MSGSÜ’de Sosyoloji okudu, ardından yurtdışında Sinema & TV eğitimi aldı. Reklam ajanslarında çalıştı, kültürel eğitim danışmanlığı yaparak dünyayı gezdi. Köklerini derinlere gömmek yerine yeryüzünde bırakan bir ağaç misali, salına salına yaşayarak hem kendine hem de hayata bağlanabileceğini keşfetti ve kendi mutluluğunu buldu. Aslında, çocukken asansör kapısındaki “2 Kişiliktir” yazısını görüp evine çıkabilmek için birinin daha gelmesini bekleyecek kadar kurallara sadık bir çocuktu. Ama içine doğduğu hikâye ve zaman zaman düştüğü trajikomik olaylar, dünyayı aynı ciddiyetle algılamasına izin vermedi. Anıları, yıllar sonra kulağına birer fıkra olarak dönmeye başlayınca, akıl sağlığını korumanın en iyi yolunun mizaha sığınmak olduğunu fark etti. Rüyalarını unutmamak için başladığı yazma macerası da reklam metinleri, köşe yazıları ve makalelerle devam etti. Böylece ilk kitabı Ben Ne Zaman İnsan Olacağım?’ı kaleme alarak hem yazmaya hem mizaha olan borcunu ödemeye başladı.
Dünya hayatına uyum sağlamak sizin bildiğini sandığınız gibi aynı hareket etmek, boyun eğmek değildir Savcı Bey. Farklılıklarla, boyun eğmeden birbirini sevmek, saymak ve bir arada yaşama yolları aramaktır. Bunu yapabilene insan diyoruz biz.