Şenay Aydemir

Şenay Aydemir

Yazar
7.0/10
30 Kişi
·
72
Okunma
·
2
Beğeni
·
159
Gösterim
Adı:
Şenay Aydemir
Unvan:
Yazar,Gazeteci
Doğum:
1975
Şenay Aydemir 1975’te Şavşat’ta doğdu. Üniveriste öncesi eğitimini Bafra’da tamamladı. 1992’de Ankara Üniversitesi , Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde üniversite eğitimine başladı. 1997’de üniversite eğitimini yarım bırakarak gazeteciliğe atıldı. Sinema yazıları yazmaya üniversite yıllarında yayınına katkıda bulunduğu öğrenci gazetesinde başladı. 1997-2014 yılları arasında sırasıyla Evrensel Kültür, Milliyet Sanat, Arka Pencere ve Altyazı başta olmak üzere birçok dergide eleştirileri yayımlandı. 60’ların Türk Sineması, 70’lerin Türk Sineması, Reha Erdem Sineması: Aşk ve İsyan ve Marka Takva Tuğra kitaplarına yazılarıyla katkı sundu. Birçok film festivalinde jüri üyeliği yaptı.
“Ve en fenası, tembelliğin bir süre sonra hak olmaktan çıkıp yaşam felsefeniz haline gelmesi tedirgin etmeye başlayacak sizi.”
“Çalışmanın kutsallığına, mesleğin onuruna en çok inandığımız anlarda bile, aklımızın bir tarafı o hiç gelmeyecek tembellik günlerinde işe yarayacak yatırımlar yaptırmıştır sizlere.”
Son kadehler içilip hesaplar ödendikten sonra, “Çok güzel bir buluşma oldu. Bunu sık sık yapalım,” diyerek ayrılacaksınız birbirinizden. Ama oradakilerin birçoğunu uzunca bir süre daha hiç göremeyeceksiniz.”
Çalışırken Şükrü Erbaş'ın "Koşardım' şiirindeki gibi yaşıyordunuz:
Fırlayıp ilk ışıklarıyla günün dağınık yataklardan,
Koşaradım gidiyorsunuz işinize değişmeyen yollardan,
Kurulmuş saatler gibi günboyu çalışıp tekdüze,
Uzayan gölgelerle koşaradım dönüyorsunuz evinize.
“Sizin yeteneklerinizin size gelir getirecek bir alan açması ne kadar mümkündür? Mümkün olsa bile pasta bu kadar küçük, yetenekli tembel sayısı bu kadar fazla iken siz kendinize bir dilim alabilmek için nasıl bir yöntem izleyeceksiniz?”
“Hayat standardı olarak belirlenen çizginin altına düştüğünüz anda bir işiniz olup olmadığının hiçbir önemi yoktur, siz artık yoksul kategorisine girersiniz.”
''Kahve: Bir Acı Tarih kitabı var şimdi elinizde. Çok ilginç mesela, bu güzel içeceğin kahve tohumlarını yanlışlıkla yiyen keçilerin hiperaktifleşmesiyle bulunduğunu biliyor musunuz? Misal, dünyanın en lezzetli kahvesi misk kedisinin dışkısından toplanan çekirdeklerden elde ediliyormuş.''
112 syf.
·8/10
Herkes zaman zaman sıkıcı, yorucu iş hayatından mola verip uzun vadeli bir “tembellik” adı altında hayaller kuruyor. Bizi yıpratan iş hayatımıza mola verdiğimizde her şey düzelecek gibi geliyor. Bazen bir amaç uğruna, bazense keyfi işimizden ayrılıyoruz. Kitapsa hemen hemen bunları konu alıyor. Tembellik yaparken zamanımızı nasıl geçirdiğimiz, ne kadar süre tembel kalabileceğimiz, çevremizdeki kişiler bizim tembelliğimize nasıl tepki de bulunacak. Bazılarımız için işsizlik tahmin edemeyeceğimiz kadar zor bir durum olabiliyor. Son bir yılımı kitap yazacak olsam ben de belki bu şekilde yazardım. O yüzden belki de her sayfasında off evet yaa gerçekten böyle keşke olmasa ama evet böyle diyerek geçtim. İşinizden ayrıldığınızda bunalıma mı girdiniz mutlaka bu kitabı edinin. Mümkünse hatta çevrenize de okutun. Sizin ruhsal durumunuzu anlamaya çalışsınlar.
107 syf.
·2 günde·3/10
Kitap tembellik ile hımbıllığı ayırmak gerektiğini ikisi arasında ince bir fark olduğunu söylese de kitap boyunca tembellik övülüyor. Tembelliğin de bir ciddiyet ve sorumluluk gerektirdiğini söylüyor yazar fakat kişi sorumluluk sahibiyse zaten tembel de olmaz diye düşünüyorum. İşinden yeni ayrılan biri kitapta kendini bulabilir, onun için okuması zevkli olabilir ama ben sevemedim.
112 syf.
·2 günde·6/10
Ben işi bırakıyorum arkadaşlar biraz dinlenmeye ihtiyacım var. Diyesim geliyor da iş yok zaten. sıkıntı yok :)) Kpss dönemindeyiz yeterince yoruluyoruz :) Meslek sahiplerinin dikkatine Kitap ilk bölümlerinde istifaya zorluyor haberiniz olsun :D (Sanırım yazar işsiz iş olanağı olsun diye böyle bir kitap yazmış :) şaka bir yana cidden güzel başlıyor kitap. Cidden insanların tatile ihtiyacı var. Hatta tatili geçtim bazen boş duvarı izlemeye bile ihtiyacı var. Lakin günümüz koşullarında bu pek mümkün olmuyor. Tatil zamanları bile nasıl geçtiğini bilmeden bitiyor. (öğretmenlerin ki hariç :D :D ) kitap aslında bizim hem hayallerimiz hemde yapacağımız tembellikleri çok güzel özetlemiş.Film izlemek ,kitap-senaryo yazmak,şehri gezmek ve nicesi. Ama bir süre sonra tekrara düşmesi insanı sıkıyor. Ve sanırım yazarın hiç uymadığı kişiliğim. söylediği bazı şeyler bana uzak. ( meyhane günleri falan) onun dışında katıldığım çok nokta var. ama tembelliği anlattıktan sonra. tüm kitap böyle geçiyor, ve hikaye şeklinde olmayıp size hitap ettiği için sıkılıyorsunuz. ve tembellik evresindeyken nasıl kurtulacağımız yani yeniden toparlanmak için de bir şeyler vermeli yazar, bence iş olanaklarından(zor olanaklar bununda farkındayım...) veya hayallerimizi iş yaparken de mutluyken yapabileceğimiz falan. ama yazar vermemeyi tercih etmiş.. Sadece işsizlikte yapılabilecek güzel şeyleri ele almış. Tekrar işe girmek için daha motive edici olmalıydı. Onun dışında çok fazla gönderme vardı. Ve bazı göndermeler beni sıktı. Özellikle İzlemediğim ve izlemeyi düşünmediğim Game Of Thorones göndermeleri beni baydı. Gönderme böyle göze sokula sokula yapılmaz ama onuda söyleyeyim. Çünkü göndermenin geçmediği kişiler bayıyor. Kimler okumalı boş zamanınız varsa ve işsizlikte neler yapılabilir bir ütopya okumak istiyorsanız okuyun eğlenceli sonlara doğru sıkmasına rağmen. Lakin şunu rahatlıkla fark ediyorsunuz işi bırakmış bir kişi 8-10 ay asla işsiz takılamaz. işsizlik maaşıymış,tazminatmış falan hikayeye yedirilmeye çalışılmış ama olmamış :) Kitapta bir organik bozukluk yaşamış, biraz gerçekçi biraz fantastik olmuş bazı konularda :)) KİTABIN BANA GÖRE EN BÜYÜK EKSİĞİ KİTABI BİTİRDİKTEN SONRA SİZE BİR ŞEY KATMAMASI. ÇITIR ÇEREZ BİR FİLM GİBİ BİTTİ İŞTE YANİ. (çünkü bildiğimiz şeyleri kaleme almış bunları okumak zevk verse de, çözüm odaklı bir şeyler olmaması hoş olmamış)
232 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Film izlerken bazen ay bu da bütün filmlerde oluyor dediğimiz anlar vardır...işte biz bunlara film klişeleri diyoruz...bir çok filmde denk gelinen karakterler, olaylar, çekimler, sahne düzenleri, diyaloglar...kimi zaman bunları sık sık kullanmak güldürü malzemesi haline geliyor..sinemaya ilginiz varsa mutlaka okuyun çok egleneceksiniz ;)
112 syf.
·Puan vermedi
İlk kez seni anlatıyor denilerek doğum günümde hediye edilen bir kitapla karşı karşıyayım. Sevgili dostum tarafından tam olarak nasıl algılandığımı anlamak nasip olacak anlaşılan. Kitap kapağı " tembellik hakkı" diyor. Dostum günde on saat ders çalışmayı alışkanlık haline getirdiği ve günaşırı nöbetlerle muhatap olduğu için benim yaşantımı tembelce algılıyor olabilir mi acaba diye düşünmüyor değilim. Heyecan duyuşumun temel sebebi bu okumanın kör alanımı daraltacağına olan inancım. Ya da bende gizli olan şeyleri dostuma yeterince aktarmamış olduğumu fark edeceğim. Ve halimi ( onunda anlamak isteği kadarıyla) ona anlatacağım.
112 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Kitap kesinlikle her yaştan insanı ilgilendiriyor. Hepimizin işsiz olduğu ya da işsizliği hayal ettiği bir dönem olmuştur, olur. Her zaman kötü değildir bu. En azından şimdilik. Fakat zamanla çok iyi anlaşılacak birşey var, malesef boş zamanlarimizi satın almak zorundayız bunun için 7nin 6sini satmak zorunda olsakta. Bu arada Oblomovdan çok bahsettigi icin kafamda simsekler cakti bu kitabın karsimda ciktigi yeter dedim. Tamam tamam okuyacaz.
107 syf.
·3 günde·7/10
Kitap Adı: Organik Bozukluk
Yazar: Şenay Aydemir (1975-)
Milliyeti: Türk
Yayınevi: Can
Sayfa Sayısı: 107
İlk Basım Tarihi: 2016
Başlama Tarihi: 04.02.2020
Bitiş Tarihi: 06.02.2020
Puan: 71
Fikir: Temel mesajı, çıkarttığım kadarıyla, şu şekilde: "İşsizlik kötü bir şey değildir. Korkmayın hatta uygun şartları hazırlayıp siz işten ayrılın. Kendinize vakit ayırın. Hep 'Vakit olunca yaparım.' dediklerinize zaman harcayın. Zevk aldığınız işleri yapın mümkünse de bunları gelir kaynağına dönüştürün ama sakın bir 'iş'e evrilmesin bu. Belli bir süre sonra parasızlık sizi boğmaya başlarsa ve hâlâ sevdiğiniz şeyden gelir elde edemiyorsanız o zaman yelkenleri suya indirip tekrar işe girin. Cesaretinizi toplayıncaya kadar çalışmaya devam edin, sonra tekrar!" Yaani! Siz bilirsiniz, dileyen okusun. Sırf sunduğu fikirleri görmek için belki incelenebilir lakin çok da beklentinizi yüksek tutmayın. Kitabın kapanış cümlesiyle kapatıyorum. "Arbeit macht frei!" Keyifli okumalar, selâmetle kalın...
112 syf.
·2 günde·7/10
Öncelikle incecik kolayca akıp giten bir kitaptı. Bir oturuşta çok rahat bitirilebilir. Kitap boyunca "işsizlik" ve "tembellik" e olan bakış açınızı sorgulayıp varolan fikirlerinizde revize yapmak ihtiyacı duyabilirsiniz. Şimdiye dek hiç bu açıdan bakmamıştım diye hissettiğim yerler oldu.
Ben bir üniversite öğrencisi olarak okurken zevk aldım fakat bazı noktalarda empati yapmak pek mümkün olmayabiliyor fakat bu kitaptan aldığım hazzı çok da etkilemedi. Hali hazırda çalışan ya da işten ayrılmış okuyuculara daha çok hitap edebilir. Hele ki işten henüz ayrılmış ve hafif bir boşluk hissi duyuluyorsa eserin bu kişiye birebir olduğunu düşünüyorum. Zira içerisinde işten ayrıldıktan sonraki evreler güzel betimlenmiş, anlaşılırdı. İşsiz kalan kendini umutsuz hisseden biri için hoş bir okuma aktivitesi olabilir diye düşünüyorum.
En çok beğendiğim alıntı:
#60194237

Naçizane kitap hakkındaki incelememi buraya kadar okuduysanız teşekkür eder, bol kitaplı günler dilerim.
112 syf.
·Beğendi·7/10
Organik Bozukluk: 21. Yüzyılda Tembellik Hakkı |3+/5|

Klostrofobik ofis ortamları, anlayışsız patronlar, sinir bozucu iş arkadaşları; bunlar karşılığında size verilen bir gıdım para ve ödemediğiniz her geçen gün size gıdım gıdım yaklaşan faturalar barajı. Artan faturaların karşısında gıdım gıdım azalan buzdolabındaki yemekler ve yemekler azaldıkça artan, kitaplıktaki okunmayan kitaplar. Hepsi birbirine bağlı değil ama hepsinin ortak bir noktası var. Hepsi, beyaz yakalı insanların boğazlarını gömleklerini sıkan sıkıntılardan yalnızca birkaçı.

Bir üstadın dediğine göre, “Çalışmak güzel bir şey olsaydı üstüne para verilmezdi.” Güzel bir cümle ama bu kitap, olayı başka bir açıdan ele alıyor. Paul Lafargue’nin kitabıyla açılış yapan Organik Bozukluk, bize 21. Yüzyılda nasıl tembel bir insan olacağımızı, hangi adımlardan geçeceğimiz adım adım anlatıyor. Yoksa gıdım gıdım mı demeliyim.

Kitabı okumadan önce, tembellik haklarını ele alan inceleme kitabı tarzı bir şey bekliyordum. Halbuki daha ‘çerezlik’ ve eğlencelik bir kitapmış. Şunu netleştireyim; kitabın tembellik hakkı dediği şey, tam olarak yan gelip yatmak değil. Tembellik kelimesi bizde bunu çağrıştırsa da, yazarın derdi aslında bizim yirmi dört saatimizin her bir dakikasını talep eden çalışma düzenleri üzerine. Kendisi gazetecilik alanından olaya yaklaşmış ve yeni çıkan teknolojilerle birlikte haber girmenin kolaylaşması üzerine gazetecilerin yirmi dört saatlerinin tamamını işlerine yatırmaları üzerinden olayı bize anlatmış.
Kitap, edebi bir ürün olmasa da size bir öykü anlatıyor gibi aslında. İşinizden çok sıkıldığınızı ve kendinize biraz zaman ayırmak için işten çıktığınızı var sayıyor ve evde geçireceğiniz ilk işsiz günden itibaren yaşayacağınızı düşündüğü her şeyi açıklıyor. Bunu, esprili ve samimi bir dille yapıyor. Sanki bir kafede karşılıklı oturuyorsunuz da, “Ya ben işimden ayrılsam mı?” diyerekten yazara sormuşsunuz da yazar size “Bak, işinden ayrıldığında başına şunlar gelecek,” kıvamında anlatmış.

Tembellik kelimesinin çağrışımına geri dönersek, yazar yan gelip yatmaktan bahsetmiyor. Hımbıllıkla tembellik arasındaki ince çizgiyi bize güzel bir biçimde açıklıyor. Kitabın tembel olarak nitelediği kimseler; kendi ruhlarını patronlara satmamış ama yine de geçinmeyi başarabilen kimseler olarak açıklanabilir.

Günümüz iş şartlarına yaptığı iğnelemeler de oldukça tatlı. Yazarın da geçmişinde böyle bir dönemden geçtiğini ve bize yaşadıklarını anlattığı anlamak çok da zor değil. Tecrübeli bir tembelin elinden çıktığı belli olan bir kitap çünkü Organik Bozukluk. Eğer tatildeyseniz ya da işinizden ayrılmışsanız, okuyabileceğiniz kitaplardan biri. Can Yayınları’nın Kırkmerak serisinin okunmaya değer kitaplarından. Hem ‘çerezlik’ bir öykü, hem bir işsizlik kılavuzu hem de modern iş hayatlarına karşı bir eleştiri olmayı başaran, yüz sayfalık, tek oturuşta rahatça bitirilebilecek bir kitap.

Eğer okur tıkanıklığı (Reading Slump) yaşıyorsanız, bu kitap onu aşmanıza da yardımcı olabilir bence. Ne ağır betimlemeleri var ne de sıkıcı cümleleri. Sadece, kitabın bir kısmında sanki herkes Game of Thrones izlemiş gibi düşünmüş yazar. Spoiler vermiyor da, anlattıklarını somutlaştırmak için diziden örnekler veriyor.

Tembellik herkesin hakkı. Bir dönem izin yapabilme, işten uzaklaşıp dinlenebilme her çalışanın hakkı. Bir takım yeni yöntemlerle, çeşitli laf oyunlarıyla çalışanların ruhunu almaya çalışan bu yeni iş modellerine karşı neler yapabiliriz hiçbir fikrim yok. Yapay zeka ile belki bunun önüne geçilebilir diye düşünsek de, bence patronlar on metre değil on beş metrelik, on beş metre değil yirmi metre derinliğinde para havuzlarında yüzmek istedikçe ve bu istekleri bitmedikçe bizim ruhumuzu sömürmeye devam edecekler.

Paul Lafargue’nin “Tembellik Hakı” isimli kitabından bir alıntı ile yorumlamayı bitirmek istedim. Aynı alıntı, Organik Bozukluk kitabında da var ama kitabı almak istemeyenlerin de görmesi gereken bir alıntı olduğunu düşünüyorum.

“Kapitalist uygarlığın egemen olduğu ulusların işçi sınıflarını garip bir çılgınlık sarıl sarmalamıştır. Bu çılgınlılık, iki yüzyıldan beri, acılı insanlığı inim inim inleten bireyse ve toplumsal yoksunluklara yol açmaktadır. Bu çılgınlık, çalışma aşkı; bireyin, onunla birlikte çoluk çocuğunun yaşam gücünü tüketecek denli aşırıya kaçan çalışma tutkusudur.”

Bir asgari maaş için hayatımızı sunmaktan mutluluk duymayacağımız güzel günler dileğiyle. Kendinize iyi bakın.
112 syf.
·Beğendi·5/10
Günübirlik okunacak farklı bir konuda farklı bir bakış açısıyla yazılmış enterasan bir eser 4 solukta bir günde okudum işsiz kaldığım dönemi biraz olsun yansıtıyor mu? Biraz evet ama tamamen değil kitaptaki kadar rahat olma lüksüm olmadı direkt iş arama eğilimine girmiştim :)

Yazarın biyografisi

Adı:
Şenay Aydemir
Unvan:
Yazar,Gazeteci
Doğum:
1975
Şenay Aydemir 1975’te Şavşat’ta doğdu. Üniveriste öncesi eğitimini Bafra’da tamamladı. 1992’de Ankara Üniversitesi , Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde üniversite eğitimine başladı. 1997’de üniversite eğitimini yarım bırakarak gazeteciliğe atıldı. Sinema yazıları yazmaya üniversite yıllarında yayınına katkıda bulunduğu öğrenci gazetesinde başladı. 1997-2014 yılları arasında sırasıyla Evrensel Kültür, Milliyet Sanat, Arka Pencere ve Altyazı başta olmak üzere birçok dergide eleştirileri yayımlandı. 60’ların Türk Sineması, 70’lerin Türk Sineması, Reha Erdem Sineması: Aşk ve İsyan ve Marka Takva Tuğra kitaplarına yazılarıyla katkı sundu. Birçok film festivalinde jüri üyeliği yaptı.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 72 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 23 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.