Adı:
Kestane Karası
Baskı tarihi:
Mayıs 2006
Sayfa sayısı:
368
ISBN:
9789752892316
Kitabın türü:
Yayınevi:
Everest Yayınları
1940’ların sonunda Burgazada’da geçen Kestane Karası, yıllarca gazetecilik yapan Engin Aktel’in ilk romanı. Dinlendiklerinden ve tanıklıklarından yola çıkarak yazdı Engin Aktel bu kitabı. Kestane Karası denizin başrol oynadığı, balıkların ve insanların yardımcı rollerde hayatta kalma kavgasını sürdürdüğü bir roman ve okuru peşinden sürüklüyor.

Sürüklendiğiniz bu öyküde adanın insanlarıyla tanışacak, öykülerine konuk olacaksınız. Onlarla birlikte balığa çıkacak, kimi zaman eli kolu dolu, kimi zaman denizin gazabından yorgun döneceksiniz. Burgazada’nın kahvelerinde oturup sohbete dalacak, meyhanelerinde bir tek atacaksınız. Ama her seferinde yaşamı elinde tutan asıl gücün deniz olduğunu fark edeceksiniz. Coğrafi sınırları böylesine kısıtlı olan bu adada, insanların öfkelerinin, nefretlerinin olduğu kadar, dostluklarının, sevgilerinin de deniz gibi uçsuz bucaksız olduğuna tanık olacaksınız. Bir de denizin her zaman payını aldığına…
Balıkçılıkla geçinen ada halkı insanlarının biribiri ile ilgli saf,katıksız ilişkileri, kavgaları...Her şey doğal.Günlük hayatta insanın başına gelebilecek olaylar zinciri. Ada halkının birbirine sahip çıkışı. Ada halkından olmayan yabancı birini hemen tanımaları. Balık bulduklarında yüzlerindeki sevinç. Hayatın kendisi.
"Kestane Karası" diye mırıldandı. Babası Stelyo hep bahsederdi bu fırtınadan. Eylül oldu mu her gün bu fırtına beklenirdi. Ocak ayında da Ay Andon fırtınası. Bu iki fırtınanın tahribatı çok olurdu.
Adalı kadınlar Despina'yı bir an bile yalnız bırakmıyordu.Bir matem evinde yapılması gerekenlerin hepsi yerine getirilmişti. Böyle günlerde ada halkı adeta tek yürek tek nefes olurdu. Zoru paylaşmanın verdiği bir yakınlık mıydı bu,yoksa yıllar boyu atadan kalma beraberliğin töresi mi?
Çocukluklarından beri iç içe yaşıyorlardı. Anneleri,babaları hatta dedeleri birlikte paylaşmışlardı yaşamı. Her türlü acıya ortak olmuşlar, mutlu günleri birlikte paylaşmışlardı.
Adaya has insanlık sihriydi bu...
Muvakkar'ın deyimiyle, buraya daha ziyade iki tek atıp evin yolunu tutan yarı kılıbıklar takılırdı.Muvakkar gibi kimseye hesap vermek zorunda olmayan bekarlar ise yuvarlak çinko masada meyhaneyi kapatana kadar sohbete devam ederdi. Yalnız bir şeyi konuşmak yasaklanmıştı çinko masada: Politika...Bu yüzden çok seneler önce büyük kavgalar çıkmış, cinayet bile işlenmişti. Güzel sohbeti, keyif veren içkiyi politika mezesi ile azap haline sokmaya kimsenin hakkı yoktu. Bu kural yıllardır bozulmadan süre gelmekteydi.
"Bu balığın adı Hristospsari'dir. Yani İsa balığı. Bu gördüğü kara leke de İsa'nın parmak izidir. Tevatür göre bir balıkçı köyüne giden İsa, oradaki halkın açlıktan kırıldığını görür.Ne olduğunu sorar ve orada artık balık olmadığını, bu yüzden köydekilerin açlık içinde olduğunu öğrenir.Kalabalıktan ayrılarak sahilden denize doğru yürür. Ayaklarının dibine gelen bu balığa birşeyler fısıldar ve baş parmağını sıkıca solungaçlarının altından böğrüne doğru bastırır. İşte bu gördüğün kara leke oluşur.Balık, İsa'dan aldığı emirle derinlere gider ve diğer balıkları toplayıp köy halkının avlandığı sulara getirir. O gün bugündür bu balık İsa'dan aldığı görevi yerine getirmeye çalışır.
Sansar'ın kolu kopmuştu.Şilep, Naylon,Topal ve Sami bakıştılar.Su testisi su yolunda kırılmıştı.Dinamitle avlanan mutlaka cezasını çekiyordu.
Her kötülüğün bir cezası vardır Yuakim. Sen de o cezanın adli kısmını çektin ama ilahi kısmı yakana yapışmış kurtulamıyorsun. Bak kaç yıl oldu hâlâ yakanı bırakacak gibi değil... Ne kadar tövbe edersen et, gırtlağına sarılan bu azaptan kurtulamazsın.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kestane Karası
Baskı tarihi:
Mayıs 2006
Sayfa sayısı:
368
ISBN:
9789752892316
Kitabın türü:
Yayınevi:
Everest Yayınları
1940’ların sonunda Burgazada’da geçen Kestane Karası, yıllarca gazetecilik yapan Engin Aktel’in ilk romanı. Dinlendiklerinden ve tanıklıklarından yola çıkarak yazdı Engin Aktel bu kitabı. Kestane Karası denizin başrol oynadığı, balıkların ve insanların yardımcı rollerde hayatta kalma kavgasını sürdürdüğü bir roman ve okuru peşinden sürüklüyor.

Sürüklendiğiniz bu öyküde adanın insanlarıyla tanışacak, öykülerine konuk olacaksınız. Onlarla birlikte balığa çıkacak, kimi zaman eli kolu dolu, kimi zaman denizin gazabından yorgun döneceksiniz. Burgazada’nın kahvelerinde oturup sohbete dalacak, meyhanelerinde bir tek atacaksınız. Ama her seferinde yaşamı elinde tutan asıl gücün deniz olduğunu fark edeceksiniz. Coğrafi sınırları böylesine kısıtlı olan bu adada, insanların öfkelerinin, nefretlerinin olduğu kadar, dostluklarının, sevgilerinin de deniz gibi uçsuz bucaksız olduğuna tanık olacaksınız. Bir de denizin her zaman payını aldığına…

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Metin Özdemir

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%100 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0