Dylan Evans

Dylan Evans

Yazar
9.2/10
10 Kişi
·
34
Okunma
·
2
Beğeni
·
73
Gösterim
Adı:
Dylan Evans
Unvan:
Yazar
Doğum:
Bristol, Birleşik Krallık, 18 Ağustos 1966
Dylan Evans İngiliz yazar. 1966 yılında Birleşik Krallık'ın Bristol şehrinde doğmuştur. Babası uçak mühendisi, annesi öğretmendir. 1986 yılında İspanyolca ve dilbilimi bölümününde öğrenciyken rahip olmak için okulu bırakmış bir yıl sonra tanrı'ya inanmadığını anlayıp okuluna geri dönmüştür.
Kaygı, nesne kayıp olduğunda arzuyu sürdürmenin bir yolu olduğu gibi arzu da kaygının telafisidir, zira arzuya katlanmak kaygıdan daha kolaydır (S8, 430).
Her arzu bir eksiklikten ortaya çıkar; kaygı bir eksikliğin eksikliğidir. Kaygı memenin yokluğundan ziyade onun bunaltıcı varlığıdır; gerçekte bizi kaygıdan kurtaracak olan onun muhtemel yokluğudur.
Lacan'a göre yabancılaşma öznenin başına gelen ve üstesinden gelinebilen bir talihsizlik değil, öznenin ana kurucu bileşenlerinden biridir. Özne temelden bölünmüş, kendisine yabancılaşmıştır (bkz. BÖLÜNME). Bu bölünmüşlük halinden kurtulmanın, "bütünlüğe" veya senteze ulaşmanın imkanı yoktur.
-AŞK. Aşk metafor gibi yapılanmıştır çünkü aşkta da yer değiştirme işlemi söz konusudur. "Aşkın anlamlandırılması eksiğin öznesi olan érastès'in, yani aşığın, érôménos'un, yani sevilen nesnenin işlevini üstlendiği, kendisini onun yerine koyduğu ölçüde üretilir" (S8, 53).
Dürtüler bir nesneye yönelmekten ziyade sürekli olarak onların yörüngesinde döner. Lacan dürtünün amacının (Triebziel) bir hedefe [goal] (varılacak son nokta) ulaşmak değil, amacını [aim] (yolun ta kendisini) izlemek, yani nesnenin çevresinde dönüp durmak olduğunu savunur (S11, 168 [178]). Dolayısıyla dürtünün gerçek amacı sonunda tam bir doyumun gerçekleşeceği mitsel bir hedefe ulaşmak değil, dairesel yörüngesine geri dönmektir. Nitekim joussance'ın kaynağı da bu kapalı devrenin tekrarlayıcı hareketidir.
Psikanaliz bir bilim değildir. Bilimsel bir statüsü yoktur - olsa olsa bunu bekler, umut eder. Psikanaliz bir sanrıdır - ürün olarak bir bilim vermesi beklenen bir sanrı (...). Bilimsel bir sanrıdır, ama bu, analiz pratiğinin ileride bir bilim üreteceği anlamına gelmez.
(Lacan, 1976-77: 11 Ocak 1977 semineri; Ornicar?, 14:4)
...
Aşk yanıltıcıdır; "Aynada yansıyan bir serap olarak, aşk özünde yanıltıcıdır" (S11, 268 [282]). Yanıltıcıdır çünkü insanın sahip olmadığı bir şeyi (yani fallusu) vermesini içerir; sevmek "sahip olmadığın bir şeyi vermektir" (S8, 147). Aşk, aşk nesnesinin sahip olduğu şeye değil, onda eksik olana, onu aşan bir hiçliğe yöneltilir. Nesne bu eksiklik alanına girdiği müddetçe değerlidir (bkz., S4, 156'daki örtü şeması).
Geçmiş olaylar bastırılarak bellekten atıldıklarında, kendilerini eylemlerde açığa vurarak geri dönerler. Eğer özne geçmişi hatırlamıyorsa o zaman geçmişi eyleme dökerek tekrarlamaya mahkûm kalır. Buna karşılık psikanalitik tedavi tekrarlama döngüsünü hastanın hatırlamasına yardım ederek kırmayı hedefler.
... psikanalitik tedavinin amacının ne eski deneyimleri yeniden yaşamak ne de duygulanımların boşaltılması olduğu söylenebilir, bilakis psikanalitik tedavinin amacı arzuya dair hakikatin söz içerisinde dile getirilmesidir.
176 syf.
·2 günde·10/10
Almanca öğretmenimde gördüğümde almayı kafaya koyduğum kitap. Okuyalı birkaç ay oldu ama tam şu an içimden kitap hakkında birkaç şey yazmak geldi.

O kadar yalın, tane tane anlatıyor ki anlamamak mümkün değil. Verdiği örnekler ve sayfalardaki çizimler çok hoştu. Aslında bir saatte bile bitecek bir kitap ama hemen bitmesin diye iki güne yaydım.

Evrimin ortaya atıldığı dönemde kilisenin tavrından, bilgisayar virüslerinin yayılma prensibine kadar anlatıyor. Yani olay sadece insan ve doğanın evrimi değil, çağımızın getirdiklerinin de evrimi. Bu kısımda şaşırdığımı itiraf etmeliyim. Virüsler ve evrim... Bilgisayardan anlamadığım için yazan her şeye inanıyorum... Evet.

Onun dışındaaa,,,, özgecilik gibi konuları da anlatıyor. Başkalarının yaşaması için kendini feda etmek canlıların bencil yapısına ters düşen bir durum. Sonuçta her canlı "yaşamak" ister. En temel içgüdü bu ve sonraki temel içgüdü ise üremek, soyun devamını sağlamak. "Gen bencildir," diyor kitap. Bir karga böyle yaparak avcılara yerini belli edecek olsa bile akrabalarını uyarmak için öter. İyi de, kendi canını nasıl böyle tehlikeye atabiliyor? Eee, yaşamak her canlının en çok sevdiği şey (insan hariç, bazen beceremiyoruz. Bknz: Fyodor Mihayloviç Dostoyevski "İnsana özgü bir yeteneksizliktir yaşamayı becerememek; yoksa hangi balık boğmuş kendini, hangi serçe atlamış camdan?")

Meğerse, kargaların bu davranışının nedeni yine genin bencilliğiymiş. Türü kurtarmak için ufak bir fedakârlık. Bir karga ölebilir ama öterek uyardığı kankaları kaçıp kurtulabilir. Bencillik yalnızca kendini kurtarmakla ilgili değilmiş demek ki.

Geçen sene İzmir Doğal Yaşam Parkı'na gitmiştim. Orada mirketlerin tabelasında bir şey okudum ki aklım başımdan gitti. Bu minnoş şeyler yaklaşık yirmi kontenjanlı (elliye de varabilir) çeteler halinde dolaşırlarmış. Çete avlanırken iki eleman nöbet tutup tehlike görürlerse diğerlerine haber veriyorlarmış.

Doğa gerçekten çok güzel. Canlıların davranışlarını incelemek de insana doğaya hayran kalmak için bir sebep daha veriyor.

Bu arada araştırırken mirket kelimesinin Felemenkçede "göl kedisi" demek olan "meerkat"den geldiğini öğrendim. Her ne kadar kedimsilerden olsalar da kedigil değillermiş.

Bu da neden kendimi mirketlere yakın hissettiğimi açıklar...
300 syf.
·179 günde·Beğendi·10/10
Dylan Evans, önsözde şöyle diyor, "Elinizdeki sözlük sık sık çileden çıkartacak kadar kapalı, bazen de hiç bir şey anlaşılmayan 'psikotik' bir sistem olmakla suçlanan bu dili keşfetmeyi ve açıklamayı deniyor." Jacques Lacan'ı anlama gayretimde müthiş bir rehber olan bu sözlük (konu Lacan olunca) bildiğim sözlüklerden haliyle biraz farklı. Sözlükteki terimler Lacan'ın psikanalizle olan 50 yıllık ilişkisindeki gelişimi göz önüne alıyor. Bu da Lacan'ın terimlerinin zaman içerisinde evrim geçirirken eski anlamlarını kaybetmediğini bunun yerine birikimli olarak yol aldıklarını gösteriyor. Ancak Lacan'ın söyleminin temel özelliği gösterilenin gösterenin altındaki süreğen kayışı, durdurma yönündeki her türlü denemeyi alt üst etmesidir. Dolayısıyla Lacan'ın teorik lügatı hakkında bir sözlük yazmak kendi içinde çelişkilidir çünkü sözlükler genelde terimlerin anlamlarını sabitleyip muğlaklıkları ortadan kaldırmayı amaçlar. Yani tüm bu onu anlama ve eleştiriye açık hale getirme çalışmalarına karşın Lacan okurları kimi kavramların kullanımlarının muğlaklıktan sıyrılmadığını görebilecektir. Yazarın da dediği gibi bu sözlükte "yeteri tanımlar" yok yalnızca ve yalnızca terimlerin karmaşıklığı ve Lacan’ın dilinin genel bir mimarisi yer almakta. Okurların Lacan'ın metinlerinde dolaşıp karşılaştırmalar yapacağı, dönüp dönüp yeniden kimi kavramları bağlamları dahilinde "anlamlandırması" gereken bir sözlük.
174 syf.
·1 günde·7/10
Açıkçası evrimsel psikoloji ile alakalı olarak okuduğum ilk kitap olması açısından benim için aydınlatıcı bilgiler edinmeme neden olduğunu söyleyebilirim. Zaten kolay okunan bir kitap evrimsel psikolojiyi merak edenler için basit bir başlangıç kitabı olarak incelenebilir.

İnsanlığın gelişiminde işbirliğinin önemi, akraba kayırma olgusu neden var, ebeveyn çocuk çatışması, dilin evrimi, eş seçme stratejisi, tek eşlilik - çok eşlilik gibi herkesin merak edeceği ve dahası herkesin hayatını etkileyen konular üzerine yapılmış bir çalışma olması bakımından da temel bir kitap olarak okunabilir.

Evrimsel psikolojiyi öğrenmek için elbette ki daha çok okuma yapılması gerekmekle birlikte ilk giriş için benim açımdan makul ve verimli bir kitap oldu, konuya ilişkin merakımı arttırdı.
174 syf.
·2 günde·Puan vermedi
İnsan davranışlarının kökenine yönelik açıklayıcı ve kolay okunan bir giriş kitabı. “Gelecekte ‘Evrimsel Psikoloji’ adı kullanılmayacak; sadece ‘Psikoloji’ adı kullanılacak.”
176 syf.
·2 günde
"Doğal Seçilimli Evrim Teorisi", temel biyoloji bilgisine iye, aklı başında hiç kimsenin reddetmeyi aklının ucundan bile geçirmediği ve yayımlandığı günden itibaren bilimsel bakışı kökünden değiştiren bir gerçektir. Ancak ne yazık ki bilimsel bakışın oturmadığı hatta bilime düşmanca yaklaşılan kimi ülkelerde bu gerçek hakkıyla öğretilmemekte ve hatta düşman olarak kabul edilmektedir. Dylan Evans bu eserinde, temel biyoloji ile ilgili pek çok faydalı bilgi vermesinin yanında Evrim Teorisi'ni, doğal seçilimi, tür-cins-aile gibi biyolojik kavramları, Evrim Teorisi'nin robotik ve bilgisayar gibi alanlarda nasıl kullanıldığını, evrimin nasıl işlediğini, evrime karşı yöneltilen -özellikle Akıllı Tasarım- iddiaları ve bu iddialara verilebilecek cevapları örnekler ile ele alıyor. Lise yıllarındaki bir gencin bile rahatlıkla anlayabileceğini düşündüğüm bu kitabı, alan ile ilgili ve bilimsel bir gerçek olan evrim hakkında fikir edinmek isteyen herkese canıgönülden öneriyorum. İyi okumalar dilerim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Dylan Evans
Unvan:
Yazar
Doğum:
Bristol, Birleşik Krallık, 18 Ağustos 1966
Dylan Evans İngiliz yazar. 1966 yılında Birleşik Krallık'ın Bristol şehrinde doğmuştur. Babası uçak mühendisi, annesi öğretmendir. 1986 yılında İspanyolca ve dilbilimi bölümününde öğrenciyken rahip olmak için okulu bırakmış bir yıl sonra tanrı'ya inanmadığını anlayıp okuluna geri dönmüştür.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 34 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 42 okur okuyacak.