Emre Gülcan

Emre Gülcan

Yazar
8.7/10
3 Kişi
·
6
Okunma
·
1
Beğeni
·
10
Gösterim
"Görmek için ışık, nesne ve göz yetmiyor bir de gölgeye ihtiyaç duyuyoruz, çünkü saf ışıkta ve karanlıkta göremiyoruz. Çıplak gözle güneşe bakınca gözlerimiz kamaşıyor, karanlıkta kör oluyoruz. Her şey ancak biraz aydınlıkta veya biraz karanlıkta ayırt edilebiliyor."
Emre Gülcan
Sayfa 36 - Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık
"... hayatın olağan sorunlarıyla karşı karşıya kaldığında, yaşamda var olmanın güçlüğünü büyütür gözünde, türdeşlerinin iyi niyeti de bunların üstesinden gelmesini sağlayamaz. Kendi potansiyelini ve gücünü olduğundan küçük görür. Öz güveni yeterli değildir. Sevgi ve güven eksikliği, başkalarına hep kuşkuyla bakmasına neden olur..."
Emre Gülcan
Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık
"Ben anı yaşayabilen bir adam olamadım bir türlü. Belki bu geceyi de yaşarım an olarak ama aklım hep geçmişte takılıp kalır."
Emre Gülcan
Sayfa 41 - Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık
"Ağlamış. Gözlerinin görünmesini istemiyor. İnsanı kavrayıp ele geçiren, yoğurup şekil veren o gözlere ihtiyacım olduğunu biliyor mu? Sanmam..."
Emre Gülcan
Sayfa 23 - Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık
"Fernando Botero... Abartının ressamı. Büyültmenin ve küçültmenin... Çizdiği tablolarda görünen her nesne, gerçeklikten uzak boyutlarda resmedilmiştir. Ya çok büyük ve hacimli ya da küçük ve çelimsiz. 'Still life with Mondolin' küçük bir masanın üzerindeki kocaman mandolin ve ortasındaki küçücük delik."
Emre Gülcan
Sayfa 18 - Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık
"Gerçeği, abartılı bir biçimde görecek, büyütecektim ve korkacaktım. Hayatım boyunca. Tek tek yüzleşmeye karar verdim sonra. Hepsini karşıma alıp tanışacaktım korkularımla. Büyükler mi, küçükler mi görecek, gerçek boyutlarını kavrayacaktım."
Emre Gülcan
Sayfa 19 - Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık
"Tutmaya çalıştığı kahkahasını atıyor. Başı geriye savruldu. Kahkaha dediğin atılır zaten, niçin tutmaya çalışıyor!"
Emre Gülcan
Sayfa 26 - Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık
52 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Kitap, kısa film tadında. Tamamı 52 sayfa. Kısa gibi görünse de yazarın bu hikayede anlattığı, değindiği bir sürü şey var. Görsel sanatlardan tablolara, felsefeden mitolojiye, psikolojiden insana... Kitabın içi dolu dolu ve betimlemeler, anlatım, dil o kadar iyi ki, bu kitabı yazan kişinin ilk hikayesi,ilk kitabı olduğunu bilmeden okusanız , kesin bu yazar çok bilinen biridir dersiniz. Kitabın adı ve kapağı çok ilgimi çekti. Biraz amatör ama ilgi çekici. Kitabın sonuna kadar "Neden filler ve kelebekler koymuş başlığını?" diye düşünürken son sayfada bombayı patlatıyor yazar ve anlıyorsunuz... Umut adında bir adamın üç gününe tanıklık ediyoruz fakat geçmişe dönüşler, çocukluğu, travmaları, arada geçen diyaloglar vs vs... kısa bir roman gibi,kısa film gibi hissettiriyor... Altını çizdiğim ve çok sevdiğim cümleler oldu. "Tüm küçük kentlerin sokakları kendine aittir, büyüklerinkiyse herkese." "Çıplak gözle güneşe bakınca gözlerimiz kamaşıyor, karanlıkta kör oluyoruz. Her şey ancak biraz aydınlıkta veya biraz karanlıkta ayırt edilebiliyor." gibi... Daha fazla yazarak okuyacakların şevkini kırmak istemiyorum. Bence bu kitap kesinlikle okunmaya değer.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 6 okur okudu.