Geri Bildirim
Engin Aktel

Engin Aktel

7.0/10
3 Kişi
·
3
Okunma
·
1
Beğeni
·
468
Gösterim
Adı:
Engin Aktel
Unvan:
Yazar
Doğum:
İstanbul, 1942
1942 yılında İstanbul'da doğdu. Nilüfer Hatun İlkokulu, Işık Lisesi Ortaokulu ve Yeni Kolej Lisesi'ni bitirdi. Şişli İktisadi ve Ticari İlimler Fakültesi Maliye-Muhasebe bölümünde okurken İstanbul Haber gazetesinde spor muhabiri olarak, 1960 yılında gazetecilik mesleğine atıldı. 1964 yılında Hürriyet gazetesinin çıkardığı haftalık Fotospor dergisinde sayfa sekreterliği ve spor muhabirliği yaptı. 1968 yılında Hürriyet gazetesine yazişleri müdürü olarak geçti. Sırasıyla Bulvar, Tercüman, Bugün ve Sabah gazetelerinde yazı işleri müdürü ve yayın koordinatörü olarak çalıştıktan sonra, 2000 yılında emekli oldu. Serbest gazeteci olarak çalışmalarını sürdüren Engin Aktel, evli ve bir çocuk babasıdır.
"Kestane Karası" diye mırıldandı. Babası Stelyo hep bahsederdi bu fırtınadan. Eylül oldu mu her gün bu fırtına beklenirdi. Ocak ayında da Ay Andon fırtınası. Bu iki fırtınanın tahribatı çok olurdu.
Adalı kadınlar Despina'yı bir an bile yalnız bırakmıyordu.Bir matem evinde yapılması gerekenlerin hepsi yerine getirilmişti. Böyle günlerde ada halkı adeta tek yürek tek nefes olurdu. Zoru paylaşmanın verdiği bir yakınlık mıydı bu,yoksa yıllar boyu atadan kalma beraberliğin töresi mi?
Çocukluklarından beri iç içe yaşıyorlardı. Anneleri,babaları hatta dedeleri birlikte paylaşmışlardı yaşamı. Her türlü acıya ortak olmuşlar, mutlu günleri birlikte paylaşmışlardı.
Adaya has insanlık sihriydi bu...
Muvakkar'ın deyimiyle, buraya daha ziyade iki tek atıp evin yolunu tutan yarı kılıbıklar takılırdı.Muvakkar gibi kimseye hesap vermek zorunda olmayan bekarlar ise yuvarlak çinko masada meyhaneyi kapatana kadar sohbete devam ederdi. Yalnız bir şeyi konuşmak yasaklanmıştı çinko masada: Politika...Bu yüzden çok seneler önce büyük kavgalar çıkmış, cinayet bile işlenmişti. Güzel sohbeti, keyif veren içkiyi politika mezesi ile azap haline sokmaya kimsenin hakkı yoktu. Bu kural yıllardır bozulmadan süre gelmekteydi.
"Bu balığın adı Hristospsari'dir. Yani İsa balığı. Bu gördüğü kara leke de İsa'nın parmak izidir. Tevatür göre bir balıkçı köyüne giden İsa, oradaki halkın açlıktan kırıldığını görür.Ne olduğunu sorar ve orada artık balık olmadığını, bu yüzden köydekilerin açlık içinde olduğunu öğrenir.Kalabalıktan ayrılarak sahilden denize doğru yürür. Ayaklarının dibine gelen bu balığa birşeyler fısıldar ve baş parmağını sıkıca solungaçlarının altından böğrüne doğru bastırır. İşte bu gördüğün kara leke oluşur.Balık, İsa'dan aldığı emirle derinlere gider ve diğer balıkları toplayıp köy halkının avlandığı sulara getirir. O gün bugündür bu balık İsa'dan aldığı görevi yerine getirmeye çalışır.
Sansar'ın kolu kopmuştu.Şilep, Naylon,Topal ve Sami bakıştılar.Su testisi su yolunda kırılmıştı.Dinamitle avlanan mutlaka cezasını çekiyordu.
Her kötülüğün bir cezası vardır Yuakim. Sen de o cezanın adli kısmını çektin ama ilahi kısmı yakana yapışmış kurtulamıyorsun. Bak kaç yıl oldu hâlâ yakanı bırakacak gibi değil... Ne kadar tövbe edersen et, gırtlağına sarılan bu azaptan kurtulamazsın.
İki akşamda bitirdiğim sürükleyici bir kitaptı. Daha önce 6-7 eylül olaylariyla ilgili bir kitap okumamiştim benim için iyi oldu. Gelelim konusuna; Burgazada da yasayan çocukluk arkadaşi ve kankardesi Türk Kemal ile Rum asilli Yorgo'nun 6-7 eylül olaylarinda baslayan ve Kıbris hareketine kadar süren yasamlari anlatiliyor. İstanbuldaki Rum asilli Türklerin dükkanlarini ve evlerini yagmalayarak, yakarak onlari istemediklerini anlatan bir grup yüzunden atalarindan bu yana yasadiklari evlerinden vatanlarindan, hayatta kalabilmek icin kopmak zorunda kalan bir avuç insanin drami anlatiliyor aslina bakarsaniz. Bu iki arkadasi kader yillar sonra yine karsilastiriyor ama nasil??? Merak edenlere okumalarini tavsiye ediyorum. Cok guzel bir kitapti yürege dokunan bir hikayeydi bana göre..
Balıkçılıkla geçinen ada halkı insanlarının biribiri ile ilgli saf,katıksız ilişkileri, kavgaları...Her şey doğal.Günlük hayatta insanın başına gelebilecek olaylar zinciri. Ada halkının birbirine sahip çıkışı. Ada halkından olmayan yabancı birini hemen tanımaları. Balık bulduklarında yüzlerindeki sevinç. Hayatın kendisi.
Engin Aktel Son Eylül'de 6-7 Eylül olaylarını Bozcaada çerçevesinden bizlere anlatıyor. Daha önceleri aynı konuyu işleyen Aziz Nesin'in Salkım Salkım Asılacak Adamlar kitabından tarihi anlamda beklediğimi bulamamıştım. Daha çok Nesin kendi açısından olayları anlatıyordu. Geniş anlamda İstanbul hatta Selanik'te olanlara yeteri kadar değinmiyordu. Bende bu nedenle farklı kitap arayışına girdim. İlk karşıma çıkan da Son Eylül oldu.

Ada halkının farklı kültürlerden bir araya getirdiği samimi ortamdan bir hikayeyle kitabımıza başlıyoruz. Öte yandan başka bir hikaye de Selanik'ten akmaya başlıyor. Ta ki 5 Eylül'de olayların fitilinin ateşlendiği geceye kadar ve sonrasında yaşanan trajik olaylarla kitap çok iyi harmanlanıyor.

Aktel kitabı etkili bir sonla kitabı bitirmeye çalışsa da beni pek etkilemedi.(Belki de anlatılan olay gerçektir, bilemiyorum.) Ama kitap genel olarak 6-7 Eylül duygularını çok iyi yansıtabilmiş. Bir çırpıda bitirdim. Olduğu kadar da tarihsel bilgiler de verilmiş.

Okumanızı öneririm. İyi okumalar.

Yazarın biyografisi

Adı:
Engin Aktel
Unvan:
Yazar
Doğum:
İstanbul, 1942
1942 yılında İstanbul'da doğdu. Nilüfer Hatun İlkokulu, Işık Lisesi Ortaokulu ve Yeni Kolej Lisesi'ni bitirdi. Şişli İktisadi ve Ticari İlimler Fakültesi Maliye-Muhasebe bölümünde okurken İstanbul Haber gazetesinde spor muhabiri olarak, 1960 yılında gazetecilik mesleğine atıldı. 1964 yılında Hürriyet gazetesinin çıkardığı haftalık Fotospor dergisinde sayfa sekreterliği ve spor muhabirliği yaptı. 1968 yılında Hürriyet gazetesine yazişleri müdürü olarak geçti. Sırasıyla Bulvar, Tercüman, Bugün ve Sabah gazetelerinde yazı işleri müdürü ve yayın koordinatörü olarak çalıştıktan sonra, 2000 yılında emekli oldu. Serbest gazeteci olarak çalışmalarını sürdüren Engin Aktel, evli ve bir çocuk babasıdır.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 3 okur okudu.
  • 5 okur okuyacak.