E. Segal

E. Segal

9.0/10
48 Kişi
·
123
Okunma
·
0
Beğeni
·
337
Gösterim
Adı:
E. Segal
Tam adı:
Elena Segal
Unvan:
Yazar
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
Rus akademisyen Ilin'in kitabı İnsan Nasıl İnsan Oldu, insanlığın gelişimine geniş bir çerçeveyle bakmış, okuduğunuzda ufkunuzu genişletecek nitelikte bir kitap. Diğer araştırma kitapları gibi bilgi yüklemesi ile geçen sayfalardan ziyade, daha anlaşılır ve sohbet havasında ilerleyen bir yapıya sahip. Bu da kitabı sıkılmadan okumanızı sağlıyor. İnsanlık tarihi masalsı bir havaya bürünmüş halde karşımızda duruyor. Anlatım o kadar etkili ki sayfalar geçerken zihninizde de okuduğunuz her şey detaylı bir şekilde beliriyor. Bu tarz kitaplar içinde ilk defa böylesine bir tarz ile karşılaşıyorum.

İlk bölümde ilk insanlar ve onların yaşayış tarzlarına değinmiş yazar. Açıkçası bu kısmı pek detaylı bulmadım. İlk defa bu konular hakkında okuma yapan bir insanın aklında çok soru işaretleri kalacaktır. O yüzden bu konulara meraklı olanlara ilk insanlar hakkında başka kaynaklar öneririm.

Bundan sonraki kısımlarda da bu detay eksikliği göze çarpıyor. Konular hızlı bir şekilde geçiyor ve buraya nasıl geldik soruları beliriyor insanda.

Kitapta en çok dikkatimi çeken şey ise konuların ele alınış şekli oldu. İnsanlığın geçmişine tek bir çerçeveden bakmamış yazar. Sosyolojik, felsefik ve ekonomik açıdan ele alınıyor konular. Bu da kitabın en büyük artışı olmuş. Özellikle felsefi kısmı hoşuma gitti. Eski çağ felsefecilerinin insanlığa verdiği yön çok iyi işlenmiş. Yalnız kitaptaki en büyük eksiklik ise yazarın konulara politik açıdan bakmış ve bunu da taraf tutarak yapmış olmasıydı. Antropolojik bir eserde bu tarz işlemeler pek hoş durmuyor. Rus milliyetçiliği kitapta derinden hissediliyor. Rus tarihine giriş yapıp konuyu uzatması da gerçekten can sıkıcı bir durum. Zaman zaman kitabın o kısımlarını eş geçmeyi bile düşündüm. Tamam Ruslar da tarihte belli bir yere sahip ama olay sadece onlardan ibaret de değil.

Son kısım diğer bölümler gibi hızlı geçiştirilmiş bir bölümdü. Yazar sanırım bir yerde kitabı yazmaktan sıkılmış ve konuları çabuk çabuk aktarmış. Elbette insanlık tarihi binlerce değerli insan ve olayla dolu ama insan en azından tarihe ciddi yönler veren olayları ve kişileri de okumak istiyor.

Her ne kadar olumsuz taraflarından daha çok bahsetmiş olsam da kitabı genel olarak beğendim. En sevdiğim konulardan biri insanlık tarihidir. Bu kitap eksik olduğum kısımları doldurmayı başardı ve insan denilen garip canlının uzun, yorucu ve vahşi geçmişi hakkında genel bir tablo çizdi. İçeriğinde sadece bilgi olan sıkıcı kitaplardan hoşlanmayan okurlar için iyi bir seçenek olacaktır.

Kitabın baskısı ve çevirisi oldukça kaliteli, bunu da söylemeden bitirmek istemedim. İyi okumalar diliyorum.
İnsanın var oluşuyla başlayan süreci birçok açıdan ele almış yazar. İnsanı ve zamanı, sosyoloji, felsefe, bilim ve ekonomi pencerelerinden ele alır iken, akıcı ve destansı bir dil kullanmış. Bu durumda okuyucuyu sıkmadığı gibi, sanki oradaymış hissi yaratıyor. Yazar bazı konuları yüzeysel ve politik incelemekle birlikte, Rus milliyetçiliğini daha derin ve hissedilir bir şekilde işlemiş. Özellikle 1453 İstanbul’ un fethi aşaması ve sonrasındaki sürecin anlatımında Osmanlı nefretini dile getirmiştir.
Kitap adı her ne kadar ‘’ İnsan Nasıl İnsan Oldu ‘’ ise de, okuma sürecinde acaba yazar ironi mi yaptı diye düşünmeden edilemiyor. Böyle düşünmeye sebep ise;
Geçmişte var olan kölelik sisteminde ne değişti ki? İnsanlar yine köle düzeni içinde çalıştırılmıyor mu? Organ için kaçırılan çocuklar, fuhuş için satılan kadınlar yok mu? İnsan, doğa hatta ruhlar bile ticarete malzeme edilmiyor mu? Geçmişte ellerindeki baharatlardan daha fazla kazanç sağlama adına o zamanın tüccarları nasıl Hindistan cevizi ormanlarını ve karanfil bahçelerini talan ederek yakılıyorduysa, günümüzde de yem yeşil alanlar, güzelim ormanlarımız arazi rantçıları tarafından talan edilip, yakılmıyor mu? Bilimde öyle mesafe kat ettik ki !!! Allah’ın bal yaratmak için yarattığı arıya bile güvenmeyip balı kendimiz yaptık. Tuğla tozundan kırmızıbiber yapmayı, süte su katmayı, tavuğun kemiğinden, kanından, tüyünden yem yaparak yine kendine yedirmeyi, günde iki kez yumurtlatmayı öğrenmişiz. Çok mesafe kat ettik çooookk !!!! Kısacası dostlar, bilimde, felsefede, ekonomide ve diğer alanlarda çok mesafe kat etmemize rağmen insan olma adına bence hiç adım atmamışız…

Geçmişte bilim adına ne çileler çekmiş insanlar, ızdıraplar içinde yaşantılarını devam ettirirken, çıkarlarını ve menfaatlerini düşünmemişler. Doğru adına ve bilim adına canlarını vermişler. Bizler bu gün onların sermayelerini pervasızca tüketen bireyler olarak, kendimize sormamız lazım gelmez mi bilim adına, insanlık adına ben ne yaptım diye? Bu gün rahatı ve kolayı ilk günden itibaren öğrendiği bilginin üzerine koyarak bir sonraki nesline aktaran ve ulaştıran insanlar sayesinde yaşamıyor muyuz? Hiç aklımıza geldi mi kullandığımız eşyaların ve ürünlerin mucitleri? Hiç onlara bize bıraktıkları miras yüzünden teşekkür ve dua ettik mi? İşte bu kitap bana bunu öğretti dostlar, artık dualarımda onlara da yer vermeye çalışıyorum naçizane. Mevla’m bilim, insanlık ve insan hayatı adına her kim emek ve çaba sarf etmişse, çile ve ızdırap çekmişse onlardan razı olsun. Mekânlarını cennet eylesin inşallah. Unutmayalım ki ölüm kadar gerçek hiçbir şey yok.
Mevlam Zilzal suresinin 7. Ayetinde ‘’Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onun mükâfatını görecektir.’’ 8. Ayetinde ise ‘’Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse onun cezasını görecektir.’’ diyor. Bizler inşallah hayır işleyenlerden, doğrulardan ve insanlığa faydalı insanlardan oluruz, öyle yaşarız ve öyle ölürüz.
İyi okumalar dostlar…
Mükemmel Ötesi..
Sonunda bitirebildim.
Baskı kalitesi: Çok iyi
Çeviri: Çok iyi
Anlatım: Destansı.. O halde daha ne duruyorsun?
Şahane bir kitap. Anlatımı ise epik..Kitap üç bölümden oluşuyor. İl bölümde avcı-toplayıcıları.İkinci ölümde Antik Çağı. Üçüncü Bölümde ise Orta Çağı ve devamını anlatıyor..
Kitabı okumadan önce bilimsel veriler, teoriler, terimler ile yoğrulacak zannetmiştim. Biraz ön yargılıydım. Ama iyi ki de okumuşum. Diğer bilim veya tarih kitaplarına benzemiyor. Anlatımda tek bir bilimsel terim bile kullanmamış. Herkesin anlayacağı bir şekilde insanlık tarihini yer yer şiirsel yer yer polisiye roman tadında mükemmel bir şekilde anlatmış. İnsanlığın; nasıl bunca zincirden, engizisyon mahkemelerinden, katliamlardan günümüze gelişini anlatıyor. İnsanoğlu belki kötü ama içlerinde öyle insanlar var ki tarihin akışını değiştiriyor. Kitabı okuduktan sonra iyi ki bu "İYİ" insanlar doğmuş ve tarihe yön vermiş yaşamı bir nebze olsun yaşanır kılmış. Tabuları yıkmış putları devirmiş diyeceksiniz..
V For Vandetta filmindeki replik gibi:"Fikirlere kurşun işlemez!" kitabı okuduktan sonra bunu daha iyi anlayacaksınız. İnsanlar ölebilir ama fikirleri dünyanın akışına yön verir.
Ölmeden önce 100 kitaplık bir liste yapıyorsanız bu kitabı ilk 10'a sokun derim!
Hani bir laf vardır '' birçok konuda yetersiz bilgin olacağına, bir konuda uzman ol''. Bu kitap tam da öyle bir kitap. İnsanlığın doğuşundan Kızılderili kabilelere oradan roma imparatorluguna, insanlığın ve cevresinin gelişimini anlatıyor ama' 'azcık azcık' '. İnsan 578 sayfalık bir teori kitabı okudu mu dolup taşmak istiyor Ama bu kitap çok da tatmin etmiyor yine de birçok dönem hakkında bilgi sahibi oluyorsunuz. Dili oldukça sade, oldukça iyi çevrilmiş anlaşılır bir kitap.
İlk insanlara merakım olduğu için bu kitabı aldım. Çok güzel bir başlangıç yaptı lakin daha çok Roma imparatorluğu dönemi ve Rus milleti hakkında yazmış. Bu konular üzerine özellikle değinirken aynı dönemde yaşamış diğer medeniyetlerin sadece adı geçiyor. Kitabın sayfa sayısı 586 ve bu durum yer yer tekrar etmesine neden olmuş diye düşünüyorum. Yine de yazar tarihi gelişmeleri herkesin anlayabileceği bir dille yazmış.
Kitabın ismine baktığımızda homo sapiens in sergüzeştini anlatacağını düşündürüyor.Fakat yazarlar kendi vizyonlarına göre dünya kültür tarihinin kırılma hatlarını tasvir ediyor.Anlatılanlar yanlış olmamakla birlikte sadece eksik olduğu söylenebilir.Dili çok sade ve hikayeleştirici bir anlatımı da olsa kitabın bütününe baktığınızda binbir handikapa dönüşmüş.Ama insanlık tarihi okumaları için başlangıç kitaplarından biri olabilir
Koca insanlık tarihi yaşanırken adeta geçip giden bir trenden yüzbinlerce yılın seyrine dalmak gibi bu kitabı okumak...Destansi bir eser , tarihe yön veren olaylar ve kişiler adeta bir Rus Klasiği havasında hayatınıza girip iz bırakıyorlar. Geniş yelpazeli ve destansı bir anlatımla Insan Nasıl Insan Oldu kesinlikle ait olduğumuz köklerimize ışık tutan ve kendimizle yuzlesmemizi sağlayan bir eser...
Kitabı okumuş olan okurlar eser hakkında son derece doğru ve zengin yorumlarda bulunmuşlar, aynı şeyleri söyleyip tekrara düşmemek adına birkaç cümle yazmak istiyorum sadece.

Bu kitap aslında temel olarak 'İnsan Evrimi'ni konu alan bir kitap fakat en tuhaf ve keyifli yanı sanki bir antropolojik inceleme değil de bir roman okuyormuşsunuz hissiyatı alıyorsunuz. Romanlarda kendinizi kitabın en önemli karakteri yerine koyup yazılanları imgeselleştirirsiniz ya hani, bu kitapta da insanlık tarihini imgeselleştiriyorsunuz ve bunu farkında olmadan yapıyorsunuz. Eser içerik bakımından zengin, antropolojinin yanı sıra sosyolojik, tarihsel ve kültürel geçmişi de ayaklarınızın altına seriyor.

Kitapta insanla alakadar her şey var.
Kendi halinde okuyucuyu sıkmadan birçok konuda bilgi almak isteyenler için gayet güzel ve akıcı bir kitap ...ben çok beğendim. Okunur ve tavsiye edilir.
İnsanlık tarihi hakkında muhtemelen okuyabileceğiniz en kaliteli, dili en sade, anlatımı en epik olanı bu kitap olabilir.

Kitap, insanın evriminin nasıl olduğunu, hangi değişkenler tarafından belirlendiğini, tarihsel süreç içerisinde nasıl yol aldığını tek tek açıklıyor. Fakat bunu bilimsel terim ve kavramlara boğmadan yapıyor, hatta şiirsel bir anlatımının olduğunu söyleyebiliriz.

Kitap yalnızca antropoloji, sosyoloji veya tarih bilimlerini ilgilendiren, yalnızca bu alana ilgisi olan insanların okuyacağı bir kitap değil. Aksine herkesin okuyabileceği, "insanlığın serüvenini" anlatan "leziz(!)" bir eser.
"İnsan, yalnız insan olsaydı hayvan olarak kalırdı. Kültürü ve bilimi tek insan değil, milyonların emeğine dayanan insan toplumu yaratmıştır."

Temelde 3 bölümden oluşuyor;
1.Bölüm: Avcı-toplayıcılar: Bu bölümde; ilkel insan ve ilkel toplum düzeni anlatılmaktadır.
2.Bölüm: Antik Çağ
3.Bölüm: Orta Çağ ve sonrası
Bu iki bölümde ise; kölelik ve derebeylik dönemlerinde insanın gelişimi ve tarih ortaya konmaktadır.

Bu kitabı neden okumalıyız?
"İnsanı, onun geçirdiği evreleri anlamak, kendimizi ve bugünü anlamak demektir. Bu nedenle herkesin bu kitabı okuması gerekmektedir."

Yazarın biyografisi

Adı:
E. Segal
Tam adı:
Elena Segal
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 123 okur okudu.
  • 13 okur okuyor.
  • 243 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.