"İnsan, ancak tadına bakmış olduğu duyguları yazıya dökerek tarif etmeli evlat. O vakit, o yazı gerçek olur. Diğer türlüsü, samimiyetsiz reklam broşürleri gibidir. Aşkı gerçekten tatmış bir insan anlatırsa hissedebiliriz biz o aşkı ancak. Öksüzlüğü, yetimliği... Anne babasını kaybetmiş insanlar yazdığında anlarız o keskin çaresizliği. Öyle ise fakirliği fakirlerin, zenginliği zenginlerin anlatması gerekir. İşte bu yüzdendir hiçbir hikâyedeki ölüm anının bizi derinden sarsmayışı. Ölümü, bizzat ölüler anlatmalı evlat."