük kelimeydi şu hasret; altı harf, iki hece sadece. Bir soluğa sığan ama sığdığı soluğu bir bıçak misali kesip atan, kağıtta bir mısra boyu kadar bile yer tutmadığı halde altı harf, iki hecelik kocaman şiir olan; velhasıl bir ömre sızıp her saniyesini sızım sızım sızlatan küçücük bir kelimeydi. Hep vuslatını arardı. Vuslatı isterdi. Oysa kadere vuslat yazılmamışsa? Ya sızdığı ömrün payına sonsuz hasret kalmışsa? Ya her gün kavuşamayacak olmanın gerçeği tokat gibi yüreğe yüreğe çarptıysa, hasrete düşen ne yapardı?
Okşardı geçen vapuru usul usul; hasret elini yakardı.
Vuslatı düşlerdi; hasret köz olur yüreğini yakardı.
Sevda düşerdi aklına memleket memleket, yedi tepeli bir şehirde bırakılmış bir eş bir de evlat; hasret dik duran omuzlarını yıkardı.
Sağa dönerdi, sola dönerdi; hasret iğne gibi batardı.
Yolda yürürdü; hasret gölge olur yanı başında biterdi.
Aklına, yüreğine hep vuslat tohumları ekerdi, ekerdi de her defasında payına düşen sonsuz hasreti biçerdi.
Sonunda yürek yorgun düşer, bu dünyadan mısra mısra adımlarla bir Nâzım Hikmet geçip giderdi.

Dursun Özden kaleme aldığı Galina'nın Nazım'ı eserinde, Nâzım'ın mısra mısra adımlarla gittiği yollarda onun izlerini takip ederek 10 günde 10.000 kilometre giderken, her bir satırda Mavi Gözlü Dev'in sevdasını, kavgasını ama en çok da hasretini bilinenlerin yanında bilinmeyenlerini de mürekkebine katarak kaleminden kağıtlara döküyor. Yolculuğu sırasında Votkinisk kasabasında annesinden kalma evi "Nâzım Hikmet Müzesi" yapan, Nâzım Hikmet'e yedi yıl boyunca gözü gibi bakan, o gün bile hâlâ büyük bir aşkla onu seven Dr. Galina'dan Nâzım ile geçen zorlu ve sevdalı yılların hikâyesini dinliyor, Galina'nın arşivindeki mektupları, fotoğrafları okurlarına taşıyor, Nâzım'a dünyanın dört bir yanından gelen kıymetli mektupları, onunla yapılan röportajları, şiirini, hayatını, aşklarını, edebiyatını ilmek ilmek kitabının sayfalarına işlerken, Nâzım'ın 1953 yılında Sovyet Yazarlar Birliği adına Sovyetlere bağlı Türk kültürünü taşıyan, Türkçe konuşan topraklara yaptığı yolculukların izlerini takip edip rotasını, yüreğini oraya çeviren yazar, büyük Usta'yı gezdiği yerlerde yıllar sonra anmayı ve oradaki kültürlere de pencere aralamayı ihmal etmiyor; velhasıl dolu dolu bir eseri okurlarına sunuyor.
Yıllarca süren hapislik, geride bırakılan eşin, çocuğun ve memleketin yakan hasreti, zorlu bir yaşama sığdırılan aşklar, kendi dilinde yasaklanmanın, vatandaşlıktan çıkarılmanın acı veren yüzü, bir ömre sığdırılmış, sevda, kavga, hürriyet, tutsaklık, ayrılık, hasret, memleket, umut, gelmeyen vuslat, yorgun bir yüreğe sığdırılmış 61 yıllık hüzünlü bir türkünün kağıttaki iz düşümü gibi adeta bu kitap; öyle vuruyor yüreklemizdeki Nâzım diyen bam teline, öyle dokunuyor böylesi bir değere sahip olmamıza karşın, yaşarken hak ettiği değeri verememiş olmanın hüznü...

Yer yer ufak tefek tekrarlara düşülmüş olsa da bilinenlerin yanında bilinmeyenleri de gün yüzüne çıkarmasıyla, okuruna katacaklarıyla Galina'nın Nazım'ı, şaire dair okurların oluşturduğu arşivlere eklenmesi gereken kitaplardan biri. Bilhassa Vera ile ilgili iddialara çokça şaşırmaktan kendimi alamadığım, her bir satırında Nâzım'ın şiirinin evrenselliğini, yaşamının tüm zorluklarını derinlerde hissetmeden duramadığım ve okuyana büyük, küçük illaki bir şeyler katacağına inandığım bu güzel esere bir şans verilmesini tavsiye ediyorum. Kitabınız bol, keyfiniz daim olsun :)
160 syf.
·Beğendi·9/10
Yazar çok kısa Fidel'in yaşamından ve Küba Devriminden bahsetmiş. Ağırlıklı olarak Küba deneyimlerini, Fidel'e olan hayranlığını ve Türkiyedeki Fidelleri anlatmış. Kğba ya da Fidel Castro ile ilgili yeni okumaya başlayacaklar için merak uyandıracak bir kitap. Yazar çok akıcı ve güzel bir anlatım diline sahip. Fidel'in cenaze törenini okurken o atmosferdeymişim hissine kapıldım.

Yazarın biyografisi

Adı:
Dursun Özden
Unvan:
Yazar,Gazeteci,Araştırmacı
Doğum:
Niğde, Türkiye, 1950
Dursun Özden 1950 Niğde doğumlu. Niğde Lisesini 1970'te bitirdi. Doğu Dilleri ve İdari Bilimler alanında yüksek öğrenim gördü. 1971'den bu yana şiir yazıyor. Latin Amerika'nın Picasso'su diye anılan Ekvatorlu ressam Guayasamin'in oluşturduğu Vakfın, Castro'nun 70. yaş günü nedeniyle düzenlediği yarışmada Dursun Özden ödül kazandı. "Bizim Fidel'in Öyküsü" ile... Yazarın daha önce yayınlanan kitapları "Gökkuşağı Tarlası.", "Yeni Zamanlar Dervişi", "Sevginin Uçları", "Sendikal Kriz ve Endüstriyel Demokrasi".

Yazar istatistikleri

  • 14 okur okudu.
  • 15 okur okuyacak.